Mesut YEĞEN
Baas’tan ve İslamcılıktan Sonra başlığıyla yayımlanan önceki yazımda şunu öne sürmüştüm: 7 Ekim 2023’ten bugüne geçen kısa zaman zarfında Ortadoğu’da ve Kürt meselesinde yeni bir döneme geçilmiş durumda. Bölgede eski ve yeni olanı şöyle tasvir etmiştim: Birinci Dünya Savaşı sonrasında ilki İngiltere hegemonyası, ikincisi ABD-SSCB dengesi, sonuncusu İran (Rusya)-İsrail (ABD) rekabetiyle geçen, ilkine himaye altında zayıf bir modernleşmeciliğin, ikincisine Baas’ın, sonuncusuna İslamcılığın damgasını vurduğu üç büyük dönem yaşanmışken, bölgeyi şekillendiren ana aktörlerle başat ideolojilerin değiştiği yeni bir dönem başlamış durumda. Dördüncü dönemde bölgenin ana aktörleri ABD, İsrail, Suudi Arabistan, Fransa ve Türkiye’den ibaret ve bu aktörler arası esas ilişki formu çatışmadan ziyade işbirliği olacak görünürken, sert ve evrenselci ideolojiler olarak Baas ve İslamcılık yerini bölge devletlerinin çıkarlarını maksimize etmeyi esas alan bir egoizme ve konformizme bırakıyor.
Kürt meselesinde eski ve yeni olanı ise şöyle izah etmiştim: İngiltere hegemonyası ve ABD-SSCB dengesiyle geçen ilk iki dönemde meskun oldukları ülkelerin tanınmayan vatandaşları olmakla yetinen Kürtler, Baas’ın çöktüğü üçüncü dönemde Irak’ta ve Suriye’de (İran ve Türkiye tandemi daha fazlasını engellese de) kendilerini yönetme hakkına kavuşmuşken, kısa zamanda İran’ın bölgeden tart edilmesine yol açmış görünen dördüncü dönemde Kürt meselesinin seyrinde büyük bir kırılma gerçekleşti. İran-Türkiye tandeminin zeminin kalmadığı dördüncü dönemde, Türkiye’yle Kürtler çatışma ya da barış seçenekleriyle baş başa kalmışken, devlet ve Öcalan kardeşlik olarak barış sapağına girmeye karar kıldı.
Bölgenin ve Kürt meselesinin kökten biçimde yenilenmesi, bu ikisi üzerine düşünenleri, bu ikisiyle ilgili siyaset yapmak niyetinde olanları yeni şeyler söylemeye, yeni şeyler yapmaya mecbur kılıyor. Nitekim, seyrini tayin edici bir biçimde belirleyemese de, bütün bu yenilenme işinin içinde olan iktidar hem bölgenin hem de Kürt meselesinin yeni haline intibak etmeye, bu iki yenilenme karşısında geçerli siyasetler üretmeye çalışıyor. Elbette kendi bildiğince, kendi mizacınca…
Türkiye’yi yönetmek iddiasında olduğundan, CHP de kendi bildiğince, kendi mizacınca yeni bir bölge perspektifi, yeni bir Kürt meselesi siyaseti geliştirmek durumunda. Haddizatında, CHP açısından bu ihtiyaç daha da belirgin, çünkü uluslararası siyaset alanında zaten zayıf ve Özel-İmamoğlu ikilisiyle birlikte önemli adımlar atmış olmakla beraber Kürt meselesinde halen yeterince cesur değil. Epey bir zamandır Türkiye’nin birinci partisi olmasına karşın, CHP’nin daha uzun süreceği anlaşılan bu fırtınalı havalarda Türkiye’ye kaptanlık edip edemeyeceği hakkında şüpheler var ve Kürt meselesinde inisiyatifi yeniden ele alabilecek gibi görünen iktidarın kardeşlik paradigmasına mukabele etmesi gerekiyor.
Uzun lafın kısası: Ortadoğu ve Kürt meselesi, bölge ve Kürtler CHP’yi ‘oyuna’ çağırıyor.
CHP’nin Zayıf Karnı: Dış Politika
Çağrıldığı oyuna girebilmesi için CHP’nin yeni bir bölge perspektifine, yeni bir Kürt meselesi siyasetine ihtiyacı var. Öte yandan, bir başına bile yeterli olmakla beraber, CHP’nin yeni bir bölge perspektifi ve Kürt meselesinde yeni bir siyaset ortaya koymasını gerekli kılan tek sebep bölgede ve Kürt meselesinin seyrinde yeni bir dönemin başlamış olması değil. Dünya büyük bir altüst oluş yaşadığından olsa gerek, siyasi partilerin dünyayı nasıl yorumladıkları, uluslararası siyaset alanında ne önerdikleri seçmen davranışını belli ki giderek daha çok etkiliyor. Ne var ki, seçmen davranışını etkileme kudreti artan dış politika, CHP’nin AK Parti ve Erdoğan’la rekabet etmekte zorlandığı alanların başında geliyor. Uzun zamandan sonra, herhalde bundan kötüsü nasılsa olmaz diyerek ekonomiyi bile CHP’nin daha iyi yöneteceğine kani olan seçmen, dış politika ve güvenlik siyasetinde halen CHP’yi pek ehil bulmuyor. Buna karşın, ekonomiyi toparlamakta zorlanan ve otokratik yönetimini sona erdireceğinden olsa gerek yeniden pozitif siyasete dönmeye niyeti görünmeyen Erdoğan, pek muhtemelen hem başarılı bulunduğundan hem de “dünyanın bu halinde Türkiye’yi güçlü bir lider yönetmeli” duygusunu güçlendireceğinden, dış politikayı ve güvenlik siyasetini (ve muhtemelen çözüm sürecini de) 2028 seçimlerinin birincil konusu yapabilir. Özetle, dış politika alanındaki geleneksel zayıflığı da CHP’nin yeni bir bölge perspektifi, yeni bir Kürt meselesi siyaseti geliştirmesi gerektiğine işaret ediyor.
İlkiyle bağlantılı olmakla beraber ayrı bir başlık olarak düşünülebilecek beka meselesi de CHP’yi bölge siyasetinde ve Kürt meselesinde yeni sözler söylemeye zorluyor. Gerek tarihsel gerekse de güncel sebeplerden ötürü Türkiye’de hem büyük devlet olmak arzusu hem de her şeyi kaybedebiliriz duygusu (beka kaygısı) kuvvetli. Kuvvetli çünkü, Osmanlı’nın uzak geçmişi güçlü devlet olma arzusunu, yakın geçmişi ise parçalanabiliriz kaygısını besleyen iki kaynak olarak hafızamızda canlılığını koruyor. Öte yandan, bugünkü gibi büyük alt üst oluş zamanlarında bu iki duygu muhtemelen daha belirgin hale gelip seçmen kanaatinin şekillenmesinde daha fazla rol oynuyordur. Bu durumda CHP’nin her iki duyguyu da bir şekilde tatmin edebilmesi, bunun için de bölge siyasetinde ve Kürt meselesinde yeni bir perspektif sunması gerekiyor.
Özetle, bölgenin ve Kürt meselesinin esaslı bir biçimde yenilenmiş oluşu kadar dış politikada kimin ne söylediğinin ve güçlü devlet arzusuyla beka kaygısının seçmen davranışında önemli olması ve dış politika alanında Erdoğan’ın kuvvetli CHP’ninse zayıf bulunması da CHP’nin hem yeni bir bölge perspektifi hem de yeni bir Kürt meselesi politikası geliştirmesi gerektiğine işaret ediyor.
Yeni Bölge, Yeni Kürt Sorunu, Yeni Perspektif
Partinin geçmişten gelen yatkınlıklarını ve gelecekteki ihtiyaçlarını göz ardı etmeden bölgenin ve Kürt meselesinin yeni halini düşünecek bir CHP perspektifi, en azından başlangıç itibarıyla birkaç parametreye yaslanmak durumunda. Parametrelerden ilki bugünle geçmiş arasındaki ilişkiye dair. Yeni CHP perspektifi öncelikle şunu göstermeli: CHP, yönetmeye hazırlandığı devletin bölgeye uzunca bir dönem egemen olmuş Osmanlı Devleti’nin varisi olduğunun ve bu verasetin Türkiye için hem imkân hem de sorumluluk ürettiğinin idrakindedir. Cumhuriyet’in kuruluşundaki mümtaz rolü güçlü bir meşruiyet kazandırmakla birlikte CHP Türkiye’nin bölgeyle maziye dayanan ilişkisini de eksiğiyle gediğiyle tanımak durumunda. Yeni bölge perspektifi CHP’nin geçmişten ders çıkardığı kadar ilham da aldığını göstermeli.
İkinci parametre beka meselesiyle ilgili. Yeni bölge perspektifi CHP’ye ülkenin kolektif ruhunda yeri sağlam görünen “bir zamanlar büyük devlettik, yeniden olmalıyız” arzusuyla “parçaladılar, yine parçalayacaklar” (beka) kaygısına aynı anda seslenebilme kabiliyetini kazandırmalı. Bu kabiliyeti kazanması için CHP’nin AK Parti’yi taklit etmesi gerekmiyor. Söz konusu iki duyguya AK Parti’ninkinden başka bir üslup ve içerikle seslenilebilmesi mümkün. Seçmenler, güçlü ordusu yanında, (bölge ülkelerine kıyasla) eğitimli nüfusu, katmanlı ekonomisi, seküler gündelik hayatı gibi yumuşak güç unsurları vasıtasıyla Türkiye’nin bölgenin büyük devleti olabileceğine ikna edilebilir. Keza, teknolojiye, disipline ve akıl ve bilime dayanan bir güvenlik siyasetiyle parçalanma tehdidinin daha etkin bir biçimde boşa çıkarılabileceği de anlatılabilir seçmenlere.
Yeni bir beka tanımı geliştirmek de üçüncü parametre olmalı. CHP, topluma bir yandan büyük devlet olmanın ve tehditlerle daha etkin baş edebilmenin yeni yollarını gösterirken, diğer yandan da ülkenin bekasını asıl tehlikeye sokanın adaletin ve ekonominin çökmesi, gençlerin geleceğinden ümit kesmesi, ülkenin en iyi lise ve üniversitelerinden mezun olanların çoğunun yurt dışına gitmesi ve nüfus artış hızının birden düşmesi olduğunu göstererek yeni bir beka tanımı geliştirmeli. Modern zamanlarda beka meselesine yol açan esas faktörün toplumlarının gücüne yaslanmayan, toplumlarının enerjilerini harekete geçirmeyip, bu enerjiyi bastıran yönetim anlayışları olduğunu göstermek… CHP perspektifinin üçüncü parametresi de bu olmalı.
Dördüncü parametre İran ve Rusya’dan ve Baas ve İslamcılıktan arınan bölgede oluşacak yeni statükonun çatışmadan çok işbirliğine yaslanabileceğinden ve geride kalan 70-80 senenin iki büyük iddiası olarak Baas ve İslamcılığın çökmesiyle bölgede büyük bir moral ve entelektüel boşluk oluştuğundan hareket ediyor. Hem bölgenin etkili aktörleri arasındaki hâkim ilişki formunun değişecek görünmesi hem de söz konusu moral ve entelektüel boşluk, bölgeye yeni tekliflerde bulunmak imkânı üretecek görünüyor. Bölgenin yakın bir gelecekte öncekilere kıyasla daha ılımlı ve daha kapsayıcı siyasi tahayyülleri duymaya daha hazır hale gelecek görünmesi CHP için bir fırsat olsa gerek. Bu yeni durumda sekülerlik, demokrasi ve iyi yönetişim fikirlerini harmanlayan siyasi tahayyüllerin bölgede kök salmasına katkıda bulunmaya çalışmak yeni CHP perspektifinin diğer bir parametresi olabilir. Bölgeye bulaşmamaktan ziyade bölgeyi, bölgeyle birlikte sekülerlik ve demokrasi yolunda değişmeye teşvik etmek CHP siyasetinin dördüncü parametresi olmalı.
Son parametre de Kürtlerle ve Kürt meselesiyle ilgili. Yeni CHP perspektifi Türkiye ve bölge Kürtlerini birlikte ve ayrı ayrı ele almalı. CHP, Türkiye Kürtlerine eşit vatandaşlık, Kürtçenin eğitim dili kılınması, iyi yönetişim temelli bir yerelleşme teklif ederken, Türkiye harici Kürtlere de kardeşlik ve Türkiye’yle yoğun iletişim ve işbirliği teklifiyle gidebilir. Ancak bu son parametrenin Kürtlerle meskûn ülkelerle ilgili bir boyut da içermesi elzem. CHP, Kürtlerle meskûn Suriye, Irak ve İran’a Kürtlerin kimliğinin tanındığı, Kürtlerle beraber herkesin eşit vatandaş sayıldığı, ifade özgürlüğü ve mülkiyet hakkı gibi temel hakların tanındığı, iyi yönetişimin ve yerelleşmenin esas olduğu bir siyasi gelecek için işbirliği yapmayı ve birlikte çalışmayı teklif edebilir. Diğer deyişle, CHP’nin yeni bölge perspektifi sadece Türkiye’nin değil herkesin Kürtlerle barışı ilkesini esas almalı.
Hülasa, Ortadoğu ve Kürtler, her ikisi birden CHP’yi oyuna çağırıyor. Peki, CHP çağrıldığı oyuna girmezse ne olur? Hiç, sadece Türkiye’yi yönetebilir bulunmayabilir.
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları









































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
17.10.2025
7.10.2025
5.09.2025
24.08.2025
9.08.2025
19.07.2025
13.07.2025
29.06.2025
15.06.2025