Ahmet TAŞGETİREN
Anneler ağlar evet, evden çıkıp eve dönmeyen, sonra kanlar içinde cansız bedeniyle karşılaştıkları çocukları için.
Anneler ağlar evet, uyuşturucu tuzağına düşmüş çocukları için.
Emekliler ağlar evet, barınacak yerleri kalmadığı için, sofraya koyacak yiyecekleri kalmadığı için, torunlara verecek üç kuruşluk karne harçlığı - bayram harçlığı bulamadıkları için.
İşsizler ağlar, dövünür evet, yarına uyanmanın kahredici gerekçesizliği için.
Asgari ücretliler ağlar evet, eşleri, sabah okula gönderdiği çocuğunun beslenme çantasına koyacak şey bulmakta zorlandığı için.
Hatta orta gelir grubu ağlar evet, ev almak, araba almak umudu her gün biraz daha uzaklara savrulduğu için.
İşveren ağlar, işçileri kapıya koyduğu, fabrikasının kapısına kilit vurmak zorunda kaldığı için.
Ama memleketin yönetiminden sorumlu olanların ağlama hakkı yok. Kendilerine memleket emanet edilenlerin, memleketin ailesi, eğitimi, kültürü, sanatı, sokağı, gençleri, kadınları - erkekleri, memleketin trilyonluk bütçesi emanet edilenlerin ağlama hakkı yok. Onlar ağlama, yakınma, şikâyet etme, sorun sıralama makamında değiller. Hele memleketin her şeyi onlara emanet edilmişken kürsülere çıkıp “memleketin gençleri, ailesi elden çıktı” diye nutuk atmaz, atamaz.
Siz neredeydiniz bütün bunlar olurken diye sorarlar adama.
Bakıyorum ülke yönetiminden sorumlu olanlar, hatta neredeyse çeyrek asırdır sorumlu olanlar, sanki bu işi bir başkası gelip de yapacakmış gibi, “ağıt makamında” nutuklar irad ediyorlar.
Doğum oranı 1.48’e düştü, nüfus yaşlanıyor, aile sarsıntı geçiriyor, boşanmalar çığ gibi büyüyor, bir yılda şu kadar kadın öldürüldü, LGBT salgını gençleri tehdit ediyor, uyuşturucu – madde kullanımı 12’li yaşlara düştü, torbacılar memleketi istila etti vs…
Ve sokak ortasında çocuk katli… Yine bir çocuk tarafından… Ahmet Menguzi’nin kanı kurumadan bu defa Atlas’ın genç bedeni kana bulanıyor sokak ortasında… Çocukların yolu bir yandan kabristana bir yandan cezaevine çıkıyor.
Tamam analar ağlıyor da, siz niye ağlıyorsunuz?
Nasıl oldu da bebeklerden cani çıkmaya başladı?
Hrant Dink toprağın altında onu katleden üç – beş yıl sonra cezaevinden çıktı. Azmettirenleri için de dava zaman aşımından düştü…
Nasıl bir sistem bu ki birileri toprağa düşüyor, birileri elini kolunu sallayarak geziyor?
Çeyrek asırdır ülkeyi yönetiyorsunuz ve sanki bu işler dün – bugün, bir günde olmuş, ortaya çıkıvermiş gibi alarm sözcükleri kullanıyorsunuz.
Bu işler bir günde olmaz.
Bir günde aile çözülmez.
Bir günde sokaklar torbacı dolmaz.
Bir günde LGBT salgını olmaz.
Bir günde memleketin sanat - medya camiası uyuşturucu müptelâsı olmaz.
Bir günde bunca erkek bunca kadını öldürmez.
Bir günde çocuk çocuğu öldürecek kadar zıvanadan çıkmaz.
Bir günde cezaevleri dolup taşmaz. Bir günde yeni cezaevi inşaatlarına ihtiyaç olmaz.
Sonra…
Bir günde memleket nüfusunun yüzde 10’u milyarlık servetlere kavuşurken, yarısı açlık sınırının altına düşmez, yoksulluk ülkenin - herkesin ortak psikolojisine dönüşmez.
Bir günde emekliler için hayat “sefalet” diye tanımlanacak hale gelmez.
Kim sorumlu memleketin bu hale gelmesinden?
Birisi sorumluluk almalı değil mi?
Sorumluluk alan birileri yoksa ülke nasıl, kimler tarafından yönetiliyor ve bu “olmazlar” nasıl olur hale gelecek?
Siyasetçilerin, biraz sorumluluk alarak bile değil, biraz “Bizim de payımız var olan bitende” diyerek bile değil, hem de en çetin sorunlardan söz ederken gürül gürül konuşmaları fevkalade can sıkıcı. Siz neredeydiniz beyim, aile elden çıkarken, uyuşturucu orta okul çocuklarına musallat olurken, LGBT ülke çocuklarını tehdit ederken…
Eğitimi kim yönetiyordu, okullar ne veriyordu, Diyanet’i kim yönetiyordu, Camiler neredeydi, devletin radyo – televizyonu ne işe yarıyordu? Koca devlet mekanizması yetersiz kalmış, iş şu – bu derneklerin elemanlarına mı düşmüştü?
En kötüsü en tepelerden, sanki uzaydan birileri gelip de bu işleri yoluna koyacak beklentisinin sergileniyor olması…
Hani “ört ki ölem” durumu bundan daha farklı değil.
Size bir çeyrek yüzyıl daha verilse aile ne durumda olur, ergenler ne durumda, LGBT ne durumda, torbacılar ne durumda, cezaevleri ne durumda, kendinize soruyor musunuz?
Yazarlar
-
Fehmi KORUDünyamızın nereye gittiğini merak edenlere… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR“Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir” 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTürkiye’yi savcılar ve yargıçlar mı yönetiyor? Benim kimi seçeceğime mahkeme mi karar verecek? 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünNihayet önemli biri ‘Kral Çıplak’ dedi… 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAlla curda başladı alla turca bitecek 25.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasDar kimlikler, geniş kimlikler, daha geniş kimlikler 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKSahadaki “kazanımların” ötesini görebilmek 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYASessizlik Tarafsızlık Değil, Suç Ortaklığıdır; Rojava Savunulmalıdır.. 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİCHP ile AK Parti’nin kültür barışı 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu“Erken” seçime kadar geçecek değerli zamanlar 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUTürkiye’de değişim meselesi 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANKürtlerin elinde kalan “kağıt bir kepçe" mi? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARNedir bu Birleşik Arap Emirlikleri? 24.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYargının röntgeni 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“10 bin liraya bir adam”… 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENAğlamaya hakkı olmayanlar 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRROJAVA'YA SALDIRIYA HAYIR! 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞBarbar medenileşmenin sonu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselÜcretli çalışan sayısında aykırı gelişmeler; sanayide gerileme devam ediyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraŞükür 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpToplumsal kutuplaşma artarken enflasyondaki düşüş yavaşlıyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Anayasal vatandaşlık” mı dediniz? 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciEskiden bir aile 337 liraya doyuyordu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYOrtadoğu'da Emperyalist Yeni Oyunlar Yeni Tehklikeler! 22.01.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
16.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
8.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
2.01.2026
30.12.2025