Ceren KENAR
CHP'nin Cumhurbaşkanlığı aday belirleme sürecinde teşkilatı, tabanı arasında bir kamuoyu yoklaması yapmış olsa ve adayını bu temayül yoklaması sonucu belirlese Ekmeleddin İhsanoğlu'nun aday olarak çıkma ihtimali neydi? Muhtemelen sıfır.
Yanlış anlaşılmasın, sorun Ekmeleddin İhsanoğlu değil. İhsanoğlu son derece saygın bir akademisyen, bunda şüphe yok. Siyasi görüşlerinden bağımsız (ki kamuoyu İhsanoğlu'nun siyasi görüşlerini de henüz bilmiyor) değerli bir isim, burası da muhakkak. Siyasi liderlik kapasitesini bilmiyoruz veya siyasi yöneticilik becerileri konusunda pek bir fikrimiz yok. Ancak temel problemin yanında, aslında epey hayati olan bu konular detay kalıyor.
Fakat bir parti açısından aday belirlenirken temel kriter adayın niteliklerinden ziyade, temsil kapasitesi. Eğer bir meritrokrasi (yani yönetim erkinin, yetenek ve kişilerin bireysel üstünlüğüne; yani liyakate dayandığı yönetim biçimi) veya teknokrat bir sistem (karar verme süreçlerinin teknik uzmanların ellerinde olduğu bir yönetim şekli) değilse Türkiye, adayın yetkinliğinin yanı sıra aday gösterildiği siyasi hareketi temsil kabiliyeti olması temel bir şart değil mi?
Bakmayın şimdi muhalefet propagandistlerinin İhsanoğlu'ndan bir Cumhuriyet kazanımlarının en doğru temsilcisi portresi çıkarma çabalarına. O kadar zor ve beyhude bir uğraş içindeler ki, bu imkânsız şartlarda bile üstün mücadele azimlerini ve umutlarını koruyabildikleri için en azından teselli ikramiyesi olarak gidiş yolundan puan vermek lazım.
İhsanoğlu'nun adaylığının açıklanmasından sonra Gezi hareketini hararetle desteklemiş bir dostumu aradım, fikrini almak için, ne düşünüyorsun diye sordum. “Felaket bir karar" dedi ve ekledi: “Ya İhsanoğlu kazanırsa, o zaman ne yapacağız?”
Bu arkadaşımın hayal kırıklığının ve öfkesinin istisna olmadığını gözlemlemek mümkün. CHP seçmeni İhsanoğlu'nu tanımıyor. Tanımaya başladıkça temsil ettiği değerlerin kendilerini yansıtmadıklarını görüyor. Türkiye'yi “Ortadoğu bataklığına” sokmakla itham eden CHP milletvekillerini beğenen taban, Kahire doğumlu, anadili gibi Arapça bilen bir âlimin kendi siyasi duruşunu yansıtmadıklarına inanıyor.
Haksızlar mı? Hayır.
İki turlu bir seçim için zaten ikinci turda olacak bir defacto çatı adayı, ilk turda belirlemek bence yanlış bir stratejiydi. Fakat daha da yanlış bir strateji kendi tabanını mutsuz eden bir aday belirlemek oldu CHP açısından.
Samuel Beckett'in meşhur sözü, “Gene dene gene yenil. Daha iyi yenil” dışında bir motto belirleyemez CHP mevcut siyasi şartlarda, burası kesin. Fakat CHP denemekle beraber, daha iyi yenilmiyor, ısrarla kötü yenilmeyi tercih ediyor.
Yerel seçimlerde Gülen hareketi ile yaptıkları ittifakın başarısızlığı ortada. Başarısızlığın da ötesinde siyasi ahlak açısından düştükleri yer ortada. “Erdoğan seçimden sonra kaçacak” beyanlarından, Kılıçdaroğlu'nun açık bir ulusal güvenlik ihlali olan Suriye tape’sini yayınlanmasından önce dinlediğini gösteren imaları ortada.
Tüm bunlara rağmen CHP hâlâ zor olanı yapmak yerine kolaycı ve kısa yolu seçmek peşinde. Kendi tabanını genişletmek, siyasi bir vizyon önermek yerine, kestirmeden AK Parti tabanından oy almayı ümit ederek seçim kazanmak peşinde.
İki soru var burada:
1- Taze sıkılmış portakal suyu varken, kim neden oralet içsin? Eğer AK Parti seçmeni muhafazakâr kimliğe oy veriyorsa, adres belli. Eğer AK Parti seçmeni icraata oy veriyorsa, yine adres belli.
2- Kendi tabanını bile tatmin edemeyen bir parti, nasıl rakip partinin tabanının teveccühünü kazanacağını düşünüyor? Kendi tabanı tarafından bile başarısız bulunan bir hareket nasıl oy arttıracağını düşünüyor?
Gezi ile müthiş bir momentum yakaladı Türkiye'de muhalefet. Siyasi iştahı doruk noktada olan bir kitle edindi. Bu kitlenin iştahını öldürecek, mutsuz edecek adımlar siyasi intihar değil de nedir?
AK Parti dar bir Millî Görüş tabanından kendi sosyolojisini oluşturarak yakaladı seçim başarısını. Defalarca seçim kaybettiler, yılmadılar. Kendi tabanlarını temsil etmeye devam ederek, yeni seçmen kazanma yoluna gittiler. Siyaset dışı müdahaleler ile büyüdüler. Ve bu noktaya geldiler.
CHP şu an kendi tabanı üzerinde karşılığı olmayan bir aday ile hem kendi tabanına haksızlık ediyor, hem de Türkiye'nin geneline. Seçmen zekâsı ile dalga geçiyor, Türkiye'deki hayli bilinçli seçmen davranışını anlamadığını tekrar tekrar gösteriyor.
Lakin CHP'nin bu başarısız siyaseti sadece kendisini etkilemiyor. Tüm Türkiye için bir sorun var ortada: Büyük bir temsil krizi ile karşı karşıyayız. Bu temsil krizinin nasıl patlayabileceğini geçen sene Gezi Parkı gösterilerinde gördük. Gezi parkındaki öfkeye sebep olan sadece AK Parti'nin siyaseti değildi, aynı zamanda bir muhalefet kriziydi. Parlamentoda etkin bir şekilde temsil edilmediğini düşünen kitlelerin, sokaktan medet umma çığlığı idi.
Bu krizin üzerinden gelmek yine AK Parti'ye düşüyor. Doğrudur AK Parti gidip reyonlarından istediğinizi alabileceğiniz bir süpermarket değil. Kendisini muhafazakâr demokrat olarak tanımlayan, belli söylemler ile oy alan, vadettiği programından ötürü kendi seçmenine sorumlu olan bir parti.
Fakat durum vahim.
AK Parti sadece kendi seçmenini değil, CHP seçmenini de temsil etmek zorunda artık. Toplumsal barış için, denge için bunu yapmak zorunda.
Söylemini genişletmek, kadrolarını yenilemek ve kendi seçmeni dışındaki tabanın da hassasiyetlerine yer vermek zorunda. Taleplerini gündeme getirmek zorunda. Belki bir siyasi parti için haksızlık bu, ama birlikte yaşama pratiğinin devamı için elzem olan da bu.
Sürekli kaybeden, her yenilgisinde daha kötü yenilen bir muhalefet, iktidarın işini kolaylaştırmıyor. Aksine daha çok sorumluluk yüklüyor iktidar partisinin omuzlarına.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2017
5.02.2017
4.02.2017
27.06.2017
26.06.2017
21.06.2017
7.02.2017
5.02.2017
2.02.2017
30.05.2017