Mehmet Ocaktan
Hayatınızda, Türkiye’nin hukuk sistemiyle cahiliye dönemi hukukunu karşılaştırmak gibi bir absürtlük aklınıza geldi mi? Eminim gelmemiştir, benim de bugüne kadar aklımın ucundan bile geçmemişti hiç. Ta ki Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı’nın yeni kitabı “Kur’an’ın Ahlak Çağrısı” kitabını okuyana kadar.
Bazen, en azından kâğıt üzerinde hala bir hukuk devleti olarak gözüken hukuk sistemimizi, henüz demokrasiyle tanışmamış ya da bilerek despotik bir sistemde karar kılmış ülkelerin hukukuyla mukayese etmişizdir ama Cahiliye dönemiyle asla…
Yüzyıllar içinde oluşan hukuk müktesebatının büyük bir külliyat oluşturduğu, yaşadığımız çağın değişimlerine paralel olarak zenginleşen evrensel hukuk normları varken, neden Cahiliye hukukuyla karşılaştırmayı düşünelim ki…
Yanlış anlaşılmasın, Çağrıcı Hoca’nın kitabında böyle bir mukayese bulunmuyor. Cahiliye dönemi Araplarında da bir ‘adalet’ fikrinin olduğunu, ‘adalet‘ ve hakkaniyetin iyi, zulüm ve haksızlığın kötü olduğunu bildiklerini belirten Prof. Dr. Çağrıcı, Cahiliye dönemindeki adalet anlayışını şöyle tanımlıyor: “Örgütlü bir devlet yönetimi ve hukuk düzeninin bulunmadığı Cahiliye dönemi Hicaz bölgesinde, her ne kadar hakem usulü gibi bazı örfi uygulamalar bulunsa da bu usule uymak rızaya bağlı olup, zorlayıcı bir hakemlik aygıtı ve normları mevcut değildi. İkinci olarak, hakemin verdiği kararın bağlayıcılığı ve yaptırımları yoktu. Sonuçta İslam öncesi dönemde hukukun üstünlüğünün gereği olan genel geçer bir hukuk düzeni ve bu düzeni besleyip ayakta tutacak mahiyette bir ahlaki temel bulunmuyordu. Bu toplulukların kültüründe hayatın genel kurallarını o günün ma’ruf telakkisine göre Cahiliye örfü belirliyor; kabileler ve aşiretler arası baskınlar, yağmalar, talanlar da fiilen örfün bir parçasını oluşturuyordu.” (Kur’an’ın ahlak çağrısı, s.165, KURAMER)
Doğal olarak Cahiliye döneminde bildiğimiz anlamda ‘hukukun üstünlüğü’ diye bir kavramdan elbette söz edilemez. Ama her şeye rağmen, kendi kültürel yapıları içinde örfe dayalı bir adalet anlayışları vardı ve hayatlarını ona göre düzenliyorlardı.
Ancak bugün Türkiye’de ‘hukukun üstünlüğü’nün yok edildiği talihsiz dönemi değerlendirirken, evrensel hukuk normlarının böylesine geliştiği bir dünyada, ülkemizdeki hukuksuzlukları Cahiliye dönemiyle kıyaslamak zorunda kalmak herhalde büyük bir talihsizlik olsa gerek…
Elbette Cahiliye hukukuna dönmeyeceğiz ama Türkiye gibi uzun demokrasi tecrübesine sahip ve de bazı eksiklerine rağmen, modern anayasası olan bir ülkede, uygulamada Cahiliye dönemini akıllara getirecek görüntülerin sergileniyor olması, hepimiz için ciddi bir uyarı niteliği taşımalıdır.
Çok doğal olarak birileri, sağlam bir anayasası olan Türkiye’deki hukuk sistemini Cahiliye dönemiyle kıyaslamanın anlamsız olduğunu söyleyebilir. Evet bana göre de anlamsız, zira Türkiye en azından kağıt üzerinde pek çok demokratik ülkeyle kıyaslanabilecek bir anayasaya sahip.
Ama gelin görün ki uygulama, hiç de anayasal demokrasiye işaret eden bir görüntü vermiyor.
Biliyoruz ki devletin en temel görevlerinden biri de adalet dağıtmaktır. Adaletin dağıtımında devlete düşen en temel görev, tarafsızlığı ve eşitliği sağlamaktır. Ve devletin üç temel erkinden biri yargı erkidir. Yargı erkinin yasama ve yürütme erkleri karşısında işlevini tam olarak yerine getirebilmesi için yargı erkini kullananların yani hâkimlerin bağımsız olması ve bazı güvencelerle donatılması gerekir. Aksi halde en küçük bir etki bile adaletin varlığına zarar verir. Ne yazık ki bugün Türkiye’de ‘hakim teminatı’ bulunmadığı için, yargı siyasal etkiye açık haldedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesine göre, Türkiye bir hukuk devletidir. Hukuk devletinin varlığından söz edebilmek için en önemli unsurlardan birinin yargı denetimi ve yargı bağımsızlığı olduğu konusunda düşünce birliği bulunmaktadır.
Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/1.maddesinde herkesin bağımsız ve tarafsız bir mahkemede makul sürede hakkaniyete uygun ve aleni surette adil yargılanma hakkının unsurları olarak vurgu yapılmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının anlam, kapsam ve sınırlarını içtihatlarıyla ortaya koymuştur.
Hal böyleyken, ülkemizdeki alt mahkemelerin Anayasa Mahkemesi’nin ve AİHM’nin kararlarına uymaması, Türkiye’deki hukuk sistemini antidemokratik ülkeler ligine düşürdüğü gibi, adalete olan güveni de her geçen gün derinden yaralamaktadır.
İşte tam da hukuk sitemimizdeki bu zaaflar yüzden, adalete hasret kalan insanların zihninde ister istemez Cahiliye hukuku çağrışımlarının yapılması son derece doğaldır.
Yazarlar
-
Mensur AkgünTrump’ı anlama kılavuzu… 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİEmekliler gazı Demirtaş’la Öcalan neyi beklesin? 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanTürk hukukunu cahiliye hukuku ile mukayese etmek aklınızdan geçti mi hiç… 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolBahçeli’nin tavrı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA“Anadolu Huzura, Öcalan Umuda, Ahmet’ler Makama, Demirtaş Yuvasına Dönünceye Kadar Kararlılığımız Ne 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciKaçılan ülke ve pahalı ülke 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT71 YIL ÖNCE… 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENİki ateş arasında İran halkı 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRErdoğan rahatsız olunca ortaya çıkan rahatsızlık… 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZCHP’nin sıra dışı Kürt Konferansı’nın düşündürdükleri 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTarihin dönüm noktasındayız: ABD geriliyor… 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANYeni Anayasa denilince tüylerim diken diken oluyor 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURCHP çözüm sürecinde AK Parti’ye nasıl gol attı? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSiyasi davalarla CHP ‘up’, Cumhur İttifakı ‘down’ 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞBİZ YOKSULLAŞIYORUZ, ANKARA ZENGİNLEŞTİĞİMİZİ SÖYLÜYOR… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluArtık çözümün hızlanmasına mani bir hal var mı? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye’nin yeni ruh hali: Kırılgan ve yapay denge toplumu 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
28.01.2026
26.01.2026
14.01.2026
12.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
31.12.2025
29.12.2025
22.12.2025