Mücahit BİLİCİ
Bir halk düşünün. Onyıllarca bastırılmış. Daha yeni kendine geliyor. Modernleşme, şehirleşme ve iletişim devrimini yeni yapabilmiş. Henüz güçlü bir kolektif aklı yok. Ama kamusal alanı oluşmuş. Taze duyguları kaynayan petrol kuyuları gibi. Akıl rafinerisinde bunu işleyecek boru hatları henüz tam döşenmemiş. Aklın emrine girmemiş bu güçlü duyguların bir piyasa değeri var. Madenciler, sondajcılar vatan sevgisi adıyla hayal paketleyip satıyorlar. Milletin hoşuna gidiyor. Çok mahrum kalmış olmanın, gördüğün serabı gerçek yapmadığını unutuyorlar. Fakat uzun süreli mahrumiyet ve mağduriyet psikolojisi insanlarda habbeyi kubbe yapma eğilimi doğuruyor. Beleş hamasetin haram suyunu içenler, büyüklük rüyaları görmeye başlıyorlar. Boyundan büyük iddialar, ona buna yaslanma sanrıları içinde kendilerini gerçeklikten kopartıyorlar. Kendi kendilerine yaptıkları bu kötülük sonradan onlara görünecektir elbette. Ama bir aldanma süresi kadar kendi kendilerine masal anlatabiliyorlar.
Maalesef çoğu kişi tatlı yalanları acı gerçeklere tercih ediyor. Tatlı olduğu için yalana karşı kendini savunmasız bırakan bu tür kitleler doğal olarak fırsatçı demagogların eline düşerler. Sokaklar boynuna fular dolamış böyle lumpen demagoglarla doludur. Gerçekle yüzleşmek yerine bir an önce piyangoyu kazanmak isteyen insanların aldanması kaçınılmazdır. Onların bu fırsatçılığı karşılıksız kalmayacaktır: Bu pohpohlanarak sağılmaya hazır insanlar, bu işi bir ticarete dönüştüren sahtekar hamiyetfüruşların eline düşerler.
Fakat bir sorun var bu ilişkide: Alan memnun, veren memnun. Yani memnun olmayan bir taraf yok. Boş tencere kendi kapağını bulmuş gibidir. Gerçeğe çarpıp dağılıncaya kadar birlikte güzelce yuvarlanırlar. Alan taraf hoşuna gittiği için sahte şarabı içip sarhoş oluyor. Ne de olsa hakkı olarak görüyor. Veren memnun çünkü o da nabza göre şerbet vermekten rant topluyor, like alıyor. Fakat bu tür haramlıkların, tatlı yalanların mumu yatsıya kadar yanar. Hakikat anı gelip çatar. O ballı suyun zehiri acı vermeye başlar. Hoşa giden yalanlarla şişen, şişirilen her balon bir süre uçar ama sonunda patlar. En son 20 milyon olan bir nüfus kısa zamanda 40 milyon olur. Yakın zamanda 60 milyona çıkarılır. Yakında 75 milyon dense yeridir. Yerle, gerçekle bağı olmadıktan sonra irtifayı arttırmanın balona bir maliyeti yoktur (henüz).
Lakin gerçekliğe ve akla saygı duymayan fırsatçılıkların sonu hüsrandır. Filimlerde görürsünüz: Bazan mafyanın parasına hasbelkader rastgelen insanlar olur. Bu kadar paranın bu kadar beleş, ucuz ve şans eseri eline düşmüş olmasının (sadece) onun bir başarısı olmadığını, şu an elinde dursa da o paranın kendisinin elinden çıkacağını, ait kalamayacağını bilmesi gerekir. Çünkü sende o paraya sahiplenmeyi tetikleyen arzunun daha kötüsünün o parayı isteyen mafyada da (kartellerde veya aşiretlerde de) olduğunu unutmaman lazım. Havaya girip başını belaya sokacağına, bu imtiyazı tevazuyla bir krediye çevirmen gerekir. İade edip, ödül olarak bir miktarını almak varken, boyundan büyük bir hırsa kapılıp o parayı tutmak isteyen adamın hikayesi filmlerde pek içaçıcı bitmiyor. Çanta bende diye kendi kendini abartıp mafyalık sicili olan muhatabını küçümseme hatasını işler böyle insanlar. Rakip veya düşmanını hafife almak kaybetmenin garantisidir. Üçbin kilovatlık pilin varken kendini yüzbin kilovatlık santral saymanın bedeli gerçeklikten kopmaktır. Amerikalıların bir atasözü der ki “there is no free lunch.” Yani herşeyin bir bedeli vardır. Bugün beleş hamaset ile dolarsan yarın boş balon olarak sönersin. Hamaset ve yalanlara tenezzül eden, gerçeğin tokadıyla uyanmaya layık hale gelir.
Gerçeğe değer vermezsen, Basra harap olduktan sonra gidip elalemin konsolosluklarının demirlerini tekmelerken bulursun kendini. İhanete uğradım, satıldım, komploya uğradım diye ağlarsın. Bütün mesele bundan bir ders çıkarıp akıl ile hareket etmek iken eğer mağduriyet melankolisi içinde kendini aklamaya devam edersen sadece talihsiz tarihini tekrar etmiş olursun.
Yazarlar
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU‘Dünyanın en tehlikeli adamı’ kimmiş, öğrenin… 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANÇin De Tayvan’ı İşgal Ederse… 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSavaş nereye? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURTürkiye’nin en etkili hava savunma sistemi… 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBüyük işgal projesi ve İran 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENİnsanlık Trump’ı durdurmalı 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜçüncü dünya savaşı bu mu acaba? 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanOrtaçağ karanlığına bir adım daha yaklaşmak 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRİyi ki Güney Afrika ve İspanya var… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZİran savaşının gölgesinde siyasal tutarsızlık 6.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.03.2026
7.03.2026
5.03.2026
1.03.2026
1.03.2026
26.02.2026
23.02.2026
23.02.2026
6.02.2026
26.01.2026