Hilâl KAPLAN
Ferhat Tüzer ve Berna Yılmaz, Başbakan Erdoğan'ın 'Roman Açılımı'nda yaptığı konuşma sırasında, "Gençlik Federasyonu" imzalı bir pankart açtılar. Pankartta, bu yazının başlığında yer alan sözler dışında başka hiçbir şey yazmıyordu. Önce gözaltına alındılar, ardından 19 ay tutuklu yargılandılar. Geçtiğimiz sene Ekim ayında tahliye edildiler. Ancak son duruşmadan çıkan karar oldukça şaşırtıcıydı. İki genç tam 8 yıl 5 ay 20'şer gün hapis cezasına çarptırıldı.
Hâlbuki 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk savcısı olan Kasım İlimoğlu, 25 Mayıs 2011'de görülen duruşmada sanıkların şu gerekçeyle beraatini istemişti:
"Anayasada düşünceyi açıklama özgürlüğü ile gösteri ve yürüyüş düzenleme hakkı ayrıntılı olarak anlatılıyor. Silahsız ve saldırısız toplantı ve yürüyüşler önceden izin almadan yapılabiliyor. Sivil toplum örgütlerinin ülkemizde sıkça görülen kötüye kullanılmaları ve yönlendirilmeleri konusunda bireyi koruyacak önlemlerin ve iyiyi kötüden ayıracak ölçütlerin devlet tarafından alınması gerekir. Kapatma ve yasaklama kararı bulunmayan dernek ve sivil toplum örgütlerinin eylemlerine katılan sanıklara sırf katılımlarından dolayı ceza sorumluluğu yüklenemez."
Bürokratların ağzından nizam, devlet, düzen, vb. kelimeleri duymaya fazlasıyla alıştığımızdan savcının mütalaasındaki hak ve özgürlük kelimeleriyle, devletin sorumluluğunu hatırlatan ifadeleri insanın yargıya olan güvenini tazeler türden, değil mi? Peki savcı İlimoğlu'nun başına ne geldi dersiniz? Özel yetkileri elinden alınarak Büyükçekmece Adliyesi'ne gönderildi...
İlimoğlu'nun yerine atanan Savcı Adem Özcan ise mütalaayı değiştirip "Bu sanıklar terör örgütü üyesidir" dedi ve 15 yıl hapis cezası istedi. Savcı Özcan gençlerin nasıl terör örgütü üyesi olduğunu kanıtlayamadı ama istediğini büyük ölçüde aldı. Eğer davadan çıkan karar Yargıtay tarafından onanırsa, Ferhat ve Berna, bir katilin veya tecavüzcünün aldığı ortalama cezadan daha fazlasına çarptırılmış olacaklar.
Savcı İlimoğlu, Radikal'e yaptığı açıklamada, dava sırasında soruşturmanın genişletilmesi ve bir gizli tanığın dinlenmesi gibi taleplerinin reddedildiğini hatırlatarak şu açıklamada bulunmuş:
"Mahkemenin bir konuyu tartışması ayrı, mahkûmiyet ayrıdır. İddianameyle düzenlenmesi gereken delillerin dışında, (karar için) çok daha ciddi delillerin olması gerekir. Hukukun burada yaratılması lazım. Hukuku yaratan mahkemelerdir. Türkiye'de terör var. Molotof kokteylleriyle yananlar var. Fakat bununla mücadelenin, insan haklarının, hukukun temel unsurlarının korunması, temel hakların etkin şekilde korunmasıyla yapılması gerekir. Bu, teröre karşı müsamahalı davranılması değildir. Terör ve terör odaklarıya mücadele edilmesi gerekir. Ama usul kurallarının etkin uygulanması gerekir. Bununla mücadele ayrı bir şey, demokratik hak ve özgürlüklerin ihlali ayrı şeydir. Son derece hassas, anayasal hakların özüne dokunulmayacak şekilde mücadele gerekir. Aksi takdirde hukukun özünü yok etme sonucu doğabilir."
Kısaca "terörle mücadele edelim ama mücadelenin kendisini terör estirmeden, hukuka bağlı kalarak yapalım" demiş.
Özel Yetkili Mahkemeler ve yetki aşımı tartışmasına sadece makro ölçüde "MİT krizi" ya da hâlen sürmekte olan 7 Şubat darbe teşebbüsü bağlamında değil; aynı zamanda mikro ölçüde, 'sıradan vatandaş'ları ilgilendiren bu bağlamda bakmakta fayda var sanırım. Ne dersiniz?
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Her şey güzel olur tabii!
17.06.2019 - Mazlum Başbakanım
27.05.2019 - Sağa sola T.C. yazmakla olsaydı...
6.05.2019 - Kılıçdaroğlu’na YPG için ‘terörist’ dedirttik
1.05.2019 - Havalimanı canavarı, metrobüs sapığı ve diğerleri
29.04.2019 - Papa ve 1915
24.04.2019 - Mundar seçim!
16.04.2019 - Assange’a karakol, Dündar’a saraylar
15.04.2019 - Akdeniz’den geliyorlar
12.04.2019 - Belediyelerde yeni dönem: Koalisyon yönetimi
8.02.2019
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Hrac Madooglu
"Ermeniler ne yapsa dogrudur cunku soykirima ugramislardir"...Bu safsataya inanan Ermeniye rastlamadim ben. Belki vardir ama istisnadir. Ote yandan, Erdogan ne yapsa dogrudur diyen kose yazarlarinin halki ahmak yerine koyan yazilarini okuyoruz her gun. "Makul supheliler" yasasi hakkinda yazmak da cikarina aykiri olsa gerek. ilgisiz bir yazi ile koseni doldurmussun yine.
edip şahiner
Mahçupyanı sevmeyin, hatta bir kaşık suda boğacak kadar gıcık kapıyor olun;isterseniz yer yer haklı veya haksız olun; ama elinizi vicdanınıza koyup da söyleyin.Bu yazıda ele alınan kişilik çok ama çok tanıdık değil mi? Anlatılan senin hikayendir, ey....... Noktalı yeri istediğiniz yurdum insanı bölümü ile doldurabilirsiniz. Her kesime uyar.