Ömer F. Gergerlioğlu
Bayrama yine kanlı girdik. Bayram namazları Irak ve Afganistan'da kana bulandı.
2008 yılında Kurban bayramı esnasında Irak'a gitmiştim. Bizi misafir eden Irak'lılara “bayram namazına gidelim” dediğimde korkuyla yüzüme bakmışlardı. Bayram namazlarında intihar bombalı saldırıların sık olduğunu, gitmeye çekindiklerini söylemişlerdi. Israrımız üzerine camiye hep birlikte gittiğimizde haklı olduklarını anladım. Otomatik Silahlı görevlilerin aramasından geçerek girdiğiniz camide namazı herkesin diken üstünde hutbeyi dinlediğini, namazı kıldığını fark edebiliyordunuz. Türkiye'deki bayram namazları ile karşılaştırdığımda ne denli bir huzursuzluğun içinde olduklarını büyük bir üzüntüyle anlamıştım. Bu bayramda da 5 yıl öncesine gittim ve büyük bir hüzünle bombalamalar sonrası Irak anılarım gözümün önünde canlandı.
T24'te köşe arkadaşım Oya Baydar son yazısında islam dünyasının bu büyük problemi üzerinde duruyor ve “vahşetlerini, cinayetlerini İslam ile aklarken İslam âlemi neden suskunluğa gömüldü ya da cılız eleştirilerle yetindi? Siyasî hesaplarla mı, korkudan mı, basiretsizlikten mi, yoksa Müslüman muktedirler İslamiyetin ruhundan koptukları için mi? Belki de hepsi birden ama hangi nedenle olursa olsun İslamofobinin yaygınlaşmasında, şiddetin artmasında, İslamiyetin hem ruh hem de imaj olarak yıpranmasında payları büyüktür." diyor, haklı. Müslüman aydınların niye bu yapılanmalara ve onların üstünden politika geliştiren T.C. hükümetine karşı yeterli ses çıkarmadığını da sormuş ardından .
Şu anda sadece Ortadoğu'nun değil aslında tüm dünyanın en büyük sorusu müslümanlarla barış ve kardeşlik içinde nasıl yaşanması sorusudur. Dinin etkisinin çağımızda modern hayattan silineceğini düşünenler yanıldı. Hristiyanlık o kadar olmasa da İslam son yüzyılda halkları ve devletleri çok etkiledi ve etkilemeye devam ediyor. Bunun son örneğini marksist bir yapılanma anlayış ve geleneğini yıllardır devam ettiren PKK'nın lideri Öcalan'ın son sözlerinde görüyoruz. Diyarbakır'da demokratik islam kongresi toplanması çağrısı yapan Öcalan herkesin kurban bayramını kutluyor. İslam'ın ve müslümanların islamofobi gibi problemlerinin sadece onlarla sınırlı olmadığının önemli bir örneği olacak bu yaklaşım için aslında dinden uzak aydınların, kurumların çıkarması gereken ders karşı olsalar bile müslümanların problemlerinin kendilerinin de çözmesi gereken problemler olduğu gerçeğidir.
Baydar bu önemli soruyu sordu. Üzerinde düşünüp araştırma yapması gereken islami camianın da güçlü cevaplar vererek sorumluluğunu göstermesi gerekiyor.
"Kitabında, “Kim bir insanı öldürürse.........o sanki bütün insanlığı öldürmüştür” yazan (Maide suresi, 32. ayet) bir dinden bunca vahşet, zulüm nasıl çıktı? " diye sormuş Baydar. Peygamberin ölümünden sonra milliyetçilik ve gasıp iradelerin güçlenmesiyle ortaya çıkan huzursuzluk, 30 yılı geçmeden onbinlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan savaşlara yol açıyordu. Haksızlık ve zalimlik yapanlar insanların tepesine çöreklenmiş ve buna karşı ses çıkarmak veya çıkarmamak seçeneği ortada duruyordu. Peygamberin sorunları her zaman kan dökmeden çözme yönündeki emirleri bu kızgınlık içinde çoğunlukla unutuldu. Muhalefetin sesini totaliter yöntemlerle çözmeye çalışan Emevi sultanları karşısında zamanla Sünni gelenek anarşi ortamının büyümesinden dolayı “bir otorite varsa hataları olsa bile kan dökmeye neden olacak girişimlerden uzak durmanın daha doğru olduğu, maslahatın tercih edilmesi gerektiği” görüşünü benimsedi. Ancak islam dünyasının başına gelen sömürü, aşağılanma sonrası islamcı hareketler bu geleneksel yaklaşımı İran devrimini de örnek göstererek şiddetle eleştirdiler. Şiddetin, hatta Filistin'de başlayan meşru gösterilen ve daha sonra tüm dünyaya yayılan intihar bombacılığının başlaması böyle oldu. Daha ilk başlarken benim de içinde bulunduğum müslüman insan hakları çevreleri intihar bombacılığının kesinlikle bir mazeretinin olamayacağını, böyle bir geleneği başlatmak için verilen fetvaların yanlış olduğunu söyledi. "Orası Filistin, orası için mazeret var ama diğerlerinde olmamalı" diyen islami çevreler vahşet boyutuna ulaşmış son görüntülerden sonra sanırım coğrafi bakış açıları yerine ilkesel bakış açıları ile değerlendirme yapmaları gerektiğini şimdilerde anlamışlardır.
Toplumlarda medeni değerler, sosyo kültürel olarak yükseldikçe sorunları şiddet yerine anlaşma ile çözme oranı yükselir. Bunun dinle bir alakası yoktur. Hangi dinin olduğu bölge olursa olsun feodal ilişkileri aşamamış topluluklarda şiddetin ön plana geçmesi kaçınılmazdır. Ancak “kıtal,cihat” gibi kavramların olduğu bir dini yorumlarken sömürü karşısındaki öfkeli genç insanların dinden güç bularak gayriinsani şiddet gösterileri yapma problemi üzerinde durulması gerekir .Bu gözden kaçırtılamayacak bir derin sorun olduğunu herkese kısa sürede gösterir zaten. Bu fetvaları veren din adamlarının din anlayışlarını en baştan gözden geçirmeleri yapılacak ilk iştir. Dini referans alarak yapılan mücadele, savaş en incelikli konudur. Öfkelerin, katliamlarla büyüyen kin ve nefretin doğru bir zeminde yürümesi çok zordur bu velev ki dini fetvalarla olsun. Savaş zamanlarında verilen dini fetvaların doğru olmayacağının sürekli akılda tutulması gerekir. Belli bir zaman ve mekanda verilen fetvanın tekrar insani ve İslami değerlerle test edilmesi gerekir. Ancak genellikle öfkeyle ayağa kalkmış genç insanların din adamlarını bu yönde zorladığını da biliyoruz.
11 Eylül olduğunda islami camianın büyük bir kısmı bunun bir komplo olduğuna inandı. Hatta bu saldırı sonrası Amerika'nın dev kulelerinin yıkılışını mutlulukla izleyerek gizli bir gurur duyanlar da oldu. Amerika bir komplo ile İslam ülkelerine saldırı için bahane yaratmıştı onlara göre. Bu at gözlüğü takma hastalığı daha sonrasında İslam dünyasına çok ağır bir fatura olarak çıktı. Amerika'nın İslam ülkelerine yaptığı saldırıdan Müslümanlar dini, dünyevi, irfani anlamda bir fayda çıkaramadı. Amerika girdiği ülkeleri perişan ettiği gibi müslümanlar arası mezhebi, ırki çatışmalar sonrası intihar saldırıları daha da meşrulaştı.
İslam dünyasının uğradığı büyük köleleştirmelere reaksiyon olarakbazı müslümanlar gayriinsani ve gayriislami şiddet hareketlerine yeterli tepki göstermedi. İslamofobi arttıkça İslam dünyasına yapılan çifte standartlara duyarsızlaşan ve hatta bunu destekleyen batı, uyguladığı politikalarla şiddetin artmasına yol açtı, şiddet arttıkça da İslamofobi arttı. Birbirini besleyen bir körlük ortamında birbirini tanımaya ve anlamaya çalışan entellektüel kişi ve kurumlar çok büyük zorluklar yaşadı.
Müslüman kardeşlerin kurucusu darüttakrib çalışmaları şimdilerde tamamen unutulmuş durumda. Benna 1930'lu yıllarda uzlaşmacı yaratılışı, anlayışı ve yaklaşımının doğal sonucu olarak mezhepleri birbirine yakınlaştırma kurumu kurarak çalışmalar yapmıştı. Şimdi değil yakınlaşmayı “diğerlerinin mescitlerini imha etmeyi nasıl başarırız”ı düşünen islami topluluklar nasıl bir gerileme yaşadıklarını düşünmeliler. Benna’nın yaklaşımları gerçekleştirilebilse ardından batı dünyasının insanlarıyla da çok önemli sempati köprüleri kurulabilecekti.
Türkiye'nin El Kaide, El Nusra gibi gruplara yardım ettiği iddia ediliyor. Türkiye bazı gruplara yakın olduğunu gizlemese bile El Kaideci kimi gruplara şiddetle uzak olduğunu iddia ediyor. Bu tartışma belki istihbari çalışmalarla kesinleştirilebilir ama bilinmesi gereken imajı bozulmuş yapılarla beraber hareket etmenin hem siyasete hem de islam dinine zararı büyüktür. Bu eleştiri, taraftarlık psikolojisi içinde kulaklara değmiyor bile ama çıkarsal değil ilkesel yaklaşılması gerektiğini hep hatırlatacağız.
Müslüman aydınlar genel olarak uyarılarını belki yetersiz de olsa yapmıştır ama sorun daha da büyüktür. Sadece Suriye, Rojava denklemi karşısında pozisyon belirlemeden önce daha kapsamlı dev bir sorun karşısındayız. Bunun için düşünmek, yazmak, sorgulamak, sempozyumlar düzenlemek gerekiyor. Bunun çağrısını Oya Baydar'ın yapması güzeldir ama bu, müslüman aydınları mahcup etmesi gereken bir durumdur. Yerimiz sığmadı haftaya devam ederiz inşaallah.
www.omerfarukgergerlioglu.com
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları


































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.08.2020
26.08.2020
9.02.2018
5.02.2018
3.02.2018
25.06.2018
23.06.2018
18.06.2018
12.06.2018
11.06.2018