Ahmet TAŞGETİREN
Bilmem Gülen hareketi, Cemaat, Camia ya da FETÖ diye bilinen yapı içerisinde birileri zaman zaman “Ne idik, ne olduk?” gibi bir soru üzerinde düşünüyor mu?
Bir ara ben yazdım, “Ne idiniz ne oldunuz, kendinize bir bakın” diye. “İyilik hareketi” diye bilinirken cinayet örgütüne dönüşmek nasıl oldu?
O yapı bu soru üzerinde düşünmeli.
Aslında şu sıralar, o hareket dışındaki dini yapılar dahil, tüm Türkiye olarak, “FETÖ dosyası”nı konuşuyor, oradaki yanlışları değerlendiriyoruz.
Ama, ben diyorum ki, din ile iltisaklı tüm oluşumlar, cemaat, tarikat, siyasi yapı, medya vs... FETÖ ile birlikte kendilerine de bakmaktan imtina etmemeliler.
Bakmalılar, çünkü bedeli sadece kendileri değil, din ödüyor, insanların din ile ilişkileri ödüyor.
FETÖ bir kötülük sembolü olarak bütün kötülükleri alıp götüren, geriye ise sadece safiyet bırakan bir yapı gibi görülüp, bizlere hiçbir özeleştiri zemini sunmazsa, bence kendi hesabımıza doğru, sağlıklı sonuçlar çıkarmış olmayız.
Herkes kendisine bakmalı, diyorum ben.
Ne bileyim, mesela iç tedavülde kullandığımız ve bize çok tabii gelen, hatta çok manevi heyecan duyduğumuz dilin, kültürün, davranışların söz gelimi bir medya alanında dışlaştığında toplumda nasıl karşılanacağına bakmak lazım. Orada toplumsal yadırgamalar, sorgulamalar, tepkiler ortaya çıktığında nasıl bir savunma dili arayışına düştüğümüz - düşeceğimiz üzerinde düşünmeliyiz.
Ne bileyim, mesela siyasi, bürokratik bir güç edindiğimizde o gücün bizde nasıl etkiler yaptığı üzerinde düşünmeliyiz. Gücü nasıl kullanıyoruz? Kürsülerde içimiz dola dola seslendirdiğimiz ölçüler, insaf, adalet, merhamet, ötekini düşünmek, diğergamlık vs. güç alanlarına ulaştığımızda da aklımıza geliyor mu?
İnhisarcılık. Yeni dil ile tekelcilik. Yani en doğrusu bizde, en doğrusu biziz, yaklaşımı. Her yer bizim olsun duygusu. “FETÖ”de tu-kaka ettiğimiz duygu. Bizim hakimiyet (!) alanlarımızda nereye gidiyor?
Siyasi dilimizin din bedeli diye bir şey olabileceğini...
Medya dilimizin bir din bedeli olabileceğini...
Mal-mülkü kullanma tarzımızın bir din bedeli olabileceğini...
Anne - babalığımızın bir din bedeli olabileceğini hesap ediyor muyuz?
Mesela şu soruyu soralım:
- FETÖ'nün İslam'a ödettiği bedel en çok hangi alanlardaki sapkınlıklar sebebiyle gerçekleşmiştir?
Bu soruyu sormak için bile “İslam'a bedel ödetilmesi”ni önemsememiz gerekiyor.
Yukardaki soruya bakarsak, oradaki yanlışları “İslam'a bedel ödetilmesi” çerçevesinde irdeleyebilirsek, bu belalı süreçten İslam ve Müslümanlar adına kazançlı çıkabiliriz.
Bir fırtına yaşıyoruz. Yüzbinlerce insanın savrulduğu bir fırtına bu. Kim ne derse desin fırtına, dindar camia bünyesinde esiyor. Yaptırım uygulayanlar da, yaptırıma maruz kalanlar da akraba alanlar... Ve olan bitenden İslam'ın ortak bütçesi zarar görüyor.
FETÖ sendromundan yola çıkarak, bir takım odakların projektörleri tüm “Dini alan”a yönelmiş ve orada çürümeler görmek için pusuda bekliyor.
Farklı cemaat yapılanmalarının şu veya bu gerekçeyle topun ağzına sürülmesi, İslam adına ortaya çıkmanın cesaret meselesi haline getirilmesini amaçlıyor olabilir.
Din mi, cemaat mi, tarikat mi, yardım mı, kurban mı....
Sanki bunlardan bahsetmeye başlandığında bir yığın bagajın önünüze konulacağı bir atmosfer oluşturulmaya çalışılıyor.
İslam nezihtir. İslam saftır. İslam berraktır. İslam ulvidir.
Müslümanlık sınavı, İslam'ın bu nezahetini, safiyetini, berraklığını, ulviyetini kuşanabilip kuşanamama sınavıdır. İster ferd olarak, ister topluluklar olarak.
Bu sınav da, son nefesi verinceye kadar aralıksız ve hep diri bir şuurla idrak edilecek bir sınavdır.
Şeytanın şeytanlığı bitmez.
O “Riya” gibi bir olta ile insanın namazından bile çalmak ister. Mali güç sahibi olunca içine “Karun'luk” katmaya, siyasi güce “Firavunluk” katmaya, Cemaat yapısına Mescid-i Dırar kurdurmaya çalışır.
Müteyakkız olmak gerekiyor.
Müslümanlık ferd olarak da sınavdır, cemaatler - topluluklar - kurumsal yapılar olarak da.
FETÖ ders olacaksa böyle olmalı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
5.02.2026
27.01.2026
23.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
16.01.2026
15.01.2026