Fehmi KORU

Yazı hayatımın yarıdan fazlasında esas ağırlığı uluslararası ilişkiler konuları işgal etti. Yurtdışında yaşadığım 1970’li yılların sonu 1980’lerin başında Londra’dan, Şam’dan, Boston’dan Yeni Devir gazetesine Türkiye eksenli dış politika yazıları gönderdim. Döndüğümde Mavera dergisinde yine benzer konularda yazılarım çıktı. Bir süre Ankara’da yayımlanan ve dönemin çok satan dergileri arasında yer alan ‘İslam’da, derginin dörtte birine yakın dış haberler bölümünün sorumlusuydum.
Sonrasında da dış politikaya ilgim eksilmedi.
Dış politika konulu yazılarımın büyük bölümünün Ortadoğu’ya dair olduğunu herhalde söylememe gerek yok.
Ortadoğu dendiğinde de merkezinde her zaman Filistin sorunu vardır.
Bu girişten sonra şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Uzunca sayılacak hayatımın hiçbir döneminde Ortadoğu bu kadar acınacak halde, Filistin davası da bu denli kayba uğramış durumda olmamıştı.
Trump adına damadı Kushner’in planı
Maalesef genel görüntü içler acısıdır.
Filistin’in tabutuna dün bir çivi daha çakıldı.
ABD başkanı Donald Trump, aynı zamanda danışmanı da olan damadı Jared Kushner’in imzasını taşıyan ‘Yeni Ortadoğu Barış Planı’ adlı bir oldu-bitti belgesini, dün, İsrail başbakanı Benjamin Netanyahu’yu da yanına alarak bütün dünyaya açıkladı.
Belgenin adında ‘Ortadoğu’ bulunmasına ve iki devletli bir yapıyı korur görünmesine rağmen, plan bütünüyle Filistin’le ilgili şimdiye kadarki bütün kabulleri ortadan kaldırıyor ve uluslararası toplumun Filistin’e ait olduğunu kabul ettiği halde İsrail’in işgali altında tuttuğu toprakların büyük bölümünü İsrail’e bırakıyor.
Plan Filistinliler’in Kudüs’le irtibatını yok ettiği gibi, tarihi kentin İsrail’in ebedi başkenti olduğunu biraz daha pekiştiriyor.
Zaten dün bizde akşam 20.00 sularına denk gelen bir saatte Washington’da öğlen iken açıklanan plan, Filistin’de birbiriyle ihtilaflı bütün resmi veya gayrı resmi yapılar tarafından derhal reddedildi.
Plana eklenmiş ve tutarının 50 milyar dolara ulaşacağı yaklaşık altı ay önce açıklanmış rüşvetle birlikte…

Dünkü planı haritaya ‘Vision for Peace’ başlığıyla yansıtmışlar. Yanda gördüğünüz harita, planın asıl amacının o topraklardaki Filistin varlığını gözlerden saklamak olduğunu hiç gizlemeye kalkmıyor. Bugüne kadar gelmiş geçmiş İsrail hükümetlerinin –Netahyahu’nun kurdukları da dahil- hayalini bile görmedikleri türden, iki taraf arasında çoğu Birleşmiş Milletler gözetiminde bazısı ABD’nin evsahipliğinde yapılmış ‘barış müzakereleri’ ile taban tabana zıt bir tablo söz konusu.
“İsrail’in güvenliği her şeyden önemli” denirken ve bölgedeki hemen her yeni gelişme aslında ‘İsrail’in güvenliği’ ekseninde yaşanırken, Filistin’i yok etmeyi amaçlayan yeni planla ‘İsrail’in güvenliği’ de aslında tehlikeye düşüyor.
Bölgeyi daha güvenliksiz hale getirecek son kibrit dün çakılmış oldu.
Neden?
Kader arkadaşları: Trump ile Netahyahu
Yukarıdaki sorunun tek bir cevabı var: Donald Trump yüzünden…
Trump Beyaz Saray’a taşındıktan sonra kalbinin İsrail için attığını hiç saklamadı. Seçilmesi üzerinden fazla zaman geçmeden ülkesi adına Kudüs’ün İsrail’in ebedi başkenti olduğunu duyurdu ve büyükelçiliği Kudüs’e taşıma talimatı verdi.
ABD’nin taraf olduğu hemen her yeni gelişmede Filistin varlığını yok sayan tavırlar almayı ihmal etmedi Trump.
Kendi ülkesinde yolsuzluk soruşturması geçiren ve daha bir gün önce yargı tarafından görevden alınma işlemleri başlatılmış Netanyahu’yu hep yanında tuttu. Netanyahu dün Washington’da Trump’la birlikte fotoğraf verirken, bu görüntünün kendisini İsrailli savcıların elinden kurtarmaya yarayacağı umudunu taşımaktaydı.
İkili arasında bu yönde de kader arkadaşlığı var. Trump da ABD’de azil sürecine muhatap. Aleni İsrail yanlısı politikaları ve şu son plan sayesinde ülkesinde etkili Lobi’den azil sürecinde destek göreceğini de muhakkak hesap ediyordur.
Trump’ın dün açıkladığı plan ABD’nin şimdiye kadar sürdürdüğü Filistin politikasına da aykırıdır.
Aykırı olması bir şeyi değiştirmiyor; Filistin sorunu dün açıklanan plan ile birlikte yepyeni ve hiç de olumlu olmayan bir veçheye bürünüyor.
Böyle bir gelişmenin yaşanması için İslam Dünyası’nın şimdiki gibi birbirinin gözünü çıkarmaya hazır taraflar arasında bölünmüşlüğü gerekiyordu. O oldu. Güçlü Arap ülkelerinin güçsüzleştirilmesi ve Ortadoğu’nun devlet vasfını kaybetmiş ülkeler meşheri haline dönüşmesi şarttı. O da gerçekleşti. Bugün artık Irak, Suriye, Libya, Yemen gibi geçmişte Arap-İsrail savaşlarında cephe teşkil etmiş ülkelerin dişleri sökülmüş durumda.
‘Filistin davası’ diye kutsanan bir kavram ve onun ülkeler ile uluslararası örgütlerin politikalarına dönüşmüş bir gelecek umudu vardı. Artık o umut da yok.
Ve bütün bunlar Türkiye’nin de aralarında yer aldığı bölge ülkelerinin gözleri önünde gerçekleşti.
Dün açıklanan planı en şiddetle kınayan ve kabul edilmezliğini ilan eden ülke Türkiye.
İşe yarayacak mı bu tavır peki?
“One Minute” ile (Davos 2009) başlayan süreç 2020 Davos’unun ardından bu noktaya varmamalıydı.
Türkiye Suriye ve Libya’da çok daha farklı davranmalıydı. Mısır’ı, Ürdün’ü ihmal etmemeliydi.
Yazı hayatım 50 yılı aştı. Bu kadar yıl sonra gelişen olayların bana yaşattığı hayal kırıklığını tahmin bile demezsiniz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
3.02.2026
1.02.2026
30.01.2026
29.01.2026
27.01.2026
25.01.2026