Ceren KENAR
“Bu canice vahşice işi yapan katiller yakalandı. İnşallah hak ettikleri cezayı en ağır şekilde almaları için davanın bizzat takipçisi olacağım, takipçisiyim. Kadına şiddet ülkemizin ciddi bir sorunudur. Bu olay hepimizin kızının başına gelebilirdi. Bu konuyu hepimiz sahiplenmedikçe iyileşme mümkün olmaz. Özgecan kızımızın ölümü sonrası ortaya çıkan bu hassasiyetin yeni bir dönemin başlangıcı olmasını arzu ediyorum.” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
“Özgecan için şiddet gören tüm kadınlar için kadınlarımız seslerini yükseltmeli ayağa kalkmalı. Bütün kardeşlerimiz bacılarımız için beraber söyleyelim: Kadına uzanan eller kırılsın, kadına uzanan eller kırılsın, kadına uzanan eller kırılsın… Kadına uzanan eller kırılacak inşallah… Kadına yönelik şiddeti tümüyle ortadan kaldırmak için seferberlik ilan ediyoruz. AK Parti kadroları şu andan itibaren kadına yönelik şiddet için seferberlik halindedir.” Başbakan Ahmet Davutoğlu
Bu ülkede yaşayan bir kadın olarak, devletin en üst makamlarından gelen bu açıklamaları elbette son derece olumlu ve ümit verici buluyorum. Özgecan Aslan'ın kanı yerde kalmasın, başta ailesinin olmak üzere tüm Türkiye'nin talebi bu. Peki nasıl? Bu konuda hükümet ne yapmalı? Bunun cevabını farklı kadın örgütlerine soruyorum...
Öncelikle kadın mücadelesi konusunda çalışan kadınların haklı bir sitemi var, Başkent Kadın Platformundan Nesrin Semiz, “bu meseleler ancak feci bir şey olunca konuşuluyor” diyor. Kadına yönelik şiddet, nadiren 3. sayfa haberi olmaktan çıkıp, manşet oluyor. “Daha önce yapılmış olan yasal düzenlenmelerin uygulanmasını bekliyoruz. Bu yasal düzenlenmelerin yönetmeliklerinin tamamlanarak uygulama safhasına geçilmesini talep ediyoruz. Şiddete yönelik ağır cezaların uygulanması ve caydırıcılık önemli. Ve elbette asıl mesele toplumsal algıyı değiştirmek...” diye ekliyor Semiz.
Kadın ve Demokrasi Derneği ise “kadınların minibüste, sokakta, sosyal hayatta ve özel hayatlarında korkusuzca bulunmaları, kendilerini güvende hissetmeleri ortak sorumluluğumuzdur” diyor ve öncelikli eylem planının şu şekilde olmasını öneriyor:
1-Katiller hak ettikleri cezayı almalıdır. Katillere indirimler uygulanmamalı, caydırıcı ceza verilmelidir.
2-Ceza Kanunu revize edilerek, kadına yönelik şiddet nitelikli hal olarak sayılmalı ve en ağır ceza ile müeyyideye bağlanmalıdır.
3-Kadınlara yönelik şiddete ilişkin özel ceza infaz sistemi getirilmelidir. Suçlulara ilişkin denetimli serbestlik ve seçenek yaptırımlar engellenmelidir.
4-Kadınlara yönelik şiddete ilişkin mahkemelerin şok edici yetersizliklerinin önüne geçmek için adli mekanizma yeniden yapılandırılmalıdır. Bu suçlara ilişkin ihtisaslaşmış ‘şiddet mahkemeleri’ kurulmalıdır...
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfından Perihan Meşeli ise “meclisin sırf kadın gündemi için toplanmasını, Türkiye'nin ilk imzacısı sıfatı taşıdığı kadına yönelik ayrımcılığı engellemeyi amaçlayan İstanbul Sözleşmesi'nin gerekliliklerini yerine getirmesini, siyasetçilerin ve kamuoyu önderlerinin cinsiyet eşitsizliğini körükleyen açıklamalardan uzak durması gerektiğinin” altını çizdi.
“Aile kutsanırken, kadınların en çok ailede şiddet gördüğü unutulmamalı. Şiddet gören ve boşanmak isteyen kadınlara sosyal güvenceler sağlanmalı. Kadına yönelik şiddette (eskisi kadar çok olmasa da tahrik indirimi ve) iyi hal indirimi uygulanıyor, bundan kaçınılmalı. Ve feministler karar alma süreçlerine dahil edilmeli.”
Bunlar elbette hükümete ve yöneticilere düşen görevler. Yeter mi? Elbette yetmez. Erdoğan haklı: Bu konu hepimizin meselesi. Topu taca atmakla, sorumluluktan kaçmakla bu mücadele verilmez. En zor ve kalıcı devrim kendi hayatımızdan başlıyor belki de, kadına yönelik ayrımcılığa yönelik şahsi tavırlarımızdan başlıyor...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2017
5.02.2017
4.02.2017
27.06.2017
26.06.2017
21.06.2017
7.02.2017
5.02.2017
2.02.2017
30.05.2017