İbrahim Kiras
Yalnızca Türkiye’de değil, İslam dünyasının her yerinde İsrail karşıtlığı “siyasi değer” üreten bir olgu. Filistin’de bir asırdır sürdürülen işgal, sürgün, katliam ve nihayet soykırım politikaları yalnızca bölge insanını değil kendisine insan diyen herkesi İsrail karşıtı yaptı. Dolayısıyla siyaset kadroları böylesi bir atmosferi göz önünde bulundurmak zorundalar.
Bu yüzden bölgedeki yönetimler İsrail ile “zorunlu” ilişkilerini el altından veya kapalı kapılar arkasında yürütmeyi tercih ediyorlar öteden beri.
Suudiler ile Körfez şeyhlikleri son dönemde biraz da Trump’ın zorlaması sonucunda işbirliklerini nispeten daha açık bir alana taşımak mecburiyetinde kalmış olsalar da utangaçlıklarını tamamen terk etmiş değiller.
Kendi toplumlarına veya bölge kamuoyuna seslenirken başka türlü, ABD’li yetkililerle görüşürken başka türlü konuşuyorlar yine.
İran’a karşı açık açık ABD/İsrail safında yer alan ülkeler bile Tel Aviv yönetimine laf söylemeden Tahran’ı hedefe koyamıyorlar.
12 ülke dışişleri bakanının katıldığı “İslam ve Arap Ülkeleri Olağanüstü İstişare Zirvesi”nin ardından yayımlanan bildiri bunun ifadesi mesela.
Ne var ki söz konusu metinde İsrail’e alelusul laf edilirken, bütünüyle İran’a yüklenip ABD’nin es geçilmesi imzacı ülkelerin kamuoylarını rahatsız etmiş durumda. En fazla rahatsızlık da Türk kamuoyunda oluşmuş görünüyor.
Türkiye’nin öyle bir metnin altında imzasının bulunması talihsizlik ama bu kendi tercihimiz olmasa gerek. Kamuoyundaki genel hava ile hükümetin tutumu arasındaki makasa baktığımızda bir yandan ABD’den, bir yandan da bazı Arap ülkelerinden gelen ağır bir diplomatik tazyik altında olduğumuzu anlıyoruz.
Geçmişte de benzer baskılar yaşadık. ABD’nin komşumuz Irak’ı işgal girişimi sırasında topraklarımızı kullanma ısrarını hatırlayın. O dönemde hem kamuoyunun şiddetli tepkisi hem de bu tepkinin netice olarak TBMM’ye yansıması sayesinde baskılara karşı direnebildik.
Bugünkü durum ise epeyce farklı. Öncelikle böyle bir konuda artık meclisin yetkisinin olmadığı ortada. Yani hükümetin “Ben isterim ama milletvekillerine gücüm yetmiyor” deme imkanı kalmadı. Şimdi her şey bir kararnameye bakıyor.
“Bağımsız dış politika” vurgusuyla Türkiye’nin bölgesel rolünü güçlendiren ve Avrupa kapısını açan 2003’taki Tezkere oylamasının sonucunda askerin isteksizliği yanında basının da etkisi olmuştu. Bugün ise böylesi karar aşamalarında ne kurumların özgül ağırlığı söz konusu ne de basının etkisi. Dahası bazı dini gruplarla birlikte iktidar medyası içinde güçlü bir damar İran karşıtlığını siyaset olarak savunuyor.
AK Parti ve MHP tabanında çok büyük karşılığı olmasa da iktidar medyasında kayda değer ağırlığı olan İran düşmanı fanatik çizgi hükümetin müzakere ve direnme gücünü de zayıflatabilecek bir unsur.
Buna karşılık, İran’a karşı ABD/İsrail safında yer almayı savunan hiçbir siyasi hareketin mevcut olmayışı hükümetin elini güçlendirebilecek bir avantaj. Bu avantajı değerlendirmek yolunda atılabilecek adımlar atılıyor mu?
Bu yapılmadığı taktirde ip üstünde yürür gibi diplomatik akrobasiler yaparak kendimizi emniyete alamayız.
Unutmayalım ki bugün “fiilen İsrail’in safında savaşa girmiş olan” ülkeler daha önce kendi vatandaşlarına İsrail’e karşı savaşa hazırlandıklarını söylüyorlardı.
İsrail ile savaşacağız derken İsrail’in safında savaşa girmek zorunda kalmaları bizim için de ibret dolu bir hadise değil mi?
Yazarlar
-
Akif BEKİYargıya kim haber verecek bunları? 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTam da Netanyahu’nun istediği oldu, Trump İran’da uzun bir savaşta 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYSavaşın Yeni Evresi: NATO Savaşa Dahil Oluyor mu 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRKeşke Türkiye Riyad’daki o masaya hiç oturmasaydı… 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANHabermas’ı Türkiye’yle okumak... 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNEN‘Kontrollü hava operasyonu’ planı çöktü, savaş yayıldı 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİsrail ile savaşacağız derken… 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNMesele slogan atmak değil, sahada doğru yerde durmak! 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKutuplaşmış toplumda renkler ölür, doğrular kirlenir 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTrump’ın Avrupalı müttefikleri zorda 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞAMAN PETROL, CANIM PETROL… 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBir çağ kapanırken İslam 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026 Özgürlük ve Demokrasi Newroz’u; Umuttan Gerçeğe, Sembollikten Pratiğe Özgürlük Newroz 'udur... 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYoksulluk… 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞAKP hangi temel hatayı yaptı? 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanTrump’ın aptallıkları ABD’yi İsrail’in maskarası yaptı... 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezSavaş Sırasında Altın Niçin Değer Kaybediyor? 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRHer şeyin verilerle ölçüldüğü bir dünyada gerçeklikle bağımız nasıl kopuyor? 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURÖzgür, şenlikli, Türkiyeli ve Kürdi bir Newroz 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENBazı konulara çok özel bakış 22.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolAmerikan imparatorluğu çatırdıyor 22.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç12 Eylül sonrası üniversite tasfiyesi ve bir 'devlet dairesi' olarak üniversite 22.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayABD kaybederse 22.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALİran savaşı hangi aşamada? 21.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERDünyanın tek umudu: Impeachment 20.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERT“Yeni resmi tarih” tartışmasına devam 20.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.03.2026
17.03.2026
12.03.2026
3.03.2026
1.03.2026
14.02.2026
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026