İbrahim Kiras
Ülke olarak bilhassa son zamanlarda hep siyasi krizlerle ve onun yanında da doğal olarak ekonomik krizlerle meşgulüz ama bunlar bütüncül bir problemin su üstünde görebildiğimiz kısmı. Siyasi ve ekonomik krizlerin toplum hayatında açtığı yaraları ise şimdilerde yeni yeni görmeye başladık. Gördük ki derin sularda çok daha büyük bir toplumsal kriz yaşanıyor.
Gençler arasında hızla büyüyen güvensizlik algısı ve ümitsizlik duygusu paralelinde yasa dışılığın yükselişi, şiddetin artışı, çeteleşmenin yayılışı, cinsel saldırıların çoğalışı vs. aslında çok vahim birer semptom gibi görünüyor.
Hırsızlıkların, yolsuzlukların, borsa ve bahis vurgunlarının, sanal kumarın -yani özetle kısa yoldan para kazanma hırsının- zirve yaptığı bir dönem yaşanıyor.
Tam manasıyla “Ahlaki çöküş” bu yaşadığımız olayın adı. Benzer bir süreci siyasi ve ekonomik krizlerin anaforundaki 90’lı yıllar Türkiye’si de tecrübe etmişti. Ancak bu defaki çok daha ağır, çünkü 90’ların enkazını kaldırma vaadiyle iş başına gelen kadrolar yolun bir yerinden sonra kendi çabalarını ve kazanımlarını da enkaza çevirdiler. Nedenleri, niçinleri ayrı konu…
90’larda yargı organları üzerinde ideolojik vesayetin gölgesi vardı ama yargının tümden yürütme kontrolü altına girmesi bugüne nasip oldu. Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımayan alt derece mahkemeleri bu dönemde gördük. Kuvvetler ayrılığına bu dönemde son verildi.
Mesele yalnızca yargı düzeniyle ilgili değil tabii… Bilhassa son on yıl içinde kurumların tamamı etkisizleşti. Buralarda görev yapacak yöneticiler ehliyet, liyakat, tecrübe, donanım kriterleriyle değil sadakat derecelerine göre belirlenir olunca ne verimlilik kaldı ne de kapsayıcılık.
Buralardaki problemler kurumsal tecrübe birikiminin çöpe atılması, inisiyatif kullanımından geri durulması ve devlet aygıtının sorumlu olunan kısmının çalışmaz hale getirilmesi sonucunda çözülmesi zor birer düğüme dönüştü.
Kurumlar bir siyasi merkeze bağlandıktan sonra daha iyi bir yönetimin gerçekleştirilmesi bekleniyordu aslında ama tam aksine kurumlar yönetilemez hale geldi.
Sivil bürokrasinin siyasallaşması o raddeye vardı ki yönetim makinası çalışmayı durdurdu. Bu arada, mesela, toplumsal değerlerin aşınmasına karşı tedbir almanın devlet kurumlarının görevi olduğu unutuldu. Bugünlerde bir TV yayınında devlet büyüklerimiz aleyhine söz söylenmişse o kanal en ağır şekilde cezalandırılıyor, hatta tamamen bile kapatılabiliyor… Yabancı filmlerdeki içki veya sigara görüntüleri buzlanıp gençlerimiz bu kötülüklerden uzak tutuluyor…
Gelgelelim şiddeti özendiren, maço kültürünü öven, mafyatik dünyayı yücelten, çeteciliğin adeta reklamını yapan TV dizileri görmezden geliniyor. Tabiri caizse köpeklerin salınıp taşların bağlandığı bir sistem işliyor.
15 yaşındaki çocuklar siyasi içerikli tweetler attığı için sabaha karşı evleri basılıp göz altına alınabiliyor ama aynı çocukların şiddete, çeteciliğe, uyuşturucuya karşı korunması amacıyla ne yapılması gerektiği bilinmiyor, belki de hiç düşünülmüyor. Çünkü herkes yukarıdan talimat bekliyor herhangi bir iş yapmak için.
Oysa gelinen noktada aile yapısındaki bozulma, ekonomik eşitsizlikler, kolay para kazanma örnekleri, statü hevesi, eğitim sistemindeki yetersizlikler, dizilerdeki özendirmeler ve bir de tabii aidiyet arayışları gençleri sokak çetelerine, uyuşturucuya, şiddete, yani her türlü suça yöneltiyor.
Yalnızca sokaklardaki işsiz gençler değil, okul çağındaki çocuklar da suç sarmalında… Okullarda silahlı saldırılar, bıçaklı kavgalar ve hatta öğretmenlere yönelik şiddet olayları haberlere yansıyor.
Okullarımızda bunlar yaşanırken İstanbul’da 19 devlet okulunun bahçesi, ücretli otopark olarak kullanılmaya başlandı. Geçmiş yıllarda da deniz kıyısında yer alan tarihî okul binaları boşaltılıp otel, restoran vs. olarak kullanılmak üzere satılmıştı.
Diğer yandan, millet bütün bu tuhaflıklara dikkat etmesin diye de ideolojik perdelemeler devreye alınıyor. Bunun için eğitim konuları İslami bir hassasiyetle ele alınıyormuş gibi yapılıyor. Mesela ana okullarına mahalle camiinin imamı getirilip ders verdiriliyor. Buna yanlış diyen olursa da “siz dinimizin görünürlüğünden mi rahatsızsınız?” sorusuyla cevap veriliyor.
Çünkü eğitim sitemini yönetenler yönettikleri kuruma “eğitim açısından” bakmıyorlar. Unutmayalım ki bu kadrolar “Çocuklarımız uygun yaşta hafızlığa başlayamıyor” gerekçesiyle 4+4 sistemini icat edip eğitim sistemini kördüğüme çevirmekten imtina etmediler.
Yanlışların dile getirilmesini ve bunların düzeltilmesi için yapılan uyarıları ise iktidarlarına zarar verme amacına matuf saldırılar olarak gördüler veya gösterdiler.
Bu zihniyet değişmedikçe hiçbir şeyin değişmeyeceğini söylemeye gerek var mı?
Yazarlar
-
Fehmi KORUOlayın bir de bu yönü var 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünHakan Fidan izlenimleri… 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKalıcı Birliğin Demokratik Temelleri; Eşitlik, Özgür İrade ve Ortak Yaşam... 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURFurkan günleri ve fitne zamanları 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kiras‘Hem siyaset hem ticaret’ milletin cebinden 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBahçeli’nin sözü boşa düştü! 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kahveci‘Gizli muhalifler’ billboardlara ilan vermiş 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİREN“Fevkaladenin fevkinde...” bir siyasi süreç 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMülkün temeli... 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTÜç Maymun… 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanSiyasal İslamın uzun ve yavaş ölümü 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZKürt meselesinde eskimeyen refleksler, sorunların çözüm ihtimali 14.01.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026
3.01.2026
2.01.2026
19.12.2025
9.12.2025
25.11.2025
11.11.2025
25.10.2025