Mahmut ÖVÜR
Hepimizin aklından geçti, acaba Van'da meydana gelen deprem, şiddete son vermeye vesile olabilir mi?
Ama ne yazık ki olmadı, ne silahlar sustu ne de operasyonlar durdu. Deprem acısı da şiddet de yara açmaya devam ediyor.
Van depremi nedeniyle fazla öne çıkmadı ama son dönemde Kürt sorununu anlamak ve şiddetin daha fazla şiddet üretmemesi için Fethullah Gülen Hoca'nın ve yine Gülen Hareketi'nin önde gelen isimlerinden Cemal Uşşak'ın açıklamaları dikkat çekti.
Çekti çünkü, "Ötekileştirme"nin had safhaya çıktığı, şiddetin yükselmesi nedeniyle muhafazakâr ve dindar çevrelerde "bilinç altı milliyetçiliği"nin devreye girdiği bir süreçte, bu iki önemli açıklama biraz olsun topluma nefes aldırdı diye düşünüyorum.
Fethullah Gülen'in hergul.org sitesine verdiği söyleşideki şu sözleri sadece dindarları değil, karar vericileri de düşünmeye sevk edecek nitelikte:
"Bugüne kadar pek çok fırsat kaçırılmıştır ama bu her şey bitmiş demek değildir. Belki bir kısım mütemerridleri kuvvetle sindirme ve baskı altına alma da düşünülebilir; fakat, esas o toplumun ruhuna girme yolları açılmalı, kardeşlik ruhu yeniden canlandırılmalı."
İçinden geçtiğimiz bu kritik süreçte Gülen'in sözleri herkesi aklı selime davet ediyor:
"Her köşesi, rengi, deseni, çeşidi ve şivesiyle ülkemizi ve insanımızı seven herkesin çok dikkatli ve temkinli olması, kışkırtmalara gelmemesi ve hele 'mukabele-i bilmisil' kaide-i zalimânesine girmemesi lazımdır. Bağırıp çağırmalarla, 'Şehitler ölmez, vatan bölünmez' sloganlarıyla problem çözülmez."
Fethullah Gülen Hoca, o söyleşide Kürt sorununun çözümünü kilitleyen "dil meselesi"ne de Kürt kimliği pek öne çıkartılmayan Said-i Nursi'nin şu sözleriyle açıklık getiriyor:
"Hazreti Bediüzzaman ta Meşrutiyet yıllarında Medresetü'z-Zehra adıyla Van'da bir üniversite kurulmasını teklif ederken orada Arapça'nın farz, Türkçe'nin vacip ve Kürtçe'nin caiz gibi kabul edilerek hepsinin beraberce okutulması gerektiğini söylemiştir. Neden okullarda Kürtçe'nin de öğretilmesine fırsat verilmedi? Yurtdışındaki okullarımızda, hatta Amerika'da bile Türkçe seçmeli ders olarak okutuluyor ve kimse buna mani olmuyor. Büyük devlet olmanın hususiyeti budur."
Gülen, genel ihmallerden söz ederken, Cemal Uşşak eleştiri oklarını kendi camiasına yöneltiyor. Ve söyledikleri birbirini tamamlıyor. Uşşak'ın altını çizdiği ve özeleştiri olarak söyledikleri gerçekten sorunun bamteli:
"Kendine mümin diyen kişiler farklı dillerin ve kimliklerin özgürlüğünü kabul etmeli ve bu özgürlüğün temini için elinden geleni yapmalıdır. Dindarlar bu sorumluluğu yerine getiremediler. Genelde milliyetçiler ve biz dindarlar, 'Çin zulmü altında' anadillerini konuşmaktan men edilen Türkistanlı ırktaşlarımızın veya Bulgaristan'da Türkçe isim alamayan kardeşlerimizin derdine yandık. Onlar için ağıtlar düzdük ama burnumuzun dibindeki Kürtlerin anadillerini konuşamamasının ıstırabını hissetmedik."
Bu düzeyde bir yaklaşım ilk kez oluyor. Çünkü 1980 öncesi ağırlıkla Türkiye sağı içinde değerlendirilen ve "komünizmle mücadele" ekseninde pozisyon alan dindar kesimin gündeminde 90'lara kadar bir Kürt sorunu yoktu.
Said-i Nursi'nin etnik kimliği nedeniyle Nur Cemaati farklı bir duruşa sahip olsa da dindar çevre ağırlıkla tıpkı 70'li yıllarda Türkiye solunun, "Sosyalizm gelir Kürt sorunu çözülür" yaklaşımına benzer, Müslümanlık ortak paydasını ön plana çıkartarak sorunun özüyle ilgilenmedi. Sanıyorum bu nedenle bugün Türkiye'de 70'lerde görülen "Türk solu-Kürt solu" benzeri bir ayırım yaşanıyor; "Solcu Kürtler-İslamcı Kürtler..." Özellikle üniversite gençliği içinde bu ayrım çok net görünüyor.
Dindar kesimin adını koyarak sorunla ilgilenmesi, Girişim dergisinin dolaylı ilgisini bir yana koyarsak ancak 90'lardan sonra Mazlumder ve Nur Cemaati içindeki ayrışmalarla başladı. Abant Platformu'nun sorunla ilgilenmesi ise 2000'li yılların ikinci yarısında oldu.
Geç de olsa Gülen'in çıkışıyla Cemal Uşşak'ın açıklamaları hem sorunun "demokrasi içinde" çözümüne hem de sert siyasal ilişkileri yumuşatmaya katkı sunacaktır.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- İnce’nin şansı var mı?
6.08.2020 - En hakiki sahte siyasetçiler çağı
28.05.2019 - Yattaki sır isim: Abdullah Gül
6.05.2019 - Beşiktaş Kulübü’nde İmamoğlu kavgası
3.05.2019 - İmamoğlu’na o locayı kim ayarladı?
2.05.2019 - “AB’de HDP’ye siyaset hakkı vermezler”
28.04.2019 - Gel de şüphelenme
21.04.2019 - YSK İstanbul seçiminin yenilenmesine karar verirse
19.04.2019 - Kurul başkanları o kadar insanı nasıl buldu?
18.04.2019 - CHP yönetimi neden susuyor?
13.04.2019
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları



































Ro$ev sîtav
Güzel bir degerlendirme olmu$. Daha öncede buna benzer degerlendirmeler olmu$tu. Ilginç olan $u ki, hala da bu partinin çevresi, devleti bu örgüte dü$man olarak görüyor ve halada, sanki bu örgüt sorunlarin çözümünü istiyor, bugün kü Devlet yöneticileri veya hükümet yöneticileri "çözmek" istemiyor gibi.. Aslinda, örgütün istekleri hükümetin isteklerinden, (Kürt ve Kürdistan konusunda) çok az istekler.. Hata diyebiliriz ki, örgütün bir tek istegi var; o da Ocalan muhatap alinsin.. O da i$in numarasi.. çünkü onlarda biliyor ki, bugün Ocalan muhatap alinmi$ durumda..