Hilâl KAPLAN
Türkiye'yi yaşanmaz bulanlar,
Türkiye'yi yaşanmazsızlaştıranlardır.
Cemil Meriç
'Modern Türkiye'de büyük bir gayret sarfedilerek tesis edilen devlet nizamının kuvvetini ilelebet politik mürebbiye vazifesini gören bir tip seçkin önderden alacağı tasavvur edilemez.
Cumhuriyetin ve modern Türkiye'nin temellerini atan aydınların bilhassa bu bakımdan istisnai bir aydın tipi olduklarını unutmamak lazımdır. İnkılapçılarımız memleketteki derin sosyal güdülerin yetiştirdikleri bir aydın tipi değildirler.
Demokratik idare şekli geliştikçeve geniş kitlelerin memleketteki tesiri arttıkça, geniş kitleler tarafından bugün taşrada tatbik edilen kıymet ölçüleri yalnız taşra cemiyetinde değil, devlet mekanizmalarında ve bilhassa teşrii organda da kendini gösterecektir.
Bu bakımdan önümüzdeki yıllarda eski elit ile yeni elit arasında, şehir aydınları ile memlekette hakikaten benimsenmiş olan kıymetlerin tatbıkine kalkacak olan geniş kitlelerin temsilcileri arasındaki ihtilafların artacağı kuvvetle muhtemeldir. Memleketimizde hâlen mevcut fikir ve kıymet buhranının politik ehemmiyeti işte bu noktada toplanmaktadır.'
Bugün geldiğimiz noktayı mükemmel analiz eden bu satırlar, Demokrat Parti'nin %57 oy aldığı 1954 seçimlerindeki zaferini takiben, DP'den sandık yoluyla kurtulunamayacağının iyiden iyiye anlaşıldığı günlerde Prof. Şerif Mardin tarafından kâleme alınmıştı. Ve tam 60 yıl öncesinden görünen süreci, araya giren 4 darbeyle kesintiye uğramış olsa da bugün birebir yaşamaktayız.
Gerçi Mardin, tam da bahsettiği 'halk ihtilali' daha emekleme aşamasındayken, başörtülü kadınlar bir tür apartheid rejimine mahkum yaşarken, BDP'ye oy verenlere terörist gözüyle bakılırken, 1915 gerçeklerinden bahsedenler ulu orta linç edilmeye kalkışılırken ortaya attığı 'mahalle baskısı' kavramıyla politik mürebbiyelere oldukça işlevsel bir manivela sunmuştu ama o kadar 'sınıfsal deformasyon' en hocada bile olabiliyor sanırım.
Bugün başörtülü kadınlar kendilerini dışarda tutmak için örülen duvarları yıkarak eski elitlerin 'korunaklı alanları'nda okuyor, çalışıyor, sözünü söylüyor,
Beş yıl önce Meclis'teki varlıkları sorgulanan Kürt siyasî partisi Çankaya'ya bir aday çıkararak ülkeyi Diyarbekir'den değil, Ankara'dan yönetmeye talip oluyor,
Eski elitlerin el koyduğu gayrimüslim vakıfları birer birer esas sahiplerine iade ediliyor,
Devletin en üst kademesi, 1915'e insanî bir yaklaşım getirerek, kurbanların torunları için resmî taziye yayınlıyor.
Erdoğan'ın tuttuğu ayna
Ne var ki eski elitlerin sorunu, yeni elitlerin hızına yetişememek değil. Bilakis bu gelişmelere önayak olacak zihin yapısına sahip olmamak, hatta eski Türkiye'ye ait ne varsa onun mimarlarıyla aynı zihni kökeni paylaşmaktan vazgeçememek. O yüzden tutarlı bir perspektif ve sahici bir politikayla kendilerini var edemiyorlar.
Onun yerine 'biraz Türk, biraz Kürt, biraz Atatürkçü, biraz dindar, biraz laik, biraz sosyalist, biraz milliyetçi, biraz demokrat, biraz monşer, biraz halk adamı' tarifiyle değil halkı, kendilerini dahi inandıramadıkları amorf bir çorba (ekmek mi demeliydim?) sunuyorlar.
Ancak eski elitler için esas can sıkıcı olan Ak Parti'nin iktidar olması değil. Asıl hoşnutsuzluk, Ak Parti'nin merkeze taşıdığı bu ülke halkının kendisi. Türlü devrimlerle, muhtelif darbelerle, havadan ve denizden atılan bombalarla dize getirilemeyen, ehlileştirilemeyen, kendilerine benzetilemeyen halkın kendisi. Ak Parti'den şikâyetçi olmak, kronik muhalif takılmak, otoriter-diktatör arası salınan eleştiriler getirmek işin sadece sosu. Ak Parti, onları aynaya bakmaya zorlayan bir vesile sadece.
Bürokratik ekmek un ufak...
Üstelik hikâye 1950'den beri aynı. Demokrat Parti iktidara geldiğinde nasıl ki 'ağa-kapitalist-kasaba tüccarı iktidarı' denilerek aşağılandıysa, 'sandık demokrasisi' denilerek küçümsendiyse, bugün de aynı dinamikler çerçevesinde aşağılanıp küçümseniyor.
Başbakan da bu hakikati ezilip büzülmeden yüzlerine vurma kabiliyeti ve gücüne sahip tek siyasî olduğu için bunca nefretin ve öfkenin merkezine oturtuluyor. Halka duyulan hıncı âdeta bir paratoner gibi kendi üzerine çekip yine siyasete tahvil etmeyi başarıyor.
Osmanlı son döneminden bu yana siyasî ve sosyal hayatımızda pek çok unsur değişti, kavramlar gelip geçti. Lâkin bürokratik aklın hükümranlığı pâyidar kaldı. Bugün bürokratik aklın iktidarı sona eriyor, merkezdeki paradigma döndürülemeyecek biçimde kırılıyor. Esas fırtına burada kopuyor.
O yüzden TÜSİAD'ı market kamulaştıranlarla, y kuşağını '1923 dinamizmiyle', bozkurtları 78 kuşağıyla buluşturan hikâyeyi anlamak içim 'majestelerinin adamı'na bağlanmaya gerek yok. Bu hikâye bizim...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2019
27.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
24.04.2019
16.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
8.02.2019