Selva Demiralp

Selva Demiralp
Selva Demiralp
Tüm Yazıları
Fed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi?
6.02.2026
33

Başkan Trump geçtiğimiz cuma günü Fed’in yeni başkan ada­yının eski guvernörlerden Kevin Warsh olacağını açıkladı. Son bir yılda yaşananlara bakınca, bunun teknik bir atamadan çok bir siyasi tiyatroya dönüştüğünü görmek zor değil. Fed ile ilgili sert açıklamalar ve mevcut Fed Başkanı Powell’a yöneltilen kişisel eleştiriler sonra­sında son dakikada gelen temkinli tercih, Başkan Trump’ın Fed’i ve finansal istikrarı riske atamadığı­nı gösteriyor.

Warsh’ın adaylığını, piyasala­rın “TACO trade” diye adlandırdı­ğı, yani Trump Always Chickens Out refleksine bir diğer örnek ola­rak gösterebiliriz. Diğer adayla­ra bakıldığında Warsh’ın en uy­gun adaylardan biri olduğu net. Trump’ın açıkça adını andığı, “iki Kevin’den diğeri” olan Kevin Has­sett, güçlü bir akademik geçmişe sahip olsa da son yıllarda Beyaz Sa­ray’daki rolü nedeniyle net biçim­de partizan bir çizgide duruyordu. Vergi indirimlerinden tarifelere, hatta resmi istatistik kurumları­na yönelik tartışmalı çıkışlara ka­dar Trump ajandasını savunan bu profil, merkez bankacılığının gerektirdiği mesafeyle örtüşmü­yordu. Diğer adaylar ise ya Fed’in karar alma mekanizmalarına ve kurumsal hafızasına yeterince hâ­kim olmayan ya da piyasalar nez­dinde güçlü bir güven oluşturacak geçmişe sahip olmayan isimlerdi. Fed başkanlığı gibi kriz yönetimi­ni, iletişimi ve beklenti yönetimi­ni aynı anda yürütmeyi gerektiren, küresel finansal piyasaları doğru­dan etkileyen bir görev için bu cid­di bir riskti.

Burada altı çizilmesi gereken temel nokta şu: Merkez bankacı­lığında partizan olmamak bir er­dem değil, bir zorunluluktur. Pa­ra politikası ancak siyasi baskı­lardan arındırılmış bir çerçevede yürütüldüğünde beklentileri yö­netebilir. Bir merkez bankasının siyasi ajandaya göre hareket etti­ği algısının güçlendiği bir ortam­da, faiz silahı ne kadar sert kulla­nılırsa kullanılsın kalıcı sonuç al­mak zorlaşır.

Trump’ın Warsh tercihini bu çerçevede okumak mümkün. Ka­muoyuna dönük popülist söylem­ler sahnede kalırken, perde arka­sında finansal istikrarın ekonomik istikrar için ön koşul olduğunun farkında olan daha pragmatik bir refleks devreye girmiş görünüyor.

Warsh’ın satır aralarında söylediklerini Trump fark ediyor mu?

Warsh’ın eski bir guvernör ola­rak Fed’in kurumsal tecrübesine hâkim olması, çok iyi bir eğitim almış olması ve iş dünyası ile güç­lü bağlantıları onu Fed başkanlığı için uygun bir aday yapıyor, şüp­hesiz. Ancak ona bu kapının açıl­masında, son dönemde Fed’i sert­çe eleştiren açıklamaları ve düşük faiz politikasını savunan demeçle­rinin rolünü de yabana atmamak lazım.

Öte yandan, her ne kadar faizle­rin düşmesi gerektiği söylemi Baş­kan Trump’ın kulağına muhteme­len çok hoş geliyor olsa da Wars­h’ın düşük faiz takıntısı olan bir Fed başkanlığı sözü vermediği de oldukça net. Zira Warsh, faiz in­dirimi ile ilgili düşüncelerini bi­lanço daralmasını önceliklendiren bir planın parçası olarak sunuyor. Bir yandan politika faizinin düşü­rülmesini savunurken, diğer yan­dan küresel finansal krizden bu ya­na karşı çıktığı bilanço genişleme­sinin geri çevrilmesi gerektiğini vurguluyor. Yani faiz indiriminin yaratacağı gevşemenin, bilanço daralması yoluyla dengelenmesi­ni öneriyor.

“Karaman’ın koyunu, sonra çıkar oyunu”

Warsh’ın kafasındaki bu politi­ka bileşiminin Trump tarafından ne ölçüde içselleştirildiği tartış­ma konusu. Warsh’ın Trump ile yaptığı birebir görüşmelerde, bi­lanço daralmasının getireceği sı­kılaştırıcı etkiden ve Fed’in sırtın­daki hükümet borcundan duyduğu rahatsızlıktan ne kadar bahsettiğini bi­lemeyiz. Söylemin dü­şük faiz kısmı öne çıkar­ken, Fed çalışanlarının bile etkilerini tam ola­rak hesaplamanın zaman alacağını söylediği bi­lanço daralması, muğlak ve teknik bir detay olarak arka planda kalmış olabilir. Du­rum böyle olunca Warsh’ın gerçek yüzünü sonradan göstermesi Baş­kan Trump için hoş bir sürpriz ol­mayabilir.

Türkiye’den aşina olduğumuz bir tablo

Siyasetçilerin birincil odağının politika faizi olduğunu biliyoruz. Bu nedenle siyasi baskı altında­ki merkez bankalarının bir yan­dan faiz indirirken, diğer yandan makroihtiyati önlemlerle sıkılaş­tırmaya giderek siyasi radarın dı­şına çıkmaya çalıştığını Türkiye örneğinden yakından tanıyoruz. 2010 sonrası dönemde TCM­B’nin bir yandan faiz indirirken bir yandan zorunlu karşılıkla­rı yükselterek yaptığı sıkılaştır­ma, ya da mevcut yönetimin faiz indirim döngüsünde kredi kısıt­lamalarına devam etmesi içeri­den verilebilecek örnekler ola­rak karşımıza çıkıyor. TCMB’nin adımlarının arkasında kısmen gelişmekte olan ülkelere özgü fi­nansal istikrar motivasyonu da rol oynuyor şüphesiz. Ancak ben önemli bir sebebin siyasal baskı ile kısıtlanan ve optimal olarak belirlenemeyen para politika­sı olduğunu düşünüyorum. Öte yandan, bu tür arka kapı önlem­lerinin finansal piyasalar tarafın­dan olumlu algılanmadığını, mer­kez bankası iletişimini zayıflattı­ğını ve bu nedenle olumsuz etki yarattığını da biliyoruz.

Warsh’ın faiz indirimi ile bi­lanço daralmasını birlikte savu­nan yaklaşımı, bu detayları ta­kip edebilen piyasalar tarafın­dan “dengeli” bir çerçeve olarak değerlendiriliyor. Warsh’ın adı­nın öne çıkmasıyla birlikte do­ların güçlenmesi, altın ve gümüş fiyatlarında sert geri çekilmeler görülmesi, Fed’in enflasyon kar­şısında gevşek bir çizgiye savrul­mayacağına dair bir rahatlamaya işaret ediyor.

Warsh, Trump’ın aradığı güvercin bir başkan olur mu?

Warsh bir yandan faiz indirimle­rine başlayarak Trump’ı memnun ederken, diğer yandan Fed bilanço­sunda planladığı daraltıcı etkiyle enflasyonu kontrol altında tutmayı becerebilir. Ancak bilançodaki bu daralma uzun vadeli faizleri yuka­rı itebilir. Böyle bir tabloda, politi­ka faizi odaklı düşünen siyasi oto­ritenin radarından ne ölçüde uzak kalabileceği ise ayrı bir soru. Ben kendi adıma, Warsh’ın 2010–2017 döneminde guvernörlük yapar­ken benimsediği dengeli çizgiden keskin bir kopuş yaşayacağını dü­şünmüyorum. Kısmi bir “yumuşa­ma” olsa bile, mevcut FOMC yapısı içinde bunun belirleyici bir kırılma yaratması ya da bir senenin sonun­da optimal politika faizinden yarım puanın üzerinde bir sapma yapma­sı bana oldukça zor görünüyor. So­nuçta Fed başkanı da 12 kişilik ka­rar alma komitesinde tek bir oy kullanıyor. Warsh’ın bilanço da­raltımı söylemini ikinci plana atıp, tek başına faiz indirimlerine odak­lanan bir yaklaşımı savunması ha­linde bile, FOMC çoğunluğunun enflasyon hedefini riske atacak bir politika değişikliğine onay vermesi olası görünmüyor.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar