İbrahim Kiras
Siyasette yaşanan İmralı krizi dolayısıyla tarafların aslında çözüm sürecinden de çok farklı şeyler anladığı ortaya çıktı. Oysa şimdiye kadar yol haritası ve kapsamın sınırları konusunda bir uzlaşının oluşmuş olması gerekirdi.
Süreç aslında kamuoyundan ciddi ölçüde onay gördü ve görüyor. Microsoft’un yapay zeka uygulaması Bing’e hazırlattığım grafiğe göre genel destek oranı bu yılın eylül ayında yüzde seksen seviyesine yükselmiş durumda. Ancak sonra düşüş başlamış ve içinde bulunduğumuz ayda yüzde altmışın altına kadar inmiş. Farklı kamuoyu firmalarının gerçekleştirdiği anketlerin verdiği ortalama sonuç sürece en büyük desteği AK Parti ve DEM seçmeninin verdiği şeklinde. CHP tabanı genel ortalamanın biraz altında. Sürecin başlatıcı ve mimarı durumundaki MHP’nin tabanı ise bu girişime en az destek veren kesim. Yani bu seçmen grubunun desteği muhalif İYİ Parti tabanının da altında. Buradan da Bahçeli’nin sergilediği siyasi fedakarlığın boyutu anlaşılabiliyor.
Sürece yönelik kamuoyu desteği oranlarında görülen yükseliş ve inişlerin sebepleri genel olarak siyasi açıklamalarla ve uluslararası veya küresel gelişmelerle ilgili gibi görünüyor.
Bugünlerde de bilhassa İmralı ziyareti konusunun gerekliliği kamuoyuna izah edilmediği ve ortaya çıkan kriz iyi yönetilmediği için bir kırılma oluşması mümkün. Vatandaşın hassasiyetleri dikkate alınmadan atılan adımlar ve bunların bir kısmının iktidar ortakları arasında bir anlaşmazlık konusu olduğunun görülmesi doğal olarak “güven sorunu” oluşturacak ve kamuoyu desteğinde kırılmalara yol açacaktır.
“Öcalan’ı ziyaret” ısrarının yol açtığı siyasi krizin tabana sirayet etme riskinin fark edilmemiş olması da ilginç. Oysa kamuoyunda süreci destekleyenlerin önemli bir bölümü terör örgütünün silah bırakması karşılığında Öcalan’ın gerekirse affedilmesine bile -kerhen de olsa- onay veriyor(du) ama böyle bir kişinin bu ülkenin Kürt vatandaşlarının lideri ve siyasi temsilcisi makamına getirilmesi başlangıçta duyurulan hedefler arasında değildi.
Haddizatında DEM Parti tabanında bile Öcalan’ı Kürtlerin lideri ve siyasi temsilcisi olarak görenler çoğunlukta değiller. Ancak bu kitlenin özellikle CHP’nin İmralı kararından rahatsız olduğu ortada. Bu rahatsızlığın sebebi ise Öcalan’ı ziyaret seremonisine katılmamanın çözüm sürecine destek vermekten vaz geçilmesi gibi anlaşılması.
Bu algının güçlenmesi yolunda iktidar cephesinde sarf edilen çabalar da göz ardı edilemeyecek kadar açık. Aynı zamanda bu durum meselenin, söylendiği gibi, siyaset üstü tutulmadığının da kanıtı. İstisnasız bütün milli meseleler günlük siyasetin araçlarıdır bizde zaten. Maalesef gerçek bu. Çözüm süreci de bundan azade değil.
Dolayısıyla, muhalefetin İmralı heyetine katılmama kararının “Terörün bitmesini, akan kanın durmasını istemiyorlar” propagandasına alet edilmesi şaşırtıcı değil. Ancak neyin ne olduğunu bilen DEM Parti yöneticilerinin de hiç vakit kaybetmeden bu koroya katılması “Cumhur İttifakına katılmanın gerekçesini mi arıyorlar” sorusuna yol açacaktır ister istemez.
Bu vesileyle hemen AK Parti ile MHP’nin yanında hizalanan DEM Partililerin muhalefete karşı “inkar ve imha siyaseti” gibi ifadeler kullanarak, artık geride bırakılması gereken, kötü bir jargonu canlandırmaları -ve bunu özellikle CHP’yi hedef alarak kullanmaları- da iyi niyet belirtisi gibi görünmüyor.
“Milletvekillerinizi İmralı’daki liderimizin ayağına göndermezseniz biz de Cumhur ittifakına gideriz” tehditlerinin ters etki yapacağını bile düşünmüyor olmaları ise asıl meselenin “Öcalan’la görüşülmesi” olup olmadığı konusunda kuşkulara yol açıyor.
Muhalefetin itirazının hangi gerekçelere dayandığını kamuoyuna anlatmakta zorluk çektiğini de görüyoruz. Olayın doğasından kaynaklanan bir zorluk bu.
Özellikle CHP’nin sürece desteği mutlaka gerekli görülüyor, hatta Öcalan “CHP bu işin içinde olmazsa olmaz” gibi mesajlar veriyor ama en kritik konularda bile muhalefetle görüş alışverişi yapılmadan kararlar alınıyor. Sonra da muhalefetin iktidar kanadının aldığı kararlara uyması bekleniyor. Yöntemle ilgili bir itirazda bulunmaya kalkışırlarsa “Akan kanın durmasını istemiyor bunlar” suçlamasına maruz kalıyorlar.
Bu hengâmede ana muhalefet itirazının gerekçesi olarak şunu anlatamadı topluma: Herkes biliyor ki Öcalan’ın sürekli görüştüğü kişilere ve heyetlere zaten söyledikleri dışında söyleyecek bir şeyi yok. Milletin seçilmiş temsilcilerinin İmralı’ya gidip terör örgütü başıyla görüşmesi tamamen sembolik bir seremoni olacak. Ziyaret edilen şahsa resmi bir statü verilmesinin sembolik ifadesi.
Anlaşıldığı kadarıyla iktidarın bir kanadı -her nedense- Öcalan’ın bu ülkedeki Kürtlerin lideri ve temsilcisi olarak kabul edilmesini istiyor, ortağını da -İmamoğlu’nun duruşmaları TRT’den canlı yayınlanmalı vs. diyerek- buna zorla ikna ediyor, sonra ikisi beraber muhalefetin de buna katılmasını istiyorlar. Katılmayınca da kızıyorlar.
Muhalefet yapılan işin maksadını bilse bu işe destek verecek belki ama bu yolla elde edilmek istenen sonuç nedir, hiçbirimiz bilmiyoruz.
Ancak amaç ne olursa olsun çözüm sürecinin toplum çoğunluğu tarafından paylaşılan hedeflerini Öcalan’ın meşrulaştırılması hedefi uğruna feda etmemek lazım. Öcalan’ı meşrulaştırmak uğruna toplumun yaralarını kaşımaktan da uzak durmak lazım.
Alelade bir konudan söz etmiyoruz. Azami dikkat içinde hareket etmek lazım. Toplumun genelinde mevcut bulunan hassasiyetleri her daim göz önünde tutmaya devam etmek lazım.
Akademik bir tartışma yürütmüyoruz. Atılan her adımda, söylenen her sözde sokaktaki adamın duygu dünyasını hesaba katmak lazım.
Bu aşamaya kadar “Liderlerimizin herhalde vardır bir bildiği” diyerek çözüm sürecine dair ümitlerini muhafaza etmeye çalışan insanlara “Artık bu kadarı da fazla” dedirtmemek lazım.
Yazarlar
-
İbrahim KahveciYolsuzluk yasaları neden çıkmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti ile böyle bir Türkiye hayali kurmamıştık 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Kabe’de Hacılar” sahiden ortak ses mi? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU‘Dünyanın en tehlikeli adamı’ kimmiş, öğrenin… 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSavaş nereye? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANÇin De Tayvan’ı İşgal Ederse… 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSilivri’de başlayan yargı üzerinden siyasi rekabet 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaş gerçekten bitiyor mu? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİTürkiye’de modernleşmenin düşman kardeşleri 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİPeki İmamoğlu niye canlı yayında yargılanmıyor? 11.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIİSKENDER’DEN BUGÜNE İRAN’IN DİRENÇ HAFIZASI 10.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyasi dava… Sansür yasası! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞATEŞ AVUCUMUZUN İÇİNDE... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart’ın Direniş Ruhu ile Özgürlük ve Demokrasi Newrozu’na Çağrı... 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURTürkiye’nin en etkili hava savunma sistemi… 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTrump’ın en büyük yanlışı, açmazı anlayamadığıdır 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKBu toplumda herkes devletçi! 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANİran savaşında Türkiye boyutu 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya büyük çağ değişiminde: Yükselen milliyetçilik, korkunun refleksi 9.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -5- İşte ülke böyle çürüyor: Tapeler çıktı! 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNBinlerce kadın Taksim'den sesleniyor: "Bitmeyecek bu İSYAN" 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENİnsanlık Trump’ı durdurmalı 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANİran’dan Türkiye’ye yansıyanlar 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAkçakoca sapağı… 8.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜçüncü dünya savaşı bu mu acaba? 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanOrtaçağ karanlığına bir adım daha yaklaşmak 7.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.03.2026
14.02.2026
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026