İbrahim Kahveci
Bazı şeyleri anlatmakta çok zorluk çektiğimi belirteyim. Hatta bazı konular-sorunlar oluyor ve ileride büyük belalar açacak diye defalarca yazıyorum ama kimseden ses çıkmıyor. Aradan yıllar geçiyor ve bir bakıyorum herkes o sorunu ele alıyor, dile getiriyor. Oysa zaman çoktan geçmiş oluyor.
Bir örnek vereyim.
Her ile üniversite politikasının bize bir neslin geleceğini kaybettireceğini yıllarca işledim. Kimseden ses çıkmadı.
Okuyorsunuz ama boşu boşuna… Hayat boyu işsiz kalmak için okuyorsunuz. Nafile…
Şimdi YÖK Başkanı çıkmış ve birçok dalda kontenjanları düşüreceklerini açıklıyor. Ülke ihtiyacının çok üstünde olan kontenjanlar azaltılıyor. E günaydın…
Bir başka örnek daha vereyim: 10 yıldır doğum oranları üzerinden ülkemizin demografik riskine dikkat çekiyorum. Başkanlık Sistemi ile ülkemizin 1 çocuk bile doğuramaz duruma geldiğini; çünkü bu sistemde 9 doğurduğumuzu yazıp duruyorum… Daha yeni yeni fark ettiler… E günaydın.
Neyse…
Şimdi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a yazayım.
Diyor ki “Son 23 yılın hikayesini sorarsanız; Türkiye, alt-orta gelir grubundan üst-orta gelir grubuna yükseldi. Şimdi de yüksek gelirli ülkeler grubuna geçiyoruz.”
İlk bakışta haklı.
2025-III.Ç itibari ile son 1 yıllık gelirimiz 57 trilyon 630 milyar lira. Bunun dolar olarak karşılığı ise 1 trilyon 538 milyar dolardır. Ve böylece kişi başına gelirimiz 17.927 $ etmektedir.
Yani zenginiz.
Oysa 2021 yılı sonunda 834 milyar dolar GSYH ile kişi başına gelirimiz 9.917 $ seviyesindeydi.
Basit düşünün… Kişi başına gelirimiz hem de dolar bazında 4 yılda %80 artıyor. Muhteşem bir şey… Büyük zenginlik…
Ama gerçek öyle değil. Bu derece zenginleşen bir ülkede refah artar ve ekonomik sıkıntılar azalır.
Öyle olmuyor… Hatta fakirlik daha da artmış durumda.
Neden?
Mesela 2021 yılında kişi başına gelir 75.845 TL ve ortalama yıllık açlık sınırı 35.831 TL. Yani 1 kişi ortalama gelirle ailesinin açlık sınırını gideriyor ve üstüne 1,12 katı para kalıyor.
2025 yılı III. Ç dönemde ise kişi başına gelir 590.841 TL. Lakin yıllık açlık sınırı 287.885 liraya çıkıyor ve 1 kişi ortalama gelirle ailesinin açlık sınırını giderdikten sonra üste kalan para 1,05 kat oluyor.
Buranın özü şu: Kişi başına gelirle gıda alım gücümüz artmamış, tersine azalmış.
Evet, doğru görüyorsunuz. Türk-İş’in açıkladığı “Açlık Sınırı” fiyatlarına göre kişi başına gelirimiz 9.917 dolardan 17.927 dolara yükseliyor ama alım gücümüz azalıyor.
Tekrar edeyim: Dolar bazında yüzde 80 gelir artışı olurken aslında zenginleşmiyor, tersine fakirleşiyoruz.
Çünkü ülkemizde reel bir refah artışından ziyade dolar bazında fiyat artışından kaynaklı bir şişme yaşıyoruz.
Peki, fiyatlar dolar bazında neden bu kadar şişti? Onun cevabı da basit: Ana neden gelir dağılımı bozukluğu…
Zenginlerin sürüklediği fiyat artışını fakirler ödemek zorunda kalıyor. O nedenle aslında zenginleşmiyoruz, tersine fakirleşiyoruz.
Bir avuç zenginin yüksek fiyatını fakirler ödemek zorunda kalıyor. Mesele budur.
Yazarlar
-
Fehmi KORUOh ne âlâ memleket… 19.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUSilahsız siyaset aşaması 19.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENBöyle olmamalıydı 19.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİHukuk ve demokrasi önerileri süper ama uygulanırsa 19.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciZenginleşmenin getirdiği fakirlik 19.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
18.02.2026
16.02.2026
10.02.2026
9.02.2026
6.02.2026
4.02.2026
2.02.2026
30.01.2026
28.01.2026
22.01.2026