Yıldız ÖNEN
Lice, bazılarına savaşın ne kadar gerekli olduğunu göstermiş olabilir ama bence Lice'de esas açığa çıkan şey, barışa duyduğumuz ihtiyacın büyüklüğü.
Lice'den çıkacak ders, kalıcı bir barış için vakit geçirmeden harekete geçmemiz gerektiğidir.
"Bekarlar her gün boşanabilirler", kolaydır onlar için. Yıllardır savaşan bir halk, ilk kez böylesine derin bir çözüm sürecine girmişken, yeniden savaşa başlamak; işte bu o kadar kolay değil!
Lice'de iki kişinin devlet tarafından öldürülmesi bir krizin varlığına işaret ediyor ama aynı zamanda bu krizi atlatacak siyasi güçlerin kimler olduğunu da gösteriyor.
Son bir buçuk yılda, çözüm süreci başladığından beri, bize yeterli gelmeyen bir dizi gelişme oldu. Lice'de katliamdan önce Abdullah Öcalan'ın açıklamaları çözüm sürecinin en umutlu dönemine girdiğimizi vurguluyordu.
Umutlu olmamız için sebeplerimiz var:
-Açlık grevleri günlerini hatırlarsak, Kürt sorununun tartışılma düzeyi açısından geldiğimiz nokta benzersizdir.
-İlk kez bir Kürt lider, devlet tarafından resmen meşru muhatap olarak tanımlanmıştır.
-18 ay boyunca devlet, Kürtlere çok az saldırımıştır. Gezi direnişi günlerinde Medeni Yıldırım öldürüldü, Lice'de geçtiğimiz hafta iki Kürt öldürüldü, yine geçtiğimiz aylarda Rojava sınırında devlet insanların üzerine ateş açtı ve çocukları öldürdü.
Evet! Ölülerimizin sayısı azaldığı için umutlu olmak gibi çelişkili bir ruh hâlini paylaşıyoruz. Abdullah Öcalan da Lice'deki ölümlerin son ölümler olmasını dilerken, benzer bir ruh hâlini paylaşıyor.
Ne yazık ki sorunlar da esasında tam bu noktada başlıyor.
"Çözüm sürecinde hiçbir şey olmadı" demek ne kadar yanlışsa, "çözüm süreci mükemmel bir şekilde ilerliyor" demek de aynı oranda yanlış.
Hükümet, gerçek bir direnç gösteriyor adım atmamak için. "Demokrasi paketi" adı altında atılan adımlar ise çözüm sürecinin talep ettiği, süreci rahatlatacak hamleler değil. Üstüne, hükümet, militarist bir bölgesel güç olma hayaliyle, karakollar, kaleler yapıyor, silahlanmaya ayırdığı kaynakları artırıyor.
İki konuda elini bağlayan hiçbir şey olmamasına rağmen, hiçbir olumlu tutum almıyor: Birisi, anadilde eğitim, diğeri, Abdullah Öcalan'la görüşmelerin yasal bir zeminde, adı konulmuş, haritası belirlenmiş bir şekilde sürdürülmesi.
Bu konularda adım atılmaması, Kürt hareketinin doğal olarak sahip olduğu güvensizliği derinleştiriyor.
Bu güvensizliğe bir de, Yalçın Akdoğan gibi milletvekillerinin, her fırsatı Kürt hareketi içinde derin bir bölünme varmış gibi gösterme çabaları eklenince, Kürt halkının sinirleri daha da geriliyor.
Kürt hareketi içinde Abdullah Öcalan'ın liderliği, çizdiği yol haritasına inanç konularında hiçbir bölünme yok. Böyle bir bölünme varmış gibi göstermeye çalışanlar, aslında barış sürecini içi boş bir şova dönüştürmek ve AKP'nin halklara armağanı gibi algılatmak isteyenler.
Süreçte eksik olan tek şey, Kürt halkına batıdan barış elinin uzatılmamış olmasıdır. Kürt halkı yalnız. Hemen hemen tek başına büyük bir barış sürecini ilerletmeye çalışıyor.
Öyleyse, batıda, Türkler arasında Kürt halkının bu çabasına destek olacak ve daima, "İnadına barış!"ı vurgulamaktan vazgeçmeyecek bir hareketi inşa etmek zorundayız.
Yazarlar
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDüştük bir kuyuya… 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2026
3.02.2026
27.01.2026
20.01.2026
9.01.2026
4.01.2026
13.12.2025
15.05.2021
30.04.2021
11.03.2021