Mehmet TIRAŞ

ATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE...
9.03.2026
188

Haftalık yazımı yazmak için seçtiğim konu üzerine hazırlık yapıyordum ki,28 Şubat 2026 Tarihinde Ajanslara düşen savaş haberi, doğal olarak benim de yazımın konusunu değiştirdi.

ABD ile İsrail birlikte İran’a havadan saldırdığını; 37 yıldır İran’ı yöneten zalim diktatör dini lider Ayetullah  Ali Hamaney’i ve İran Genelkurmay Başkanını öldürdüğü haberini, son dakika diye peş peşe vermeye başladılar.

Aslında ABD’nin İran’a saldıracağı dünden belliydi sürpriz de olmadı.

Bütün ipuçları ortadaydı…

Örneğin son iki yılda İsrail ve ABD silahlı güçleri,İran’ın en üst düzeyde görevli olan, “Devlet başkanları,ikisi Genelkurmay Başkanı olmak üzere, toplam 600 sivil ve silahlı bürokratını öldürmüş.”

Nerede ve nasıl öldürmüş?

Düşündürücü olan da bu İsrail ve ABD’nin  silahlı güçleri “İran’ın üst düzey görevli  600 kişiyi İran’ın en korunaklı olarak bilinen askeri tesislerinde öldürmesi.”

Haydut ABD Başkanı Trump’ın İran’a yaptığı saldırının hiçbir uluslararası hukuki dayanağı yok.

Hele İran’da kız çocuklarının gittiği okulu  “bombalayarak 168 kız öğrenciyi katletmesi” tam bir vicdan ve savaş suçu… Vahşetin dibi...

Hukukun güce değil gücün hukuka hükmettiği zorbalık bu.

Ancak bu İran’da Hamaney ve iktidarda olanların 47 yıldır kendilerine muhalif olan başta vatandaşlarına yaptıkları zulümleri ve idamları kimse görmezden gelemez.

İran’da ki rejim de bir başka zorba.

 İran molla rejimi iktidarda kalmak için 47 yıldır içte halkıyla, dışarıda da komşularıyla savaş üzerinden iktidarlarını ayakta tuttular.

 Sekiz yıl Irak’la savaşarak her iki taraftan 800 bin insanın ölümüne sebep oldular.

Muhalefeti rejim karşıtı ilan ederek ülkeyi de iç savaşın eşiğine kadar getirdiler.

Kadınlara cehennemi yaşattılar, yaşatıyorlar da…

İran halkı 47 yılda savaşsız bir günü geçmedi.

Refah ve özgürlüklerden hep uzak yaşadı.

*Baş örtüsü takmayan kadınları darp eder,

*Diktatörlüğe karşı çıkan eşit vatandaşlık hukukunu savunan muhaliflerini, dış güçlerin uşağı ilan eder,

*Rejim karşıtı her insanı şehrin meydanlarında vinçlerin ucunda  asarak  idam edip, rejim yanlılarına  alkışlatırsan,

*Vatandaşlarını “Din-Irk-Mezhep” ile bölersen,

*Darbe yapıp vatandaşının demokratik haklarını askıya alırsan,

*Her şeyden önemlisi size biat etmeyen insanlara yaşam hakkı tanımazsan,

*Can güvenliği olmadığı için ülkesini terk edip yabancı ülkelere sığınan 2 milyon İranlı, senin ve ülkeyi yönetenlerin öldürülmesini, sokaklarda dans ederek kutlar.

Son ABD İsrail ortak saldırısından sonra İran’ı gelecekte daha zor günler bekliyor.

Gariptir 57 İslam ülkesinden bir tanesi bile gerçek bir çığlık atarak İran’ın yanında yer almıyor, ABD’yi ve İsrail’i kanırta kanırta  kınamıyor.

İran ABD’nin üstleri olan Ürdün,Katar,Kuveyt,Türkiye, Azerbaycan  ve BAE’liklerine füze saldırıları yapıyor.

İran dünyanın en zengin üçüncü petrol rezervlerine sahip bir ülke olmasına rağmen, bir avuç rejim yanlılarının dışında, milyonlarca İranlı “açlık,yoksulluk ve yolsuzlukla” boğuşuyor.

İran halikının büyük çoğunluğu  bu molla rejimin değişmesini ve Batı standartlarında bir demokrasi istiyor.

İran’daki olaylar ülkenin geldiği  yerin; “demokrasi ve hukuktan uzaklaşarak” seçmen iradesini yok sayıp, muhalefetsiz ülkeyi yönetmeye  kalkmanın doğal sonucu…

 Yargıyı muhaliflerine karşı sopa olarak kullanıp,yargı kararları ile de hukuku boğarsanız ışığı olmayan bir tünele girersiniz.

Hukuku askıya alır, kendi ülkenizde huzur ve barış ortamını yok ederseniz.

Gün gelir bugün olduğu gibi dış güçler yumuşak karnınızdan vurur.

İran’da yaşananlardan “hukuku tanımayanlar” ders çıkartmalılar.

Savaş tüm dünyanın gündemi olurken,Türkiye’yi ve bölgeyi de  çok yakından ilgilendiriyor.

Türkiye’yi bekleyen en büyük tehlike,İran’dan savaştan kaçarak gelecek olan toplu göç dalgası.

Dünyayı bekleyen tehlike ise;Hukuken Hürmüz Boğazına sahip olan İran’ın Hürmüz boğazını petrol tankerlerine kapatması.

Hürmüz Boğazı  Basra körfezini okyanuslara bağlayan tek çıkış kapısı olması.

İran Hürmüz boğazının tüm kuzey kıyısına hakim tek ülke.Umman ise dışarıda kalan küçük bir geçiş yolunu kontrol ediyor.

İran petrol tankerlerinin  tek geçiş noktası olan  Hürmüz boğazını gemilerin geçişine kapattıktan sonra.

Tüm dünyada petrolün varili  yükselmeye başladı.

ABD İran’a saldırmadan önce petrolün varili 78 dolar iken, savaşın beşinci gününde petrolün varili 85 dolara çıkmış durumda.Savaş devam ederse uzmanlar kısa sürede petrolün varili 100 doları bulur, diyorlar. Hürmüz Boğazından günde ortalama 20 milyon varil petrol ve petrol ürünleri geçmektedir.

Hürmüz boğazı İran tarafından petrol tankerlerine kapatılınca…

ABD Başkanı Trump gerekirse ABD donanmasını Hürmüz boğazına taşırım tehdidinde bulundu.

Bu gelişmeler kaçınılmaz olarak petrol fiyatlarını daha da artıracak.

Bu da ekonomisi yerlerde sürünen  Türkiye ekonomisini krize sokma ihtimali çok yüksek görünüyor.

Medyada çıkan haberlere göre,benzin ve motorinin  litresine 10 TL, Doğalgaz ’ada  yüzde 30 zam yapılacağı haberleri çıkmaya başladı bile.

Savaşların ekonomik külfetinin dışında birde vahşi insanlık dramı vardır…

Her savaşta ve savaşın olduğu yerlerde her insana eceliyle ölmek nasip olmaz.

Son İran da 168 kız öğrencinin ABD tarafından vahşice bombalanarak katledilmesinde olduğu gibi.

Savaşlar ölümlerin geleneğini de değiştirir, ”Gençler yaşlılar değil yaşlılar gençleri toprağa verir.

Savaşın sürdüğü yerlerde insanlar karanlığa teslim olurlar. Sokaklarda çocuklar oynamaz. Okullar açılmaz. Gökyüzünde kuşlar uçmaz. Tüm canlılar savaşın olduğu yerden kaçmaya çalışır.

En kötü barış anlaşması, en meşhur savaşlardan insanlığa daha fazla hizmet etmiştir.

Yazımızı savaş yaşamış İsmet İnönü’nün veciz bir sözü ile noktalayalım.

“Paşam savaş nedir? Diye sorarlar:

 Ateş korunu avucunun içinde tutabilir misin” diye yanıt verir.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar