Hüseyin GÜLERCE
Hukukun üstünlüğüne, suçun şahsiliğine, masumiyet karinesine su gibi, hava gibi ihtiyaç duyduğumuz günlerin içerisindeyiz.
Hükümet, “devlete paralel yapı” iddiasıyla Hizmet Hareketi’ni, Türkiye’nin bütün problemlerinin kaynağı, sebebi, sorumlusu ilan ediyor. Ama benim gibi milyonlarca insan ikna olmuyor, inanmıyor, somut delil ve yargı kararı olmadığı sürece de inanmayacak. Bu konuda ısrarla söylenilen şudur: Bürokrasi içinde kendini cemaat aidiyetine, enaniyetine kaptırmış, seçilmiş iradenin dışında başka yerlerden talimat alan, hukukun, devlet teamüllerinin dışına çıkmış olanlar varsa, bunu somut delilleriyle ortaya koyun, yargıya intikal ettirin, adil yargılama ile hukukun ne dediğini görelim.
Ama böyle yapılmıyor. Duyulmamış, görülmemiş hakaretlerle, üstelik milyonlarca insanın hassasiyeti görmezden gelinerek ağır bir suçlama kampanyası yürütülüyor.
Hizmet Hareketi; ilkeleri, içindeki insanların beklentisizliği ve Allah rızası niyeti dışında, kendi devletine paralel bir yapı niye kursun? Devlete göz koyan, talip olan bir yapı, demokratik yollar açıkken neden bürokrasi içinde kendini gizleyen insanlar eliyle iktidar mücadelesi yapsın?
Şahsen benim anlayamadığım temel husus budur. Çünkü devlete talip olanlar, yönetime gelmek isteyenler için yol bellidir. Parti kurarsın, seçimlere girersin, iktidar olursun, bütün bürokrasi zaten senin emrinde olur. Madem millete hizmet yolunda yönetime gelmeyi, iktidar imkânlarının elverişliliğini kabul etmişsin, hukuka, demokrasinin evrensel kurallarına riayet ederek emeline ulaşırsın.
Hizmet Hareketi böyle düşünseydi, “yetiştirdiği” insanları dünyanın 160 ülkesine göndermez, kabiliyetli, dürüst, çalışkan bu kadrolarla siyaseti sallar, halkın teveccühünü de alır, iktidar olurdu. Hizmet Hareketi neden gücünü bölmüş, enerjisini, Türkiye’ye teksif etmemiş de insanımızı, değerlerimizi dünyaya tanıtmaya, gönüllü Türkiye lobileri oluşturmaya harcamış? Evet, bu sorunun cevabı verilmelidir?
Sovyetler’in dağıldığı, dünyanın arayış içinde olduğu, Batı’nın işgalcilerinin dünya jandarması gibi davrandığı bir dönemde, gencecik insanlar yurdunu yuvasını terk edip gittilerse, bunu Türk milleti adına, Türk devleti adına yaptılar. Kendi devletlerini takviye için yaptılar. Dünyanın dört bir yanında ülkemizin, insanımızın, kültürümüzün tanınmasını istediler. Sevilecek, desteklenecek bir millet olduğumuzu göstermek istediler. Değerlerimizin, ülkemizin küresel barış için bir alternatif olduğuna inandılar. Kendilerine güvendiler, gönüllü lobiler oluşturdular. Bizi milletçe asla utandırmadılar, mahcup etmediler. Tam tersine yüz akımız oldular. Çünkü şu tavsiyeyi çok önemsediler: “Dünyanın her yerinde olmayan Türkiye, hak ettiği yerde olamaz…”
Onlar Türkiye sevdalılarıydı. Ülkelerini, vatanlarını, milletimizi, devletimizi seviyorlar, ila-yı kelimetullah davasının neferi olmayı, her türlü beklentinin üzerinde görüyorlardı. Serveti, şöhreti, güce dayanmayı, hâkimiyet kurmayı geçici görüyorlardı. Onlar için en büyük siyaset; hak ve adaletten ayrılmamaydı…
Yegâne arzuları, devletler muvazenesinde söz sahibi bir Türkiye’ydi. Şuna inandılar: “Asırlarca hak ve adaletin temsilcisi olmuş milletimiz, bugün de, şanlı geçmişinde olduğu gibi, yeryüzünde, devletler muvazenesinde söz sahibi olabilseydi… Bütün mazlum ve mağdurlara kol kanat gerebilecek bir konumu bulunsaydı. Sözüne itibar edilir, gözünün içine bakılır bir merci olsaydı.”
Hata mı ettiler?
Yazarlar
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBabamın hasta yatağında bana son sözleri: Kötü günler geliyor kendini koru 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYaşanacaklara dair olası senaryolar 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
18.04.2019
11.04.2019
4.02.2019
28.03.2019
14.03.2019
9.02.2019
9.02.2019
1.02.2019