İbrahim Kiras
Enerji Bakanı demiş ki “Vatandaşlarımızın doğal gaz faturalarının yüzde 45’ini devlet ödüyor.” Demek ki bir yanda “vatandaşlar” var, gerektiğinde faturası ödenen… Öbür tarafta ise gerektiğinde fatura ödeyen cömert bir “devlet”…
“Her kimse bu devlet, Allah razı olsun kendisinden” dememiz gerekiyor herhalde, vatandaşlar olarak…
Oysa “Vatandaşlarımızın doğal gaz faturalarının yüzde 45’i” o vatandaşların vergilerinin oluşturduğu hazineden ödeniyor.
Bütün vatandaşların ihtiyacı için harcanmak üzere devlet kurumlarını yönetenlere emanet edilmiş olan o paranın sahibi millet. Haddizatında devletin de sahibi millet. Ama milli varlığın siyasi ve hukuki çatısı olan devlet “milletin sahibi” gibi anlatılıyor. Sanki devlet bizden ayrı, bizim dışımızda somut bir varlıkmış gibi... Hatta bir kişiymiş gibi anlatılıyor.
Peki, neden “hükümet” değil de “devlet” ödüyor faturamızı?
Bir yandan, hükümet kavramıyla devlet kavramını birbiriyle özdeş gösterme çabası var bu yaklaşımın altında. Çünkü hükümete karşı çıkmakla devlete karşı çıkmak aynı şey değildir. Hükümetimizi desteklemekle devletimizi desteklemek aynı şey değildir. Hükümetimizin güçlendirilmesi ile devletimizin güçlendirilmesi aynı şey değildir. Hükümetimizin bekası ile devletimizin bekası aynı şey değildir.
İkisini özdeş kabul edersek arabayı atın önüne koymuş oluruz. Ama bizden istenen de bu!
Diğer yandan, hükümet veya siyasi iktidar adına sahiplenilemeyen bazı konularda devlet kavramını öne sürme akıllılığı kendisini gösteriyor. Çünkü devlet tarafından yapılan bir iş siyasi amaç güdülmeden, ortak çıkarlar adına yapılıyor demektir yaygın anlayışa göre.
Devlet denildiğinde bir derinlik, bir erişilmezlik, bir kutsallık katılmış oluyor işin içine.
Galiba bu yüzden Terörsüz Türkiye adı verilen yeni çözüm sürecini kimileri “devlet projesi” diye savunuyorlar. Halbuki -ilerleyen aşamalarda ilgili devlet kurumlarının verdiği katkılar bir yana- herkes biliyor ki MHP lideri Devlet Bahçeli’nin projesi bu. “İmralı gelsin, Mecliste örgütüne seslenip bu işi bitirsin” çağrısından ancak sekiz gün sonra İttifak ortağından projeye destek geldi.
O sekiz gün içinde de “Bizim partinin masasında böyle bir konu yok” şeklinde açıklamalar yapıldı. “Devlet projesi”nden MHP’nin haberdar, AK Parti’nin habersiz olduğu mu söyleniyor bu durumda?
Burada “devlet” derken ne kastediliyor? Herhalde kurumlar kastediliyor. Yani ordu, emniyet, istihbarat, hariciye gibi kurumlar. Aslında adı geçen kurumlar siyasi iktidarın, yani yürütmenin organları. Seçilmiş hükümetin üzerinde otoriteleri yok. Hükümetin bu kurumların tecrübe ve bilgi birikiminden yararlanmasını sağlamak üzere geliştirilmiş birtakım mekanizmaların günümüzde işlerliği de pek yok maalesef. Yargının kuvvetler ayrılığı sistemi gereği olarak yürütmeye bağlı olmaması prensibi ise bugün itibarıyla tartışmalı bir husus. Yasama yetkisinin sahibi olan meclisin yetkileri de çok sınırlı artık.
Dolayısıyla mevcut şartlarda bazı kurumların bir araya gelip birtakım önemli konulara ilişkin hazırladıkları “siyasi” projeleri siyasi iktidara dikte ettirdiklerini düşünmek komplo teorilerine inanan zihinlerin işi olabilir ancak.
Mamafih burada bardağın dolu tarafına bakarsanız, siyasi iktidarın dışında bir devlet iradesinin mevcudiyetine inanmak bizim toplum açısından ileri bir kavrayış sayılabilir. Zira devleti kurumlardan oluşan bir yapı olarak kabul etme anlayışının çok uzun bir geçmişi yok.
Osmanlı tarihinin klasik döneminde padişah mülkün (ülkenin/devletin) kişisel olarak sahibiydi. Dolayısıyla devletin varlığı padişahın şahsıyla özdeş kabul ediliyordu
Prof. Metin Heper’in tespitine göre padişah ile devlet özdeşleşmesi gerileme döneminde ortadan kalkmıştır. 18. yüzyıldan itibaren padişahın yerini devlet almıştır. Yönetici sınıf padişahın değil devletin hizmetkarı olmuştur. “Padişahlar artık devlet adına tahttan indirilebilmişlerdir.” (Heper, “Türkiye’de Devlet Geleneği”, 2012, sh. 72-73)
Sonrası malum…
Devlet denildiğinde bir ailenin veya bir zümrenin mülkünü anlayan ve devletle yatay değil ancak dikey bir ilişki kurulabileceğini düşünen atalarımız 18. yüzyıldan itibaren adım adım gelinen bugünkü seçimli, anayasalı, kuvvetler ayrılığı prensibine dayalı siyasi yapıyı görseler buna başka bir isim verirlerdi herhalde.
Halihazırda anayasa, seçim, siyasi temsil, bağımsız yargı, vatandaşlık hukuku gibi kavramların ve kurumların içine düşürüldüğü zafiyet tamamen geçici ve dönemsel bir problem. Büyük ölçüde de son yarım asırda yaşanan iç göç ve hızlı kentleşme kaynaklı sosyolojik çözülmeyle ilgili.
Şu da var ki hiçbir toplum şu ya da bu şekilde elde ettiği haklardan ve kazanımlardan kolay kolay vaz geçemez.
Buradan bakıldığında, yaklaşık üç asır sonra hükümet ve devlet kavramlarının yeni baştan özdeş kavramlar gibi anlaşılmasını sağlamak mümkün mü?
Yazarlar
-
İbrahim KahveciPiyasalar kilit 17.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasTürkiye ile İran hem çok yakın hem çok uzak 17.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENMüslüman bir ülkede neden? 17.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUBir müstesna golün bana düşündürdükleri… 17.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolEkonomi nereye? 17.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRİMAMOĞLU'NU EV HAPSİ KURTARIR MI? 17.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIR“Ümmetin lideri Pedro Sanchez” 17.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞNELER YAZILMAZ, NELER KONUŞULMAZ? 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİKavramların anlamı onların kelime anlamı değildir 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞİfade özgürlüğü özünde bir iktisadi etkinlik konusudur ve Ahududu Oscar’ları 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezKüresel Sistemdeki Yerimiz 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanBu fotoğraf da İslam ülkelerini utandırmayacaksa 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRİran'da kaos: Otoriter yönetimlerin ürettiği krizler yeni bir kırılma dönemine işaret ediyor 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKSavaş, Kürtler ve olası senaryolar 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTam yarım trilyon lira… Bilanço korkunç! 16.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünSavaşmak güzel de… 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySavaşın jeoekonomisi: Sermaye mantığı ile jeopolitik mantık çelişirse ne olur? 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENABD İran’a saldırırken Çin’i sıkıştırıyor 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNStratejik hezimetler seti 15.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet Berkan‘Neden S-400’ler depoda’ sorusu neden yanlış soru 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğluİmamoğlu Davası ilk haftadan neyi gösterdi? 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUOrtadoğu savaşının göbeğinde… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALEkrem İmamoğlu davası tüm muhalefetin yargılandığı bir davadır… 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçTürkiye'nin üniversite tarihi aynı zamanda 'tasfiyeler' tarihidir 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERBugünlerde aklıma hep Brezilya geliyor 14.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYANewroz Ateşinin Yoldaşı; Mücadele ve Barışın Sönmeyen Yıldızı Salih Müslim... 14.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.03.2026
3.03.2026
1.03.2026
14.02.2026
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026