Mehmet AKAY
İran'a müdahaleyle başlayan savaş ulusal boyutunu aşarak bölgesel bir niteliğe ulaştı. Yaklaşık 12 ülke ya saldırıya uğradı, ya da saldırı tehdidinde. Savaş büyük bir yıkımla sürüyor. Savaşın pek çok boyutun var. İnsanı trajediyi, ekonomik, güvenlik, çevresel, tarım ve finansal açmazları büyüterek büyüyor. 2. Dünya Savaşıyla oluşan yerleşik jeopolitik eksen sarsılmaya başladı. ABD ve İsrail savaşla birlikte öne çıkan iki saldırgan ülke görünürken, İran ‘mağdur’ bir ülke gerekçesiyle savaşı bütün bölgeye yayma çabasında.
Ortadoğu ve Körfez dünya enerji ve hammadde potansiyelini barındırdığı sürece bölge üzerinde emperyal rekabet, sürtüşme kaçınılmazdı. ABD, Rusya, Çin ve Avrupa ülkeleri kendi ulusal çıkarları temelinde bölgeyi şekillendirme niyetindeler. Başta Basra Körfezi, Kızıl Deniz, Ümit Burnu gibi jeopolitik yerler üzerinde yeni kutuplaşmalar öne çıkıyor.
İran Kimin İçin Savaşıyor
ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaşın uzun süreceğini tahmin etmiştik. Çünkü bu savaş başından beri bölgesel ve emperyalist bir nitelik taşıdığı çok açıktı. Savaşan taraflar ne kadar teopolitik popülist söylemler üretseler de gerçeklik, uluslararası sermaye rekabetinin bir sonucu. İran'ın, Ortadoğu ve Körfezde vekil güçleriyle bölgesel nüfuz arayışının nedeni bugün gösterdiği savaş potansiyeliyle açığa çıkmış oldu. Kullandığı sofistike silahlar İran'ın silah sanayisinin üretmeyeceğini besbelli. Ukrayna savaş başladığında ABD ve Avrupa desteğini almıştı. Oysa İran bu savaşa uzun yıllardır hazırlanmış gibi gözüküyor. Çin ve Rusya ekseninde stratejik birliktelik sanırım güçlü bir İran yaratmış gibi. Savaşın bölgesel ve emperyal çıkar temelinde başlamasının nedeni tastamam bu. Peki, İran bu stratejik birliği nasıl kurdu?
89 yılında Rusya ve doğu bloku ülkelerin çöküşüyle ‘sosyalizmin’ ideolojik hâkimiyeti çökmüştü. Ortadoğu ve Körfezde Rusya ve Çin’in hegemonik gücü fiziksel ve ideolojik açıdan zayıflamıştı. 90’lı yıllardan beri ABD, İsrail aracılığıyla bölgede etkinliğini artırdı. Arap Bahar’ının yenilgisiyle nüfuzunu artırma fırsatı buldu. Rusya ve Çin için İran ve Şii ideolojisi bu bölgede hegemon gücünü oluşturması için uygun bir zemin yarattı. Bölgede Şii gücüyle etkinlik kazanan İran bu anlamda Rusya’nın ve Çin’in gözde ülkesi oldu.
Bu durum uzun yıllar ABD ambargosuna maruz kalan İran’ın da işine geldi. Karşılıklı çıkar temelinde İran, Çin ve Rusya stratejik birlikteliği derinleşti. İran’ın bugünkü askeri gücü bu stratejinin birlikteliği sayesinde oluştu. Tarihsel açıdan isyan ve protestonun simgesi olan Şii mezhebinin içi boşaltılıp devlet ideolojisi haline gelmesi ile sonuçlandı. Mollaların İran halkına karşı baskı aracı olarak Şii ideolojisi iktidara geldikleri yıllardan bu yana kanlı bir şekilde uygulanmakta. Mollalar, içerde ve bölgede bu dini ideolojiyi ‘antiemperyalist’ söylemler de meşruluk sağlamaya çalıştılar. Gelinen noktada sözde antiemperyalist yani ABD ve İsrail karşıtlığı başka bir emperyalist kutup olan Rusya ve Çin’in vekâleti durumunu getirdi.
Trump, Atlantik İttifakını Örgütlüyor
İran savaşın uzaması ve stratejik yerleri elinde tutma çabasında. Lübnan'da Hizbullah'la, Irak’ta Haşdi Şabi, Yemen'de Husilerle. Savaş uzarsa enerji krizinin derinleşmesi bu da dolar merkezli para sisteminin sarılması anlamına gelecek. Sonuç ABD'nin Atlantik ittifakında yalnız kalmasına yol açacak dolaysıyla ABD savaşı kaybedecek. Bu senaryo Çin ve Rusya'nın da beklentisi. Trump'ın tutarsız açıklamaları, ateşkesi sürekli gündemde tutması hem iç kamuoyundan destek alma, hem de İngiltere, Fransa, İspanya, Almanya ve NATO'yu yana çekmek için. Trump'ın bu ülkelere ve örgütleri aşağılaması arada şarlaması da savaşın dünya ekonomisine verdiği zarar.
Trump'ın bu aymazlığına rağmen Atlantik İttifakı İran'ın bölge hegemonyası kırılmamasının doğuracağı sonuçlarından tedirgin. İran'ın savaşı kazanması Çin ve Rüya’nın bölgede hâkimiyeti anlamına gelecek. Bunu batı devletleri istemez. Dolaysıyla Basra Körfezi'nde savaşan tarafların göğüs göğüsse karşılaması kaçınılmaz. Büyük ihtimalle NATO bu sürece dâhil olacağı gözüküyor.
Türkiye Savaşa mı Hazırlanıyor
Türkiye Hakan Fidan aracılığıyla Körfez ülkeleri ile görüşmesi de bu sürecin parçası olma niyeti taşıdığı söylenebilir. Türkiye, NATO aracılığıyla Körfeze asker gönderme niyeti açık. Çünkü Türkiye bölgesel güç olma arzusu ve iç politikanın konsolide edilmesi düşünüldüğünde bu saptama olasılık dahilinde. Savaşın ilk haftasında Türkiye, hava sahasında İran füzelerinin NATO tarafından etkisiz hale getirildiğinde doğru bir tavır olarak savaşın tarafı olmamıştı. Bugün Hakan Fidan’ın diplomatik hamleleri gözlemlediğimizde ‘taraf’ görünümü sunmakta. Trump, NATO’yu Körfeze müdahale için örgütlediğinde umarım Türkiye ‘tarafsızlık’ tutumunu korur. Türkiye, NATO aracılığıyla savaşa dâhil olursa İran cephesi açılır ve uzun yıllar sürecek bir savaşın içinde kendini bulabilir.
Basra Körfezi ABD için dünya ticaret krizini önlemek için acil müdahale edilecek bir stratejik alan. Molla rejimi değişmediği sürece tehdit sürecektir, bu da şu anlama geliyor; Basra’dan sonra uzun yıllara yayılacak bir İran savaşı. İran’ı ÇİN ve Rusya sonuna kadar destekleyecektir. Ta ki içerden bir iktidar değişikliği olana kadar. İran’da iç savaş veya ayaklanmayla iktidar değişikliği olmazsa olmaz.
Yazarlar
-
Akif BEKİYargıya kim haber verecek bunları? 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTam da Netanyahu’nun istediği oldu, Trump İran’da uzun bir savaşta 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYSavaşın Yeni Evresi: NATO Savaşa Dahil Oluyor mu 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRKeşke Türkiye Riyad’daki o masaya hiç oturmasaydı… 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANHabermas’ı Türkiye’yle okumak... 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNEN‘Kontrollü hava operasyonu’ planı çöktü, savaş yayıldı 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİsrail ile savaşacağız derken… 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNMesele slogan atmak değil, sahada doğru yerde durmak! 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKutuplaşmış toplumda renkler ölür, doğrular kirlenir 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUTrump’ın Avrupalı müttefikleri zorda 24.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞAMAN PETROL, CANIM PETROL… 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBir çağ kapanırken İslam 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026 Özgürlük ve Demokrasi Newroz’u; Umuttan Gerçeğe, Sembollikten Pratiğe Özgürlük Newroz 'udur... 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYoksulluk… 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞAKP hangi temel hatayı yaptı? 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanTrump’ın aptallıkları ABD’yi İsrail’in maskarası yaptı... 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezSavaş Sırasında Altın Niçin Değer Kaybediyor? 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRHer şeyin verilerle ölçüldüğü bir dünyada gerçeklikle bağımız nasıl kopuyor? 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURÖzgür, şenlikli, Türkiyeli ve Kürdi bir Newroz 23.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENBazı konulara çok özel bakış 22.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolAmerikan imparatorluğu çatırdıyor 22.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç12 Eylül sonrası üniversite tasfiyesi ve bir 'devlet dairesi' olarak üniversite 22.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayABD kaybederse 22.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALİran savaşı hangi aşamada? 21.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERDünyanın tek umudu: Impeachment 20.03.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERT“Yeni resmi tarih” tartışmasına devam 20.03.2026 Tüm Yazıları


























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.03.2026
12.03.2026
6.03.2026
5.03.2026
28.02.2026
26.02.2026
24.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
31.01.2026