İbrahim Kiras
Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun bir askeri operasyonla kaçırılıp “yargılanmak üzere” ABD’ye götürülmesi yeni bir “dünya düzeni”nin ilanı anlamına geliyor. Amerikalıların yaptığı ilk haydutluk değil bu, daha önce de birçok ülkede askeri darbeler ve benzeri yollarla yönetim değiştirme girişimleri oldu Washington’un... Ancak bu defa önemli bir fark var. Trump bu saldırıyı gizli saklı veya bir kılıfa sokarak yapma gereği duymadığı gibi aynı zamanda bütün dünyaya mevcut uluslararası hukukun artık geçerli olmadığını ilan etti. Bunu da bir meydan okuma diliyle ifade etti. “Ben Amerika’yım, istediğimi yaparım, kimse bana karışamaz” demeye getirerek “Gücü yetenin dünya düzeni”ni resmen açıkladı.
Verdiği mesaj tam olarak anlaşılmamış olabilir diye de hedefinde altı ülkenin daha olduğunu duyurdu. Bahsettiği altı ülkenin beşinde rejim veya yönetim değişikliği arzu ettiğini açık açık söyledi. Birinden ise “toprak talebi” söz konusu. NATO’nun kurucu üyelerinden Danimarka’ya ait olan Grönland adasını istiyor. “Grönland’ı güzellikle vermezse Danimarka’nın ekonomisini çökertirim” dedi önceki gün açık açık.
Daha önce de yine NATO üyesi ve aynı zamanda en yakın müttefiki olarak bilinen İngiltere’den Kanada’yı istemişti. O isteğinden de vaz geçmiş değil.
Aslında ittifakın merkez ülkesinin kendi müttefiklerini tehdit ederek onlardan toprak talebinde bulunduğu gün Atlantik İttifakı’nın artık sona erdiği anlaşılmıştı. Mamafih NATO üyeleri bu gerçeği kabullenmeye hazır görünmüyorlar. Alttan alarak, “çılgın başkan” Trump’ın sırtını okşayarak bu dönemin sonuna kadar durumu idare etmek peşindeler. Nitekim ABD’nin Venezuela’da gerçekleştirdiği haydutluğa da ses çıkarmadılar.
Türkiye de ses çıkarmadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk gün konuya değinmemesine ve Dışişleri’nin “taraflara itidal tavsiye eden” açıklamasına muhalefetin tepkisi üzerinden tartışılıyor konu burada.
Hükümetin sessizlik tercihi bir yere kadar anlaşılabilir bir siyasi pozisyon tabii. “Trump gibi bir adamı kızdırmayı” Avrupa ülkeleri bile göze alamıyor zaten.
Yine de Türkiye’ye getirip misafir ettiğimiz, Diriliş Ertuğrul dizisinin setinde ağırladığımız, “Dik dur, yanındayız” dediğimiz bir kişinin başına gelenlere ses çıkaramıyor olmamız dikkat çekici bir vaziyet.
Konuyla doğrudan ilgisi yok gerçi ama dış politika dilimizin ifratla tefrit arasında gidip gelmesinin de sakıncalarını görüyoruz burada. Maduro bizim kendisini alayıvala ile misafir edip güzelce ağırladığımız sırada da makbul biri değildi aslında. Venezuela’da 2018’de yapılan seçimin hileli olduğunu, misafirimizin ülkesinde iktidarı gasp etmiş bir diktatör olduğunu görmezden geldik. Şimdi ise o meşru kabul ettiğimiz devlet başkanının uluslararası hukuk çiğnenerek kaçırılıp “yargılanmak üzere” Amerika’ya götürülmesine itiraz edemiyoruz.
Avrupa ülkelerinin durumuna bakarsanız, orada da utanç verici bir çaresizlik görüyorsunuz. Ayağının altındaki zeminin kaydığını görüyor Avrupa ama şimdilik “zamana oynamak” dışında bir seçeneği yok. Birkaç yıl daha geçsin, bu beladan kurtuluruz beklentisiyle hareket ediyor. Daha doğrusu hareketsiz kalıyor. Ne var ki “Bu bela atlatıldıktan sonra da” yeniden eski düzenin geri geleceğini beklemek hayalcilik gibi görünüyor.
Eski bir düzene geri dönülecekse bunun 378 yıl önceki düzen olma ihtimali de var. 1648’de Avrupa’daki 30 Yıl Savaşları’nı sona erdiren Vestfalya Barışı önce Avrupa kıtasında, bilahare bütün dünyada kabul görecek bir uluslararası düzen getirmişti.
Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nun ve Vatikan’ın ulus devletler üzerindeki otoritesini sona erdiren bu düzen, devletlerin münhasır egemenliği, sınırların dokunulmazlığı ve birbirinin iç işlerine karışmama prensiplerine dayanıyordu. Vestfalya düzeni başlangıçta yalnızca Avrupa ülkelerinin birbirleriyle ilişkilerini kapsayan bir çerçeveydi ama 20. yüzyılın iki büyük savaşının ardından uluslararası ilişkilerin temeli olarak benimsendi. Milletler Cemiyeti ve Birleşmiş Milletler teşkilatı Vestfalya normları esas alınarak oluşturuldu.
Aradan geçen zamanda güç kullanarak bu ilkelerin ihlal edildiğini defalarca gördük. ABD’nin özellikle Güney Amerika’da gerçekleştirdiği müdahaleler veya yakın zamanda Rusya’nın Kırım yarımadasını işgal ve ilhak etmesi gibi.
Ancak bugün Trump tarafından bir doktrin olarak ortaya konulan yaklaşım uluslararası ilişkilerde Vestfalya normlarının artık tanınmayacağını ve “güç siyaseti”nin yeniden esas olacağının resmen ilanı demek. Dünyanın süper gücü olma iddiasındaki ABD tarafından resmen deklare edilmiş olan bu yeni dünya düzeni (veya düzensizliği) korkutucu bir geleceğin habercisi olabilir.
Öyleyse Trump’tan değil, böyle bir geleceğin kapımızda olma ihtimalinden korkmak gerekir.
Yazarlar
-
Fehmi KORUOlayın bir de bu yönü var 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünHakan Fidan izlenimleri… 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKalıcı Birliğin Demokratik Temelleri; Eşitlik, Özgür İrade ve Ortak Yaşam... 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURFurkan günleri ve fitne zamanları 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kiras‘Hem siyaset hem ticaret’ milletin cebinden 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBahçeli’nin sözü boşa düştü! 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kahveci‘Gizli muhalifler’ billboardlara ilan vermiş 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİREN“Fevkaladenin fevkinde...” bir siyasi süreç 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMülkün temeli... 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTÜç Maymun… 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanSiyasal İslamın uzun ve yavaş ölümü 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZKürt meselesinde eskimeyen refleksler, sorunların çözüm ihtimali 14.01.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026
3.01.2026
2.01.2026
19.12.2025
9.12.2025
25.11.2025
11.11.2025
25.10.2025