Yıldız ÖNEN
"Ben dememiş miydim?" diyenler, en sevdiğim insanlar. Sadece "Ben dememiş miydim?" diyebilmek için politikaya bulaştığını düşündüğüm insanlar var ve sayıları hiç de az değil. Çözüm sürecinde, KCK'nin yaptığı açıklamalarının ardından, "Ben dememiş miydim?" demeye başladılar.
KCK açıklamasını tek yönlü okudular, algıladılar. Çözüm sürecinin bitişi olarak kavradılar.
"Ben dememiş miydim?" diyenler, "AKP ile barış mı olur?" sorusunu çözüm süreci başladığı andan itibaren soranlara çok benziyorlar. Aslında ya çözüm sürecine karşılar ya da bu sürecin dinamiklerini zerre kavramamışlar.
Bu yüzden, Newroz'da Amed'de Abdullah Öcalan'ın açıklamasının en kritik cümlelerinden birisi olan, "Direnirken korkmadık, barışırken de korkmayacağız" vurgusunun altını bir kez daha çizmek gerekiyor.
Kürtler, kiminle barış yaptıklarını biliyor.
Savaştıkları güçle. Bu gücün komuta merkezinde, AKP, AKP'nin başında da Tayyip Erdoğan oturuyor. Bu güç, aynı zamanda KCK tutuklamalarına onay veren, bu tutuklamaların arkasında olan güç. Bu güç, Roboski katliamında hükümet olan, katliamcılara teşekkür eden güç. Bu güç, evet, Gezi eylemlerinde 8 kişinin ölümünde sorumlu olan siyasi güç, 17 Aralık'la beraber ne kadar derin bir yolsuzluğun içine bulaştığı gün gibi açığa çıkmış olan bir güç.
Her şey bir yana, bu devleti kontrol etmek isteyen, bu devletin kanlı tarihinin bazı yönlerini eleştirip bazı yönlerini coşkuyla sahiplenen bir siyasi güç.
Her şeyden önce burjuva bir güç!
Peki, "dememiş miydim?" diye soranlar, Kürt hareketi, çözüm görüşmelerini kiminle yapacak? Hükümetin yolsuzluğa bulaşma derecesi, Erdoğan'ın Berkin Elvan'ın ailesini bile miting meydanlarında yuhalatması, Kürtlerin masayı devirmesini mi gerektiriyor? Bunu mu demek istiyorsunuz?
Esasında ne dediğinizi biliyoruz!
Başından beri çözüm sürecine karşısınız!
Bugünlerin tam da AKP'nin devrileceği günler olduğunu düşünüyorsunuz. Abdullah Öcalan'ın çözüm sürecinde ısrarının ise bu devrilme çabasına destek olmadığını görüyorsunuz. Bu nedenle de çözüm süreci her zoru gördüğünde, "çözüme evet, barışa evet" diyenlere söyleyecek bir çift sözünüz oluyor.
Bu arkadaşların kibirleri nedeniyle göremediği bir tek şey var: Kürt hareketinin açtığı olanaklarla politika da yapsa bazıları, Kürt hareketinin kendisi değiller, temsilcisi değiller, inşacısı değiller. Kürt hareketine ikame olmuş durumdular. İyidir bu ikame olma becerisi. İnsanın sosyal şoven yanlarını törpüler. Ama o kadar. Karar verici, özellikle nihai kararı veren özne değiller.
Bu yüzden, "direnirken korkmadığı gibi barışırken de korkmayan"lar, net bir şekilde nasıl bir güçle, siyaset alanıyla barış sürecinin içine girdiğini biliyor.
Kararı onlar veriyor.
Siz bu kararı eleştirseniz de desteklemelisiniz. Batıda, barışı savunan, çözüm sürecini destekleyen, çözüm sürecinin Kürt halkı lehine derinleşmesini dayatan yaygın kampanyalar yapmalısınız.
Yoksa, bir Newroz açıklaması kadar kısa olur siyasal öngörülerinizin ömrü.
Sonra "dememiştin" demeyin!
http://marksist.org/yazarlar/yildiz-onen/14359-direnirken-korkmadik-barisirken-de-korkmayacagiz
Yazarlar
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDüştük bir kuyuya… 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2026
3.02.2026
27.01.2026
20.01.2026
9.01.2026
4.01.2026
13.12.2025
15.05.2021
30.04.2021
11.03.2021