Hasan CEMAL
Türkiye’yi yönetemedin.
Çok kötü yönettin.
Türkiye’yi demokrasiden uzaklaştırdın.
Hukuk devletinden uzaklaştırdın.
Özgürlüklerden uzaklaştırdın.
Türkiye’yi kutuplara ayırdın.
Düşman cephelere böldün.
İnsanları birbirine düşman ettin.
Sadece kendi hayat tarzını, sana benzeyenleri sevdin, onları tuttun, başkalarından nefret ettin.
Yargı bağımsızlığı, güçler ayrılığı tanımadın.
Rejimi fiilen değiştirdin.
Kendi deyişinle:
Anayasayı ‘bekleme odası’na aldın.
Milletin başına despot kesildin.
400 milletvekili için yaptın bunları.
Tek adam olmak için yaptın.
Başkan baba olmak için yaptın.
Ama başaramadın.
7 Haziran’da millet sana hayır dedi.
Umursamadın.
Büyük bir iktidar kibri ve güç zehirlenmesi ile düştüğün kötü yoldan ayrılmadın.
Uyarılara kulak asmadın.
“Erken seçim kan gölü demektir!” diyenlere gülüp geçtin.
‘Büyük koalisyon’la normalleşme, istikrar isteyenlere gülüp geçtin.
Tekrar seçim dedin, kafandaki 400 milletvekili hayaliyle...
Şimdi Türkiye’ye ne büyük acılar yaşattığını kendi gözlerinle görüyorsun herhalde.

Bunun bir numaralı sorumlusu da sensin. Bu bir hakaret değil, bir realitedir, bir eleştiridir.
Tam 13 yıldır iktidar koltuğunda oturan biz değil sen olduğuna göre, akan kanın başlıca siyasi sorumlusu da senden başkası olamaz.
Hatırla!
Meksika ziyaretin sırasında, ABD’nin Kuzey Carolina eyaletinde öldürülen üç Müslümanla ilgili olarak yaptığın Eyy Obama’lı çağrında bak ne demiştin:
“Ben, Sayın Obama'ya sesleniyorum, 'Neredesin Başkan' diyorum. Dışişleri Bakanı’na, Biden'a sesleniyorum, 'Neredesiniz' diyorum.Biz siyasiler, ülkemizde işlenen cinayetlerden sorumluyuz.Çünkü halk size oylarını verirken 'Benim can güvenliğimi, mal güvenliğimi sağlayacaksın' diye veriyor.”
Üç kişinin ölümünden Başkan Obama’yı sorumlu tutuyorsun, peki ya Kanlı Cumartesi’nin 98 kurbanı ne olacak, kim sorumlu olacak?
Ahmet Altan’ın son yazısını okudun mu?
Bak neler yazmış:
Bir mafya reisi, cumhurbaşkanını desteklemek için siyasi miting düzenliyor.
“Dünyanın şah damarını kesmişler gibi oluk oluk kan akıtacaklarını” söylüyor.
Türkiye, tarihinin en karanlık günlerinde bile bir mafya reisinin siyasi miting düzenlemeye cüret edebildiğini görmedi.
Susurluk’un en azgın zamanlarında, devletle çetelerin içiçe girdiği dönemlerde bile bunu yapmaya yeltenen olmadı.
Böyle bir şey ancak devletin tümüyle ortadan kalktığı, siyasetçilerin burunlarına kadar yolsuzluğa batıp mafyadan medet umduğu yerlerde olur.
Ve öyle ülkelerde ölüm baş köşeye yerleşir.
Mafya reislerinin “oluk oluk kan akıtmaktan” meydanlarda söz edebildiği ülkelerde neler olabileceğini zaten iki gün sonra gördük.
Türkiye’nin şah damarı kesildi ve oluk oluk kan aktı.
Bu devletin, bu polisin, bu yargının, insanları öldüren canilerin değil, cumhurbaşkanını eleştiren twitler atan insanların peşine düştüğünü, bütün mesailerini bu garip ava ayırdığını biliyordu.Ahmet Hakan’ı döven, bunu para
karşılığında yaptığını itiraf eden, açıkça bir uğursuz organizasyonun parçası olan adamları yargı serbest bırakıyor, aynı yargı polislerini gönderip, cumhurbaşkanını eleştiren twit attı diye Bülent Keneş’i tutukluyordu.
Terör polisi, cumhurbaşkanıyla ilgili kapak yapan Nokta dergisini basıyordu.
Cumhurbaşkanını eleştirmek terör suçusayılıyordu.
Terör şubelerinin polisleri gazetecileri kovalamaya, yargıçlar gazetecileri tutuklamaya, istihbaratçılar gazetecileri izlemeye başlayınca, terörün yolu boydan boya açılıyor, başkentin ortasında insanlar paramparça ediliyordu.
Şiddet, zehirli bir ağaç gibi gün gün, saat saat, dakika dakika büyüyordu.
Şiddet ağacının suyunu hırsız bir iktidar veriyordu, o büyütüyordu.
Kanlı suçlarını arkasına saklayacağı, insanları korkutup geri püskürtecek bir şiddet duvarına ihtiyaçları vardı.
Kanlı Cumartesi yaşandı.
O gün ortalıkta yoktun.
Cumartesi...
Pazar...
Pazartesi...
Salı...
Tam dört gün.
Ortalıkta gözükmedin.
Kuru bir yazılı açıklama, o kadar.
Sen nasıl bir cumhurbaşkanısın?..
Yakın tarihimizin en kanlı katliamı yaşanıyor, acılar yürekleri dağlıyor.
Sen yoksun ortalıkta.
Televizyona çıkıp bir başsağlığı bile dilemiyorsun.
Acıları paylaşmıyorsun.
Bir sıcak mesaj veremiyorsun.
Cenaze törenlerine katılmıyorsun.
Geçmiş olsuna gitmiyorsun.
Cami avlularında yoksun.
Neden?
Yuhlanmaktan mı, protesto edilmekten mi korkuyorsun?
Galiba öyle.
Ne yazık.
Böyle cumhurbaşkanlığı mı olur?
Ama bu toplumu bu hâle sen getirdin.
Sen böldün, kutuplaştırdın, düşmanlaştırdın.
Cumhurbaşkanı seçildiğinde ettiğin yemini çiğnedin çünkü...
Anlaşılan o ki, Finlandiya Cumhurbaşkanı olmasa, Kanlı Cumartesi’nin beşinci günü de ortalıkta gözükmeyecektin.
Galiba onun sayesinde, katliam yerine ancak beşinci günde gidip bir sap kırmızı karanfil koydun.
Kendi başına yapamaz mıydın bu jesti?
Bilmem farkında mısın, düştüğün durum o kadar hazin ki.
Bir o kadar hazin olan, Finli meslektaşım karşısında düştüğün durum.
Yüzüne karşı, lafı hiç eveleyip gevelemeden sana diktatörsündeyiverdi Finli gazeteci...
Morardın.
Ama yanıtın pek hoştu:
“Bizdeki özgürlük Avrupa Birliği’nde yok. Türkiye özgürlüklerin sınırsız yaşandığı bir ülke...”
Şaka gibi.
Gerçekten inanarak mı söyledin bunu?..
Bir twit nedeniyle hapsi boylamış, itiraz üzerine tahliye edilmiş olan değerli meslektaşım Bülent Keneş’in bu açıklamanı duyduğunda acaba tepkisi ne olmuştur?
Şunu iyi bilin.
Türkiye’yi çok kötü yönettiniz.
Ve bir uçurumun kenarına getirdiniz.
1 Kasım’da, 7 Haziran’dan daha büyük bir seçim darbesi sizi bekliyor.
Ya da benim temennim bu.
Ama şöyle ya da böyle gidicisiniz!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024