Hüseyin GÜLERCE
Seçimlerden beş gün önce yazdığım yazıda, 30 Mart akşamı, beş temel sorunun cevabını alacağımızı söylemiştim. İlk iki soruyu hatırlatarak cevaplarını vermeye çalışayım:
Bir: 17 Aralık ve 25 Aralık operasyonlarıyla gündeme gelen yolsuzluk ve rüşvet iddiaları seçmeni nasıl etkiledi? Görüldü ki iddialar, seçimin galibi olan AK Parti’ye oy verecek seçmeni pek etkilemedi. Bunun nedenlerini beş aşağı beş yukarı analizciler söylüyor. Bu konuda seçmeni suçlamak ve aşağılamak, demokrasi terbiyesi ile bağdaşmaz.
İki: AK Parti-Cemaat meselesi, seçim sonuçlarını nasıl etkileyecektir? Önce altını çizmem gereken hususlar var. Galibiyet coşkusu ya da mağlubiyet duygusu ile sözlerimin doğru anlaşılması perdelenmemelidir. Fikir ve ifade hürriyetimi kullanarak, vicdanî kanaatimi ve inandığımı söylemek zorundayım. Hizmet Hareketi büyüdükçe, bir sosyal realite olarak kendisini Hizmet insanı görenlerde de, Hizmet’i dışarıdan takip ve seyredenlerde de farklılaşmalar olur. Öncekilerle sonrakiler farklı içtihatlarda bulunabilirler. Şahsen ben ısrarla, “aman karınca misali su taşıyalım, yangın büyümesin, aman üsluba dikkat edilmeli, tam da sövene dilsiz, dövene elsiz olmak gereken günlerin içindeyiz” demeyi tercih ettim. Aksi halde Hizmet’in zarar göreceğine inandım.
Hizmet, siyasi bir yapılanma değil. Ama siyasi tavır alma, her sivil toplum hareketi gibi demokratik hakkıdır. AK Parti’ye oy verilmemesi gerektiğini kabullenebilir, tavsiye edebilir. Eğer buna rağmen seçimlerde başarılı olunmamışsa, bu mağlubiyet olarak görülmeyebilir. Çünkü siyasi zeminde her mağlubiyet, kazanma adına, bundan sonraki hamlelere hazırlanma adına bir tecrübedir. Nitekim bütün siyasi partilerin yaklaşımı da budur. Sadece şunu kabul etmek gerekir: Siyaset zemininde tek doğru olmaz. Kaçınılmaz olarak, daha önce bünyede yaşanmamış farklılıklar, siyaset zemininde yaşanır. Mesela, Sayın Başbakan’ın meydanlarda Hizmet insanlarına yönelik ağır sözleri, yaralayıcı üslubu asla tasvip edilemez ama CHP’ye oy vermek, bazıları için çok zor olabilir. Bu farklılıkları, kırıcı, itici ve ötekileştirici yaklaşımlarla değerlendirmek haksızlık, savunduğumuz demokratik ilkelere de aykırı olur. Siyaset zemininde, daha önceki hizmet alanlarının hiçbirinde karşılaşmadığınız eleştiriler gelebilir.
Hizmet Hareketi’nde, siyaset zeminine kısmi bir kayma olsa da, “Hizmet, siyasetten farklı bir alan” diye düşündüğünüzde, “yaşananlarla bir tecrübe daha kazanıldı” diyerek, olgunluk ve bütünlük içerisinde kervan yoluna devam eder. Bir kısım zayiatlar da kayıp olarak görülmez, sağlıklı yürümenin gerektirdiği arınma olarak değerlendirilir.
Hizmet Hareketi’ni siyasi bir hareket gibi görmekte ısrar edenler evet, seçim sonuçlarına bakarak bir galibiyet hissi yaşayabilirler. Hizmet insanları olarak önemli olan, hareketin medya bünyesinde gösterilmesi gereken hassasiyettir. Çünkü Hizmet’in eğitim, bilhassa yurtdışındaki Türk okulları, diyalog, sağlık hizmetleri, yardımlaşma hizmetlerinin açıktan eleştiri hedefi yapılması zordur. Zaten bugüne kadar da maksatlı eleştiriler dışında, bu alanlara hasmane bakan yoktur. Ancak medya alanı öyle değildir. Hizmet’in üslubunun, en çok medya alanında korunması gerekir.
Hizmet Hareketi benim için, kendi mana köklerimize bağlı kalarak evrensel değerlerde buluşma ve ileri demokrasi talebi ile dünyaya entegre olma hareketidir. Sempati, kabul ve güven adına, bu hedefin itina ile korunmasını çok önemsiyorum.
Yazarlar
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYaşanacaklara dair olası senaryolar 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBabamın hasta yatağında bana son sözleri: Kötü günler geliyor kendini koru 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
18.04.2019
11.04.2019
4.02.2019
28.03.2019
14.03.2019
9.02.2019
9.02.2019
1.02.2019