İbrahim Kiras
Amerika’nın Suriye’deki SDG varlığına ilişkin politikasını değiştirmesi -veya netleştirmesi- üzerine belirli bir çevrede ortaya çıkan büyük şaşkınlığın sebebini anlayabilmek için söz konusu çevredeki psikolojik atmosferi hesaba katmak gerekiyor.
Daha iki hafta önce ABD uluslararası hukukun tabutuna son çiviyi de çakıp Venezuela Devlet Başkanını kaçırdığında herkes tepki gösterdi. DEM Parti de -çoğumuza normal gibi görünen- bir “kınama” açıklaması yaptı. Açıklamada, şu ifadeler yer alıyordu: “ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle yürütülen bu müdahale Birleşmiş Milletler’in kurucu anlaşmaları ile uluslararası hukukun açık ihlali, bir ülkenin egemenlik haklarına yönelik kabul edilemez bir saldırı ve halkların kendi geleceklerine demokratik yollarla karar verme hakkının gaspıdır.”
İşte bu açıklamaya kendi destekçilerinden gelen tepkiler çok dikkat çekiciydi. Partinin resmi Twitter hesabından yapılan paylaşım silinmediyse altındaki yorumlara göz atmak nasıl bir psikoloji ile karşı karşıya olduğumuzu anlamaya yardımcı olacaktır.
Yüzlerce belki binlerce yorumda genel olarak “Kürtlerin müttefiki ABD’yi kınamak stratejik hata” görüşü paylaşılıyordu.
“ABD olmasa üç gün yaşayamayız” gibi yaygın olarak paylaşılan gerekçelerle dile getiriliyordu itirazlar.
“Diktatörlük de olsa Venezuela’nın en azından bir devleti var. Kürtlerin ise hâlâ bir devleti yok” diyerek karşı çıkıyordu açıklamaya kimileri de.
“Buna nankörlük denir” diyenler de vardı, “Kürtler’i Saddam’ın zulmünden ABD kurtardı. Rojava’yı barbarların elinden kurtardı” diyen de.
“DEM Parti Ergenekonların kontrolünde. Bu akılsızlığın başka açıklaması olamaz” tespiti de ilgi görüyordu.
Yorumcuların daha entelektüelleri ise şu şekilde uyarılarda bulunuyordu: “Venezuela gibi Kürtlerin varoluşunu doğrudan ilgilendirmeyen bir konuda, ‘emperyalist müdahale karşıtlığı’ üzerinden yüksek perdeden ahlaki bir dil kurmak, Kürtler için ne koruyucu ne de faydalıdır.”
Diğer yandan, DEM Partili eski bir solcu aydın, söz konusu açıklamayı savunmaya kalkıştığında “Kes lan sesini, Kürde akıl vermek sana düşmez” gibi kaba, “Kürt olmadan Kürt halkının çıkarını bilemezsin, ABD karşıtlığı yapmak Kürtlerin zararınadır” gibi nazik cevaplar almıştı.
(Bu tepkiler üzerine DEM Parti’den aynı günün akşamında bu sefer ABD’nin İran’a yönelik operasyonuna göz kırpan başka bir açıklama yapıldığını da hatırlatalım.)
Görünen o ki söz konusu çevre Suriye’nin kuzeyinde bağımsız bir devlet kurma hayalini gerçeğe dönüştürmenin tek yolu olarak ABD desteğini görüyordu. Bu pragmatist siyaset yaklaşımının tabana kadar yayılmış olması ilgi çekiciydi.
Peki, boş yere mi bu zehaba kapılmışlardı? Karşı taraftan ümit ışığı görmemişler miydi?
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Barrack, aylar önce “SDG, YPG ve PKK’dır. Onlara bağımsız devlet kurma borcumuz yok. Bağımsız bir SDG devleti olmayacak” demişti açık açık. Ancak daha sonra kafa karıştıran başka açıklamalar da yapıldığı için ümitler korundu.
İyi ama ABD’ye bu kadar güvenilemeyeceğini bilmiyorlar mıydı? Tarihteki örneklerden habersizler miydi?
Taban veya kitle heyecanla, coşkuyla, yani duygularıyla yanlış beklentilere girebilir ama örgütün yönetim kademesinde bunun görülmemesi, Amerikalıların bir gün ellerini yıkayıp çekip gidebileceklerinin hesaba katılmaması olacak şey değil. Bile bile lades mi? Belki.
Her şeyden önce, “ABD’nin müttefiki” tanımlaması bir terör örgütü için fazla iddialı bir pozisyon tarifi. Karşısında çok daha derin çıkar bağları bulunan bölge ülkeleri varken, Washington’un “son aşamada” tercihini örgütten yana kullanması epeyce düşük bir ihtimal olurdu.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi’nin aynı zamanda Ankara Büyükelçisi olması hiç mi dikkate alınmadı acaba?
Hem Amerika ve Avrupa’nın hem de Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkelerinin Suriye’deki yeni rejimin arkasında durduğunu fark etmemiş olabilirler mi?
Galiba tabana kadar yayılmış olan bir psikolojik atmosfer içinde farklı bir tutum alamadıkları için “Belki Trump fikrini değiştirir” gibi bir beklenti içinde kumar masasında oturmayı sürdürdüler.
Yazarlar
-
Fehmi KORUTrump’ın sevgi sözcükleri… 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpToplumsal kutuplaşma artarken enflasyondaki düşüş yavaşlıyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraŞükür 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENDEM sürüklenmemeli 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUKürt çözümünde ve Suriye’de neler oluyor? 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluSuriye’de birkaç günde neler oldu? 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞBarbar medenileşmenin sonu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselÜcretli çalışan sayısında aykırı gelişmeler; sanayide gerileme devam ediyor 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciEskiden bir aile 337 liraya doyuyordu 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖcalan kazanan tarafta mı? 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURDijital imzalar kurumadan.. 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasTrump ‘Suriye siyasetini’ tekrar değiştirir mi? 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLU“Anayasal vatandaşlık” mı dediniz? 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026
3.01.2026
2.01.2026
19.12.2025
9.12.2025
25.11.2025