İlhami IŞIK
Kutuplaştırılmış bir toplumda iki renk dışında bütün renkler yok olur.
Elips Haber'de yer alan habere göre, Sadece siyah ve beyaz kalır.
Gri diye bir şey kalmaz, ara tonlar silinir, nüanslar unutulur.
Her şey ya bizim taraf ya onların taraf olur.
Doğru mu yanlış mı diye sorulmaz artık; “bizim doğru” mu “onların yalan” mı diye bakılır.
Hal böyle olunca doğrunun bir anlamı da kalmaz.
Doğru söz kirli hale gelir.
Çünkü bir tarafın ağzından çıktığında otomatikman “düşman propagandası” damgası yer.
Karşı tarafın yalanı ise “bizim zaferimiz için gerekli taktik” diye meşrulaşır, hatta alkışlanır.
Yalan kıymetli bir zamanını yaşar.
Duyguları ateşler, kampı bir arada tutar, korkuyu öfkeyi besler.
Gerçekler ise rahatsız edicidir; çünkü mevcut konfor alanını, mağduriyet anlatısını, aidiyet duygusunu sarsar.
Kimse sarsılmak istemez.Hele ki kutuplaştırılmış toplumun yaşadığı ülke jeopolitik olarak değerli bir ülke konumundaysa…
işler daha da beter olur.
Dış tehdit algısı zaten tavan yapmıştır.
İç kutuplaşma “dış mihraklar + iç hainler” anlatısıyla kolayca beslenir.
Ekonomik kriz, bölgesel gerilimler, seçim dönemleri derken sürekli “olağanüstü hal” hissi yaratılır.
İktidarlar bu aciliyet üzerinden toplumu ikna eder:
“Şimdilik doğrular bekleyebilir, hayatta kalmak öncelikli.”
Ve toplumun bir kısmı buna inanır.
Çünkü inanmak daha rahattır.
Konjektürden faydalanan iktidarlar bu kutuplaştırma sayesinde ömürlerini uzatma şansını hep yakalarlar.
Çünkü muhalefet bile çoğu zaman “karşı kutup” olarak konumlandığı için, iktidarın hatalarını değil kendi mağduriyetini büyütmeye odaklanır.
Ortak gerçeklik zemini çöktüğü anda uzlaşma imkânsızlaşır.
Medya yankı odalarını güçlendirir, algoritmalar karşı tarafın doğrularını bile göstermez.
İnsanlar artık karşı tarafın bireylerini değil, argümanlarını bile duymaz hale gelir.
Karşı tarafın bir doğruyu söylediğini kabul etmek, kendi kampına ihanet gibi algılanır.Bu ülkede son yıllarda yaşanan tam da budur.
Doğrular değersizleşir, yalanlar çoğalır.
Öyle çok yalan söylenir ki, doğrular yalanların içinde kaybolup gider.
Yetmez; doğruları yalan haline getirirler.
Artık yalanlar birer doğru, doğrular birer yalan olur.
Üzgünüm ama yaşadığımız çağ böyle bir çağ.
Siyah-beyaz ikiliği o kadar derinleşir ki,
eşeğin aklına karpuz düşürmeyin sözü yerine
“karpuzun aklına eşeği düşürmeyin” deseler, milyonlar inanır.
Çünkü inanmak zorunda bırakılmışlardır.
Ama kutuplaşma ilerledikçe empati ölür.
Karşı tarafın korkularını anlamaya çalışmak bile suç olur.
Sosyal mesafe artar, “öteki” ile aynı masaya oturmak, aynı havayı solumak bile istenmez hale gelir.
Doğruluk kontrolü yapan kurumlar tarafgir görülür.
Herkes kendi doğrusunu kutsar, karşı tarafınkini lanetler.
Peki çıkış yolu var mı?
Kolay değil.
Ama imkânsız da değil.Küçük, yerel, parti dışı dayanışma alanları yaratmak lazım.
Ortak sorunlar etrafında birleşmek.
“Biz/onlar” dilini bilinçli olarak kırmak.
Karşı tarafın bireylerini değil, argümanlarını eleştirmek.
Medya okuryazarlığını artırmak yetmez; empati egzersizleri yapmak gerekir.
Karşı tarafın korkularını, acılarını anlamaya çalışmak.
Yoksa dediğim gibi: sadece siyah ve beyaz kalır.
Renkler ölür.
Doğrular da onlarla birlikte gömülür.
Ve o zaman yalanlar gerçekten “kıymetli zamanını” yaşamaya devam eder.
Yazarlar
-
Akif BEKİYargıya kim haber verecek bunları? 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTam da Netanyahu’nun istediği oldu, Trump İran’da uzun bir savaşta 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYSavaşın Yeni Evresi: NATO Savaşa Dahil Oluyor mu 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRKeşke Türkiye Riyad’daki o masaya hiç oturmasaydı… 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANHabermas’ı Türkiye’yle okumak... 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNEN‘Kontrollü hava operasyonu’ planı çöktü, savaş yayıldı 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİsrail ile savaşacağız derken… 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNMesele slogan atmak değil, sahada doğru yerde durmak! 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKutuplaşmış toplumda renkler ölür, doğrular kirlenir 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTrump’ın Avrupalı müttefikleri zorda 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞAMAN PETROL, CANIM PETROL… 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBir çağ kapanırken İslam 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026 Özgürlük ve Demokrasi Newroz’u; Umuttan Gerçeğe, Sembollikten Pratiğe Özgürlük Newroz 'udur... 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYoksulluk… 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞAKP hangi temel hatayı yaptı? 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanTrump’ın aptallıkları ABD’yi İsrail’in maskarası yaptı... 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezSavaş Sırasında Altın Niçin Değer Kaybediyor? 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRHer şeyin verilerle ölçüldüğü bir dünyada gerçeklikle bağımız nasıl kopuyor? 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURÖzgür, şenlikli, Türkiyeli ve Kürdi bir Newroz 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENBazı konulara çok özel bakış 22.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolAmerikan imparatorluğu çatırdıyor 22.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç12 Eylül sonrası üniversite tasfiyesi ve bir 'devlet dairesi' olarak üniversite 22.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayABD kaybederse 22.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALİran savaşı hangi aşamada? 21.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERDünyanın tek umudu: Impeachment 20.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERT“Yeni resmi tarih” tartışmasına devam 20.03.2026 Tüm Yazıları


























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.03.2026
16.03.2026
9.03.2026
6.03.2026
23.02.2026
10.02.2026
2.02.2026
1.12.2025
25.10.2025
28.09.2025