Mesut YEĞEN
TBMM Başkanlığı’na teslim edilen raporlardan ümitlenmek, iyimser sonuçlar çıkarmak zor. Zor, çünkü okuyan, bakan herkesin hemen teslim edebileceği üzere, raporlar ayrı telden çalıyor.
En azından benim okuyabildiğim beşi.
Beş farklı aktör, beş farklı siyasi parti tarafından kaleme alındığından farklılıklar olması beklenirdi elbet. Ancak bu haliyle raporlar, bu beş aktör birkaç ay önce “Bir meselemiz var, oturup konuşalım” diye ortak bir karar alıp bir araya gelmemiş, geride kalan dört- beş ay boyunca birlikte bir mesai yapmamış türünden bir izlenim veriyor. Bu da “Peki şimdi ne olacak, bu beş aktör nasıl uzlaşacak” sorusunu sorduruyor.
Neyse ki süreç raporlardan ibaret değil ve devam ediyor. Süreç devam ettiği gibi partilerin raporlarından nihai bir rapor çıkarılacak ve bu son rapor yürütmenin atacağı adımlar ve Meclis’te yapılacak düzenlemeler için zayıf ya da kuvvetli bir referans oluşturacak. Dolayısıyla, süreçle ilgili genel kanaatler oluşturmak, sürecin akıbetiyle ilgili kalıcı çıkarımlar yapmak için henüz erken.
Komisyona sunulan parti raporları tek başına ümit verici olmasa da raporlara gelinceye kadar yürüyen ve daha da yürüyecek görünen bir süreç var. Bir önü, bir arkası olduğundan sadece raporlara dayanarak süreç hakkında kati çıkarımlar yapmak çok doğru olmaz. Raporlarla birlikte “süreç ne alemde, buradan nereye gidebiliriz” sorusunu hakkınca cevaplayabilmek için hem raporlara hem de raporların önüne-arkasına bakmak lazım.
Raporlar
Raporların detaylı analizi yapılabilir yapılmasına, nitekim birkaç yerde de yapıldı. Ancak raporlarla birlikte “Süreçte nereye geldik, buradan nereye gideriz” sorusunu cevaplamak için ihtiyacımız olan bu türden detaylı bir analizden çok, sürecin akıbeti açısından önem taşıyan iki konuda raporlarda ne dendiği, iki önemli sorunun nasıl cevaplandığı.
İçinde bulunduğumuz süreç merkezli baktığımızda önümüzdeki iki büyük soru şu:
1- Kuvvetli ya da zayıf bir reform siyasetine bağlanmayan bir geçiş yasasıyla PKK’nin silahsızlanması tamamlanıp eve dönüş gerçekleşir mi?
2-Geçiş yasası ve dolayısıyla eve dönüş SDG-Şam ilişkilerinin Türkiye açısından ‘yola girmesini’ bekler mi?
Tek soruda birleştirmeyi denersek: Reform siyaseti kapısını kapalı, SDG-Şam ilişkilerinin seyri kapısını açık tutarak eve dönüşü gerçekleştirebilir miyiz?
Raporların bu iki soruyu nasıl cevapladığına gelince… MHP raporuyla başlayayım. MHP’nin süreçteki özel konumu malum. Kurulduğu ilk günden yakın zamana kadar Kürt meselesinde güvenlikçi siyaseti savunan ve 2009-2015 sürecine kökten karşı çıkan MHP, 1 Ekim 2024’te “Türklerle Kürtlerin kardeşliği” demeye başlamasaydı, bir senedir yürüyen bugünkü süreç olurdu belki, ama inananı, destekleyeni herhâlde bu kadar çok olmazdı. Böyle olmakla beraber MHP raporundaki ana fikir şu: Türklerle Kürtlerin kardeşliğinin önündeki esas engel “terör” olduğundan, ihtiyacımız olan, “terörü” sonlandırıp eve dönüşü mümkün kılacak kademelendirilmiş bir infaz yasası, belki biraz fazlası.
MHP’nin raporuna göre cumhuriyetin millet anlayışında, vatandaşlık, eğitim ve kültür politikalarında bir sorun olmadığından, haddizatında bütün bunlar tam da olması gerektiği gibi olduğundan, Türklerle Kürtlerin kardeşliğini sağlamanın yolu kuvvetli bir reform siyasetinden geçmiyor. Dolayısıyla kapsamlı bir reform siyasetine de ihtiyaç yok. Ancak şunu da ekliyor MHP raporu: Terörü tasfiye etmek için hukuk, ekonomik kalkınma ve demokratik kurumların güçlendirilmesi gibi araçların da kullanılmasına ihtiyaç var. Nitekim bunun için olsa gerek, MHP kademelendirilmiş bir infaz yasasının yanına Öcalan’ın salıverilmesine yol açmayıp infaz koşullarını değiştirecek bir umut hakkı düzenlemesiyle AHİM ve AYM kararlarına uyulması önerisini ekliyor.
Özetle, kapıları kuvvetli bir reform siyasetine kapatıp zayıf bir reform siyasetine aralık tutuyor MHP. Oldukça zayıf bir reform siyasetine “evet” diyor görünen MHP’nin, eve dönüşle SDG-Şam ilişkilerinin seyri arasındaki ilişki için ne dediği biraz belirsiz. Eve dönüş yasası için PKK’nin YPG dahil bütün yan örgütleriyle tasfiyesinin teyit edilmesini şart koşmakla beraber, MHP raporunun formel bir feshi mi kastettiği yoksa Şam’la Kürtler arasında ademimerkeziyete kapı aralamayan net bir anlaşmaya mı işaret ettiği açık değil.
Üzerine konuşulanın terör meselesi olmakla kalmayıp Kürt meselesi de olduğu, cumhuriyetin takip ettiği Kürt meselesi siyasetinde önemli düzeltmelere gidilmek zorunda kalındığı gibi tespitleri itibarıyla MHP raporundan ayrışsa da, AK Parti raporu bahis konusu ilk ana soruyu aşağı yukarı MHP gibi cevaplandırıyor. AK Parti raporuna göre de esas ihtiyaç duyulan kademelendirilmiş salıvermeyi mümkün kılacak bir geçiş yasası, dönenlerin entegrasyonunu sağlayacak tedbirlerin alınması ve “bazı reformlar”. Diğer deyişle reform siyasetine zayıfça kapı aralayan bir eve dönüş AK Parti’ye göre de yeterli.
Eve dönüşü zayıf bir reform siyasetiyle desteklemekte MHP’yle ortaklaşmakla beraber, AK Parti’nin kapıyı aralık tuttuğu zayıf reform siyaseti iki açıdan MHP’den farklı. MHP, eş zamanlı ve AHİM ve AYM kararları denilerek görece de olsa belirginleştirilmiş bir reform çerçevesi önerirken, AK Parti’nin önerisi eve dönüşten sonra gündeme gelecek, çerçevesi epey belirsiz bir reform siyaseti. MHP gibi AK Parti de eve dönüş yasasının çıkarılması için öncelikle PKK’nin bütün “unsur ve uzantılarıyla” silah bırakmış olduğunun tespit ve teyidini şart koşuyor. Ancak burada da kastedilenin formel bir fesih mi olduğu yoksa Şam’la Kürtler arasında Türkiye’nin onayladığı bir anlaşma mı olduğu belirsiz.
Beklenebileceği üzere DEM Parti’ninki eve dönüş meselesini Kürt meselesinin genel çözümü içerisine yerleştirilen, çok kapsamlı bir rapor. Hem eve dönüş ve eve dönüşten sonrası hem de Kürt meselesinin genel çözümü için yapılması gerekenlere dair iyi bir rehber niteliğinde DEM Parti raporu. Diğer raporlarla simetrikleştirmek gerekirse, DEM Parti kademelendirilmemiş bir eve dönüşle birlikte kapsamlı bir reform siyaseti öneriyor. Geniş kapsamı ve profesyonelliği itibarıyla takdire şayan olmakla beraber yapılması önerilenler arasında bir önceliklendirme ve takvimlendirme yapılmamış olması DEM Parti raporunun bir tür maksimalizm ve stratejisizlik duygusu vermesine sebep oluyor. DEM Parti eve dönüşle SDG Şam ilişkilerinin seyri arasında bir ilişki kurmuyor.
Yeni Yol grubununki de kapsamlı ve profesyonel bir rapor. PKK’ye sınırlı kalmayan ve kademelendirilmemiş bir eve dönüş yasasıyla beraber eve dönüş sonrası süreçte neler yapılması gerektiğine dair uygulanabilir, makul ve profesyonelce düşünülmüş öneriler var Yeni Yol grubu raporunda. Yeni Yol raporu da eve dönüşle birlikte kuvvetli bir reform siyasetine başlamayı öneriyor. Vatandaşlığın Türklükten ayrıştırılması, Kürtçe eğitim ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gibi Kürt meselesiyle ilgili cesur reform önerileriyle beraber hükümet sistemi, güçler ayrılığı ve ifade hürriyeti gibi alanlarda da kuvvetli reform önerileri yapılıyor. Kararında tutulan kapsamı, hem eve dönüş hem de eve dönüş sonrası için ilgili deneyimlerden ve literatürden faydalanarak oluşturulan profesyonel öneriler ve makulün sınırlarında kalması Yeni Yol raporunu ayırt edici kılıyor. DEM Parti gibi Yeni Yol Grubu da eve dönüşle SDG Şam ilişkilerinin seyrini ilişkilendirmekten kaçınmış görünüyor.
CHP raporu ise “beklenenle” uyumsuz. Raporda eve dönüşle ilgili önerinin Adalet Bakanlığı’ndan gelecek önerilerden sonra yapılacağı belirtilerek genel bir demokratikleşme reformu paketi önerilmiş. Bu açıdan bakıldığında CHP komisyona nasıl girdiyse öyle çıkmaya karar vermiş görünüyor. Yapılan demokratikleşme reformu önerileri hepsi çok önemli, çok gerekli olmakla beraber, CHP raporu komisyonda olmanın getirdiği koordinatları tanımamış. Bu yüzden de CHP eve dönüşle ve eve dönüşün reform siyaseti ve SDG-Şam ilişkilerinin seyriyle ilgili ne düşünüyor sorusuna cevap vermek bu aşamada mümkün değil.
Kaba bir özet yapmak gerekirse raporlar şunu gösteriyor: AK Parti ve MHP, SDG de dahil PKK’nin tasfiyesinin tespit ve teyit edilmesine mukabil zayıf bir reform siyasetine açılan kademelendirilmiş bir eve dönüş öngörürken, DEM Parti ve Yeni Yol Suriye’deki gidişatla ilişkilendirilmeyen ve kuvvetli bir reform siyasetine açılan genel bir eve dönüş öneriyor. CHP ise eve dönüşle ilgili perspektifini açıklamayıp, genel ve geniş bir demokratikleşme teklif ediyor.
Ne Olur?
DEM Parti, CHP ve Yeni Yol grubunun bu yönde bir talebi olmadığı gibi PKK’nin bütün unsur ve uzuvlarıyla tasfiye edildiğini tespit ve teyit edebilecek pozisyonda olmadıklarından, SDG-Şam ilişkilerinin seyriyle eve dönüş arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağını tayin etme yetki ve kudreti iktidarda. Diğer deyişle, “SDG-Şam ilişkileri Türkiye’nin kaldırabileceği bir yere geldi, dolayısıyla PKK’nin bütün unsur ve uzuvlarıyla tasfiye edildiği tespit edildi, eve dönüş yasası gündeme alınabilir” diyecek olan AK Parti ve MHP, daha çok da Erdoğan. Bu açıdan baktığımızda durum parlak görünmese de ümitsiz değil. Türkiye, zaman zaman yeniden “ademimerkeziyet olmaz, SDG mensupları tek tek orduya katılsın” pozisyonuna dönüyor görünse de, gerek Suriye’deki dahili ve harici şartlar, gerekse de son birkaç haftada SDG’yle rejim arasında yürüyen müzakereler Türkiye’yi SDG’yle Şam ilişkilerinin alacağı form konusunda işleri çok da zorlamamak gerektiğine ikna edebilecek görünüyor.
Bu olursa önümüzdeki haftalarda “SDG dahil tasfiye tamam, eve dönüş yasası çıkabilir” noktasına gelinebilir.
Ancak eve dönüşün gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, eve dönüş yasasının çıkması kadar nasıl çıktığına da bağlı olabilir. İki farklı açıdan. Yasa, CHP’nin de dahil olduğu büyük bir koalisyonun onayıyla değil de merkezinde AK Parti, MHP ve DEM Parti’nin olduğu bir koalisyonun onayıyla çıkarsa toplumsal atmosferin eve dönüşe uygun hale gelmesi gecikebilir. Bu durumda yasadan beklenen verim hemen alınmayabilir. Ancak daha önemlisi, eve dönüş yasası AK Parti ve MHP’nin eğilimine uygun olarak zayıf ve belirsiz bir reform siyasetine kapı aralayarak çıkabilir ve bu da eve dönüş hevesini kırabilir. Diğer deyişle, eve dönüş yasasının çıktığı ve fakat eve dönüşün geciktiği ya da gerçekleşmediği tatsız bir durum oluşabilir.
Özetle, gidişat, eve dönüşün görece rahat biçimde gerçekleşmesi için SDG-Şam ilişkilerinin seyrinden bağımsızlaştırılmış ve görece güçlü bir reform siyasetine kapı aralayan bir eve dönüş yasasına ihtiyaç olduğunu ve fakat SDG-Şam ilişkilerinin seyrinden bağımsızlaşsa da zayıf bir reform siyasetine açılan bir eve dönüş yasasına gitmekte olduğumuzu gösteriyor. Bu açıdan bakıldığında raporlar gibi gidişat da ümit verici görünmese de raporların önünde ve ardında olanlar o kadar ümit kırıcı değil. Aylardır sündürülmesine rağmen ayakta kalması bir yandan, PKK’nin fesih kararı alıp iyi kötü bir komisyonun kurulup çalışması diğer yandan, gidişata dair ümitsiz olunmaması gerektiğinin ilk büyük işaretleri.
Ama bunun kadar önemli bir işaret daha var: Süreci yürütenlerin ve sürece aracılık edenlerin iyimserliği. Pek muhtemelen biz dışarıdakilerin bilmediklerini bilip, görmediklerini görüyorlar ki iyimserliklerini sürdürüyorlar süreci yürütüp, aracılık edenler.
Bu iyimserliği paylaşmakta fayda olsa gerek.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları






















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.01.2026
28.12.2025
13.12.2025
17.10.2025
7.10.2025
5.09.2025
24.08.2025
9.08.2025
19.07.2025
13.07.2025