İbrahim Kahveci
Hatırlamanız gerekiyor; eğer hatırlamıyorsanız halimize hiç yanmayın.
Ne diyorlardı 2017 Referandumu için?
“Bürokratik vesayet bitecek, Türkiye şahlanacak”
Başka ne diyorlardı?
“Başbakanlık bir ayak bağıydı ve işleyişi yavaşlatıyordu. Oysa yeni sistemde tüm yetkiler BAŞKAN eliyle kullanılacak ve hızlı kararlar alınacaktı. Ayrıca BAŞKAN yüzde 50+1 oyla seçileceği için koalisyonlar devri de kapanmış olacak.”
Yani Başkanlık demek istikrar demekti.
-Kalıcı siyasi istikrar
-Hızlı ve etkili icraat
İşlemin özü buydu.
Ne geldi ve ne olduğunu yazmama gerek var mı? Tüm yapısal yıkımları adeta film seyreder gibi izliyoruz.
Devletin kurumları çökerken toplumun ahlakı ve dayanışması da bitme noktasına geldi.
Tekrar ediyorum: Parasal sorunları çözeriz; asıl parasal olmayan yapısal yıkımları çözmek çok zor olacaktır. Çektiğimiz açlık-yoksulluk bir şey değil; çekeceğimiz kurumsal yıkım bizim için en büyük tehlikedir.
Bunları neden hatırlattığımı şimdi yazayım.
Dün Karar Gazetemizde Joseph E. Stiglitz tarihi bir yazı yazdı. Trump’ın güç kullanımı ve kural tanımaz halini anlatan bir yazıydı. Şimdi oradan bazı alıntılar ile tek gücün nelere yol açtığını vermeye çalışacağım.
STİGLİTZ’DEN NOTLAR
“Trump, Amerikan halkının iradesine hiç önem vermedi. Siyasete girdiğinden beri kendini kanunların üstünde gördü. Birini vursa bile oy kaybetmeyeceğini övünerek söyledi.
Trump yönetiminin Venezuela’yı “yöneteceğini” ve petrolünü alacağını söylüyor; yeni bir emperyalizm dönemi başlıyor (Trump emperyalizmi). Güçlü olan haklıdır ve başka hiçbir şeyin önemi yoktur.
Trumpçı emperyalizm, tutarlı bir ideolojiden yoksun; açıkça ilkesiz ve yalnızca açgözlülük ile güç arzusunun bir ifadesi. Amerikan toplumunun üretebileceği en açgözlü ve yalancı kişileri çekecektir. Bu tür karakterler servet yaratmaz; enerjilerini rant arayışına, yani piyasa gücü, aldatma ya da düpedüz sömürü yoluyla başkalarını yağmalamaya harcarlar. Rantçılar tarafından yönetilen ülkeler birkaç zengin birey üretebilir; ama refaha ulaşamaz.
Refah için hukukun üstünlüğü gerekir. Hukukun üstünlüğü olmadan, her zaman belirsizlik vardır.
Hükümet varlıklarıma el koyacak mı? Yetkililer, bazı küçük suçları görmezden gelmek için rüşvet talep edecek mi? Ekonomi eşit şartlarda mı olacak, yoksa iktidardakiler her zaman kendi yandaşlarına üstünlük sağlayacak mı?
BENZERLİKLER VAR
Stiglitz’in dikkat çektiği notlardan bizim de kendi payımıza alacağımız notlar var. Mesela güçlü ve hızlı yönetim dediğimiz Başkanlık Sistemi (Partili Cumhurbaşkanlığı diyoruz) ülkede refah yaratmadı. Sadece rantçılar ve özel imtiyazlı kesimler kazandı.
Boğaz kenarında yalı partilerinde seks ve uyuşturucu seller gibi akarken karşı semtlerde iktidarın oy tabanı olan kesimler çöplerden gıda topluyordu. Pazar yerlerinde akşam vakitlerinde artıkları toplamak için insanlar adeta sıraya giriyordu.
TÜİK’in yayınladığı gelir dağılımı tüm gerçekleri ortaya koyuyor. Başkanlık Sisteminde ülkede gelir payını artıranlar sadece en zengin yüzde 5’lik kesim olmuş…
Tavana para
Tabana vaat verilmiş.
Türkiye hiçbir zaman dışarıda emperyalist ülke olmadı. Lakin kendi içerisinde sömürülen kesimler açısından feci bir emperyalizm var denilebilir. Emekliler mesela veya asgari ücretliler. Toplamda alt gelir grupları.
Ülke büyüyor ama gelirden payı sadece zenginler alıyor. Refah oluşturamıyoruz.
Hukuk yoksa belirsizlik varsa orada refah oluşmaz diyor Stiglitz. Bizim yaşadıklarımıza ne çok benziyor.
Şu cümleye bakın: “Hükumet varlıklarıma el koyacak mı?”
Yaşadıklarımızın ne farkı var? Mülkiyet güvencesi açısından çok ama çok ciddi bir sınavdan geçiyoruz.
Suç başka mülkiyet başkadır. Mülkiyete el koymak suçtan elde edilen gelirin tamamen ispatı sonrasıdır.
Öyle mi oluyor bizde?
Şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor: Başkanlık gelecek dertler bitecek denilirken neden bu hale düştük? Biz neden kandırıldık?
Not: Ak Parti’nin ilk 2 dönemdeki demokratikleşme ve AB sürecini ne kadar desteklediysem Başkanlık sistemini de bir o kadar eleştirmiş ve karşı çıkmıştım. Zaman neyin doğru olduğunu gösteriyor.
Yazarlar
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUCHP ve Özel buna hazır olmalıydı 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENMuhafazakârlar ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2026
6.02.2026
4.02.2026
2.02.2026
30.01.2026
28.01.2026
22.01.2026
21.01.2026
19.01.2026
16.01.2026