Hilâl KAPLAN
Abdullah Öcalan'la BDP'li vekillerden oluşan heyetin görüşmesi, meseleye, şimdiye dek olmadığı kadar siyasî bir boyut kazandırdı. Çünkü her zamanki gibi avukatları değil, sivil siyaset içerisinde yer alan seçilmiş vekiller, nihayetinde bir mahkûmu ziyaret ediyorlardı. Cesaret gerektiren bir yola girildi ve yoldan çıkılmaması için toplumsal destek şarttı.
Bu bağlamda, Türkiye'deki en örgütlü sivil toplum hareketlerinden olan Gülen Cemaati'nin mevzuya yaklaşımı da azami önem arz ediyordu. İlk İmralı ziyaretinin ardından Gülen Cemaati'ne yakın olduğu düşünülen bazı kâlemler, kuşku ve kötümserlik aşılayan yorumlarda bulunmaya başlamıştı ki Fethullah Gülen Hocaefendi'nin tarihî 'Sulhta hayır vardır' açıklaması geldi. Kuşku ve kötümserlik bulutları dağılmaya yüz tuttu, kategorik karşıtlık yerini şartlı desteğe bıraktı.
Ne var ki, sızdırılan İmralı notlarıyla beraber, rüzgâr yine ters yönden esmeye başladı. Komplocu kişiliğiyle bilinen Öcalan, sıfatın hakkını verecek şekilde Hocaefendi ve hareketi hakkında, Yalçın Küçük'ü solda sıfır bırakan açıklamalar yapmıştı. Fakat bu açıklamaları, BDP heyetiyle ve kendi tabanıyla aralarında kalacak şekilde yaptığını düşünmesi de tüm politik doğruculukları bir yana koyup konuşmasına el vermiş olsa gerek. Yoksa aynı Öcalan, iki yıl önce Gülen Cemaati hakkında şu sözleri sarf etmezdi:
'Biz hiçbir zaman kendilerinin (Gülen cemaatinin) varlığını inkar etmedik, onlardan da bizi inkar etmemelerini bekleriz. Hem kendileri hem biz, gerek Türkiye'de gerek Ortadoğu'da önemli aktörleriz. Kendileri Türkiye'nin hatta Ortadoğu'nun demokratikleşmesinde rol alabilirler, önemli bir güçleri var. Ben, kendilerini bir tarikat-cemaat olarak görmüyorum. Biraz sivil toplum örgütü hatta bir siyasi parti işlevine sahip olduğunu düşünüyorum. Rolü önemlidir. Hatta Ortadoğu'nun bir siyasi partisi gibiler. Oldukça dinamik güçleri var, biz de dinamik bir gücüz. Bu iki dinamik gücün karşılıklı anlayış göstermesi ve dayanışma halinde olması durumunda Türkiye'de birçok temel sorun çözülecektir. Bu dayanışma sadece Türkiye'yi değil Ortadoğu'yu da etkileyecektir. Türkiye'de statükonun aşılması ve demokratikleşme süreci için herkes birlikte çalışabilir. Ortak zemin demokrasi olmalıdır.'
Ardından Gülen Cemaati'nin önemli isimlerinden Hüseyin Gülerce ile, Öcalan'ın avukatlarının yaptığı görüşme geldi. Her ne kadar, bu görüşme, bazı Cemaat mensupları tarafından tepkiyle karşılanmış olsa da bir eşiğin aşılmasına vesile olmuştu.
Geldiğimiz noktadaysa, Gülen Cemaati'ne kötücül bir gözle bakan, Hocaefendi'den 'ajan'mış gibi bahseden bir Öcalan var. Bu tablo karşısında, cemaate yakın kâlemler, haklı olarak öfke dozu yüksek yazılar yazdılar. Ancak aynı zamanda, sürece karşı olumsuz bakışlarına geri döndüklerini de gözlemlemek mümkün. Bu açıdan, sızdırılan notların, toplumsal destek bağlamında özellikle Gülen Cemaati'ni menfî yönde etkilediğini söylesek yeridir.
Dünkü Eyüp Can'ın yazısından öğrendiğimize göre de, Milliyet Yazı İşleri, notları kendi bakış açılarına göre 'kırparak' ve bazı yazılanları da bağlamından kopartarak yayınlamış. Mesela Öcalan'ın Emre Uslu ve Mehmet Baransu hakkındaki komplo teorilerini sansürleme gereği duymamışlar ama kendi yazarlarından birisinin adını o notlardan çıkarmayı akıl etmişler. Üstelik Baransu ve Uslu hakkında 'kontgerilla' diyen bir silahlı örgüt liderinin sözlerinden bahsediyoruz. Yani bu sözlerin ortaya dökülmesinden sonra 'açık hedef' haline getirilmeleri mümkün olan iki isimden. Anlaşılan 'gazetecilik etiği' sadece kendi yakınını korumayı gerektiriyor!
Bu noktada, Gülen Cemaati mensubu dostların, sürece ilk başta neden destek verdiklerini hatırlamaları, sızıntının amacına ulaşmaması için elzem. Öyle ya, Öcalan, hâlâ bildiğimiz Öcalan. O'nun 'megaloman, narsist ve ırkçı' söylemleri olduğu, yıllardır yayınlanan avukat görüşme notlarını takip eden herkesin malumu. Sürece 'Öcalan'ın hatırı' için de destek verilmediğine göre, 'gâvura kızıp oruç bozmak' çelişki değil midir?
Hocaefendi'nin kalpleri yumuşatan o tarihî sözlerini hatırlatarak çekilelim:
'Heyet-i milliye arasında huzur için katlanılabilecek her şeye katlanmak lazım. Sulh hayırdır. Hayır sulhtadır. Bölünüp parçalanmak istenen insanımız arasında sulh temin etmek için elden gelen herşeyin yapılması, gerekirse kan kusulması ama 'kızılcık şerbeti içmiştim' denilmesi gerekir. Bu kadar vâridâtı, getirisi olan bir şey karşısında bazen kafamıza uymayan şeylere de katlanabiliriz.'
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2019
27.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
24.04.2019
16.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
8.02.2019