İbrahim Kahveci
TÜVTÜRK istasyonunda yaşanan son olaya bakalım…
Türkiye araç muayene istasyonlarını özelleştirdi. Araç sahipleri her 2 yılda bir araç muayenelerini yaptırmak zorundadır.
Polis memuru Melih Okan Keskin Ankara’da aracını muayeneye götürüyor. Aracın park lambası yanmıyor gerekçesi ile aracı muayeneyi geçemiyor. İstasyondaki insan görünümlü bir SÜRÜ saldırısı sonucu polis memuru öldürülüyor.
Konuya fazla detay vermiyorum; herkes olayın sıcaklığı ile her adımı takip ediyor. Burada kilit soru şu: Özelleştirme kalite mi getiriyor yoksa vahşet mi?
Bakınız bu olan münferit bir olay değildir. Sadece oradakilerin kişisel yanlışları ile yaşanan bir olay değildir. Açıklayayım…
Bir kere istasyondakilerin sürü olarak saldırması dahil genel tavırları bir üstten bakış tarzını gösteriyor. Nice araç muayene istasyonlarında benzer şikayetler gelmiştir. TÜVTÜRK bir tekeldir ve o tekel gücü çalışanlara da üstten bakışı sirayet ettirmektedir. Bunu birçok TÜVTÜRK İstasyonunda görebilirsiniz.
Emir-komuta anlayışı ile gelenlere müşteri gözü ile değil “buraya zorunlu gelmiş” yolunacak kazlar gözü ile bakılıyor. Özelleştirme sonrası müşteri kavramı yerine “bize mecburlar” davranış biçimi hakim oluyor.
Soralım kendimize bu üstten bakış ve yolunacak kaz anlayışı sadece TÜVTÜRK İstasyonlarında mı yaşanıyor? Hayır…
Hatırlayın paralı özel sektör yol ve köprülerini. HGS’de para olmasına rağmen kaçak geçiş cezalarını. Aylar sonra bildirim geliyor ve 4 kat ceza ve yargı masrafı ile on binlerce liraya ulaşan cezalar.
Türk Halkı o çok özel Müteahhitlerin yollarında ve köprülerinde sadece yüksek fiyat ödeyerek soyulmuyor.
Kaçak geçiş adı altında fahiş cezalarla da soyuluyor. Tekrar hatırlatayım: Bu cezalar Hazine garantisine girmediği için o özel müteahhitlerin özel karı oluyor.
Tekel konumundaki otoyol ve köprülere girdiğinizde o fahiş fiyat ve cezaları öderken aynı oranda hizmet alabiliyor musunuz? Mesela yol aydınlatması her yerde var mı? Ya da kar yağdığında yollar temizleniyor mu?
Ya yol üstündeki dinlenme istasyonları? Kapıyı açtığınızda silahlı değil ama dolaylı şekilde “eller havaya bu bir soygundur” sözünü işitmesiniz de resmen soyuluyorsunuz?
Bir başka tekel özelleştirmesi ise elektrik dağıtım şirketleri. Yeterli altyapı yatırımı yapılıyor mu? Mesela İzmir’de yağmur birikintisinde kaçak elektrik akımında ölenlerle TÜVTRÜK istasyonunda öldürülen polis farklı mıydı?
Aydınlatılmayan yollar veya yapılmayan hizmetler…
Kısacası burada bir tercih söz konusu. Tekel konumundaki hizmetleri kamu mu yapmalı yoksa özelleştirme ile özel sektör mü?
Ben açıkça düşüncemi de söyleyeyim: Bu tür tekel konumlarındaki özelleştirmeler ya yapılmamalı ya da çok ama çok sıkı özel denetim şartları getirilmelidir. Mesela bu tekel konumlarındaki özelleştirmelerde işlemlerin nihai sorumluluğu yine kamuda tutulmalıdır.
Şöyle izah edeyim: Kamu buraların satışını yapsa dahi kamusal sorumluluğu üstlenmeye devam etmeli ki, özel sektör kar hırsı ile vahşiliğe kaçamamalı.
İşletme açısından kamucu değilim ama denetim ve sorumluluk açısından en sert kamucu zihniyetin korunması gerektiğini düşünüyorum.
Hatta bu düşüncemi biraz daha açayım: Mesela YARGI… Tam kamusal hizmettir. Ama buranın da özel kesim tarafından denetimi sıkı sıkıya gerçekleşmelidir. Dengeleyici denetim kamu-özel arasında sağlanmalıdır.
Gelelim yeniden TÜVTÜRK meselesine.
Araç muayenesinde neden tüm Türkiye’de tek bir şirket olarak özelleştirme yapılıyor? Mesela neden şehir şehir veya birkaç şehir paket olarak özelleştirilmiyor?
Şimdi Köprüler ve Otoyollar özelleştirilecek. Sanıyor musunuz ki sadece geçiş ücretlerine zam yapılacak? Sözde kaçak geçiş vs cezalarının nasıl can yaktığını hala tecrübe etmediniz mi?
Kısaca bir yönetim tercihini yaşıyoruz. Ülkeye şirket ve para—kar gözü ile bakışın sonuçlarını yaşıyoruz.
Şirket gibi yönetilmenin sonuçlarıdır bunlar. Hızlı karar alınarak uçacağız denilen referandumun sonuçlarıdır bunlar. Yani biz istedik bunları… İstemeyenleri de vatan haini ilan edip dış güçler olarak tanımladık.
Soyulmayı ve ölmeyi tercih eden bir toplumun geleceği yer başka neresi olabilirdi ki…
HEPSİNİ HAZİNE ALMIŞ
Yazının ekinde bir grafik var. Grafikte Hazine’nin son bir yılda (ocak 2025-ocak 2026) nakit gelirleri yer alıyor. Mehmet Şimşek göreve gelirken Hazine nakit gelirleri 183 milyar 831 milyon dolardı. Şimdi bu rakam 332 milyar 611 milyon dolara çıktı.
2005 yılında nakit gelirler 96 milyar dolarken asgari ücret 391,3 dolardı. Hazine gelirlerini %247 artırırken vatandaşın asgari ücreti %71 artmış.
İşte buna paylaşım sorunu diyoruz. Yani GSYH büyürken gelirler nasıl yerinde sayıyor derseniz grafikte bunu görüyorsunuz.
Kişi başına gelir 18 bin dolar diyoruz ama asgari ücret 28 bin lira ve emekli maaşı da 20 bin lira…
Yazarlar
-
Fehmi KORUCHP ve Özel buna hazır olmalıydı 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYağmur ve toprak… 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENMuhafazakârlar ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezEnflasyon Niçin Fazla Düşmez? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünNükleer dengenin son kalesi de yıkılarken… 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUMuhalefetin bilinçaltı 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYASayın Devlet Bahçeli’nin Gündeme Taşıdığı “Umut İlkesi” ve Sayın Abdullah Öcalan... 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2026
6.02.2026
4.02.2026
2.02.2026
30.01.2026
28.01.2026
22.01.2026
21.01.2026
19.01.2026
16.01.2026