Ümit KARDAŞ
Hannah Arendt’e göre bir devlet formasyonu olarak ulus-devlet, yapısal bir eğilim sonucu ulusal azınlıkları kendi dışına atar. Arendt, ulus-devletin belirli bir ulusal kimliği ifade ettiğini, uyumlu bir fikir birliğiyle kurulduğunu, devlet ile ulus arasında mütekabiliyet bulunduğunu, bu nedenle de devletin gereklilikleriyle bağdaşmak üzere tekil veya homojen bir niteliğe büründüğünü belirtir. Devlet, meşruiyetini ulustan almakta, “ulusal aidiyet” niteliğini karşılayamayanlar gayrimeşru konuma itilmekteler. Ulusal aidiyet biçimlerinin karmaşıklığı ve çeşitliliği gözönüne alındığında ulus-devlet kendi meşruiyet temelini ulus sözcüğünü üretip yenileyerek pekiştirmekte.
Amerika’nın çeşitli şehirlerinde yasadışı yollarla ikamet edenler 2006 yılı ilkbaharındaCalifornia’nın birçok şehrinde sokak gösterileri düzenlediler. Los Angeles’teki gösterilerde ABD’nin ulusal marşı Meksika’nın marşı gibi İspanyolca olarak söylendi.
Judith Butler, bizim marşımız olgusunun ortaya çıkmasının, ulusun çoğulluğu gibi, “biz” ile “bizim” demek gibi son derece ilginç bir sorunu gündeme getirdiğini söylemekte. “Bu marş kime aittir?” ya da “Milliyetçi olan veya olmayan ya da milliyetçiliğe karşı birinin gözünde bir aidiyet kalıbının manası nedir?” (Judith Butler- Gayatri Chakravorty Spivak, Ulus-Devlet Marşını Kim(ler) Söyler)
Çoğul bir edim olarak Amerikan ulusal marşı İspanyolca olarak söylenirken sadece ulusal marşta hak iddia edilmemekte aynı zamanda aidiyet kalıplarıyla ilgili hak talebinde bulunulmakta. BaşkanBush, ulusal marşın ancak İngilizce okunabileceğini ifade ederken ulus kavramının sınırlarını gösteriyordu. Eğer Bush’un görüşüne itibar edilirse çoğunlukla kullanılan dil ulusu kısıtlamakta, böylece İngilizce kimin aidiyet bağına sahip olduğunun kimin olmadığının tespitinde bir ölçü hâline gelmekte.
Genel olarak baktığımızda ulusun çoğunluğunu oluşturan etnik kimlik böylece ulusu kendine göre tanımlama imkânına sahip olmakta. Daha önemlisi bu çoğunluk, özgürlüğün kullanılması hakkı kullanılan dille edimsel bir bağ içinde olduğundan özgürlükleri kimlerin kullanabileceğini de belirlemekte.
Butler, buradaki meselenin sadece bir kesimin zaten elde mevcut olan bir ulus fikrine dâhil edilmesi olmadığını, onsuz “biz”den söz etmenin mümkün olamayacağı kapsamında bir “eşitlik” meselesi olduğunu belirtmekte. Amerikan ulusal marşının San Francisco ve Los Angeles sokaklarındaİspanyolca olarak söylenmesi sadece ulusun dilini değil, kamusal alanın kendisini de değiştiriyordu.
Kuşkusuz burada anlatılmak istenen mesele ulusal marşın, çoğunluğun dışında kalanların diliyle söylenmesinin gerekli olup olmadığı değil. İsteyen herkes ulusal marşı istediği dille söylemeli, söylemek istemeyenlere de saygı gösterilmeli. Butler’e göre yöneltilmesi gereken soru şudur: “Bu hâlâ bütün ulusun marşı mıdır ve bu marş sayesinde milliyetçiliğin çözülmesine katkıda bulunulabilir mi?”
Türk kavramının Kürtleri de kapsadığını söyleyenler şu soruya ne cevap verecekler: “İstiklal Marşı Kürtçe okunabilir mi?”
www.umitkardas.com
http://www.taraf.com.tr/umit-kardas/makale-istiklal-marsi-kurtce-okunabilir-mi.htm
Yazarlar
-
İlker DEMİRLAİKLİK DEMOKRATLIK MIDIR? 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENSuriye… Kürtler için acı bir anlaşma… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMKürşat Timuroğlu’nun anısına 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyayı aldatamıyordu Trump, ülkesi, halkı da uyanmaya başladı… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUKemalistin bilinç altı 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLaikliği savunmak bir özgürlük, bir hak ve yurttaşlık görevidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranRojava’da “Gün batımı!” 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürk Siyasetinde Belirleyici Olan Dinamikler 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANTerörsüz Türkiye’yi neden halka anlatamıyorlar? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO’da tartışma yaratan sunum: ‘Seks sektöründe 100 bin kadın ve kız çalışıyor’ 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBütün otokratların dilinde aynı hikaye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞHukukun her alanında gerileyen Türkiye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kahveciİktidarın ‘seçim argümanı’ ne olur? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünya bildiğin gibidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURCereyanda kalan fikirler… 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünMedeniyetler savaşı mı başladı? 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Darbe anayasası’ 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA"TKP 7. KONGRESİNİN "NEREDE KALMIŞTIK" İFADESİNİ DOĞRU ANLAMAK" 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZYirmibir yıl sonra: ‘Büyük Devlet’ sözüne ne oldu? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSiyasette mertlik-ahlâkîlik 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTarımda bitmediysek bu iftarlar niye pahalı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerKÜMELEŞMELER VE ORTAK RUH HALLERİ ÜZERİNE 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRAİHM ve AYM kararlarına uyulmalı tavsiyesine ihtiyaç var mıydı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞSON ÇİVİ... 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKSadece bir örgütün kendisini feshetmesi değil bu 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRKutuplaşmalar gündelik hayatı belirliyor; toplumsal güven zemini nasıl onarılacak? 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALAltmış sayfalık umut… 23.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.02.2026
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025