Mehmet Ali ALÇINKAYA

Mehmet Ali ALÇINKAYA
Mehmet Ali ALÇINKAYA
Tüm Yazıları
Rojava ve Halep’e Yönelik Saldırılara Sessizlik, Bu Suça Ortak Olmaktır...
15.01.2026
478

Tarihsel Bir Eşik; Savaş, Sessizlik ve İnsanlık Vicdanı

Ortadoğu’da süren savaşlar, artık yalnızca askeri cephelerde değil; insanlığın ortak vicdanında ve geleceğe dair umutlarda yürütülmektedir. Bugün Rojava ve Halep’e yönelik saldırılar, münferit çatışmaların ötesinde; ateşkes süreçlerini boşa çıkarmayı, barış ihtimalini ortadan kaldırmayı ve halkların birlikte yaşama iradesini kırmayı hedefleyen bilinçli, planlı ve sistematik bir sabotaj niteliği taşımaktadır.

Bu tablo karşısında sessizlik, edilgen bir tutum değil; fiili bir pozisyondur. Sessiz kalmak, hukuksuzluğun, savaş suçlarının ve insan onuruna yönelen saldırıların normalleşmesine hizmet eder. Bu nedenle Rojava ve Halep’e sahip çıkmak, insani bir refleksin ötesinde, evrensel bir sorumluluk ve enternasyonal bir görev hâline gelmiştir.

Halep; Ateşkesi Bozan Saldırılar ve İnsanlık Dramı

Halep’e yönelik saldırılar, doğrudan ateşkes zeminini hedef almakta ve çözüm ihtimalini bilinçli biçimde sabote etmektedir. Savaşın yeniden ve sürekli üretilmesini amaçlayan bu adımlar, sivilleri merkezine alan ağır bir yıkım tablosu yaratmıştır.

Ortaya çıkan bilanço, yalnızca rakamlardan ibaret değildir; insan haysiyetinin sistematik biçimde ayaklar altına alınışıdır.

Göç: Saldırılar sonucu 120 bin insan zorla yerinden edilmiştir.

Kayıplar: En az 500 kişinin akıbeti belirsizliğini korumaktadır.

Hukuk İhlali: Sivil yerleşimlerin, sağlık merkezlerinin ve temel altyapının hedef alınması, başta Cenevre Sözleşmeleri olmak üzere uluslararası hukukun açık ihlalidir.
Bu koşullarda dile getirilen “tarafsızlık” söylemi, gerçekte hukuksuzluğun örtülmesinden başka bir anlama gelmemektedir. Sivillerin hedef alındığı bir savaşta sessiz kalmak, barışa hizmet etmez; şiddetin sürekliliğini besler.

Rojava: Yaşama, Çözüme ve Alternatif Geleceğe Saldırı

Rojava’ya dönük saldırılar, Halep’te yürütülen politikanın tamamlayıcı bir parçasıdır. Su istasyonlarının, enerji hatlarının ve sivil yaşam alanlarının hedef alınması; askeri zorunluluktan değil, yaşamı teslim almaya dönük politik bir tercihten kaynaklanmaktadır.

Rojava, kadın özgürlüğünü, halkların eşitliğini ve demokratik örgütlenmeyi esas alan toplumsal modeliyle, Ortadoğu’da savaş dışı bir geleceğin mümkün olduğunu göstermektedir. Tam da bu nedenle hedef alınmaktadır. Rojava’ya yönelik her saldırı, yalnızca bir bölgeye değil; barış fikrine, çözüm iradesine ve insan onuruna yöneliktir.

Bu nedenle Rojava’ya sahip çıkmak, bir dayanışma jesti değil; halkların ortak geleceğini savunma iradesidir.

Direniş, Haysiyet ve Yaşam Arasındaki Kopmaz Bağ

Halep’te ve Rojava’da direniş, ideolojik bir slogan değil; yaşamın bizzat kendisidir. Tarih göstermiştir ki teslimiyet yıkımı büyütür, direniş ise yaşamı yeniden kurar. Direniş; halkların kimliğini, onurunu ve var olma hakkını savunma iradesidir.

Bu direniş, savaşın sürmesini değil; savaşın dayattığı yok oluşa karşı haysiyetli bir yaşamı savunur. Rojava’da ayakta kalan her yaşam alanı, Halep’te sürdürülen her direniş hattı, insanlığın “başka bir dünya mümkündür” iddiasını somutlaştırmaktadır.

Bu iradenin en güçlü güvencesi ise enternasyonal dayanışmadır.

Ortadoğu Politikalarının Çıkmazı ve Çözüm Perspektifi

Bölgeye hâkim olan güvenlikçi, militarist ve savaş merkezli politikalar, Ortadoğu’ya barış getirmemiş; daha fazla yıkım, göç ve toplumsal parçalanma üretmiştir. Halep ve Rojava’ya yönelik saldırılar, bu iflas etmiş politikaların sürdürülmesinde ısrar edildiğini açıkça göstermektedir.

Kalıcı çözüm; halkların özne olduğu, ateşkesin korunduğu ve siyasi diyalog kanallarının güçlendirildiği bir süreçten geçmektedir. Bu sürecin sabote edilmesine karşı çıkmak, yalnızca bölge halklarının değil; dünyanın dört bir yanındaki demokratik güçlerin ortak sorumluluğudur.

Sessizliğe Karşı Enternasyonal Mücadele

Rojava ve Halep’te yaşananlar, uzak coğrafyaların trajedisi değildir. Bu saldırılar karşısında sessiz kalmak, savaş suçlarının normalleşmesine ve cezasızlık kültürünün kökleşmesine hizmet eder.

Rojava’ya sahip çıkmak, insanlığa sahip çıkmaktır.
Direnmek yaşamaktır.

Tarih, yalnızca zulmedenleri değil; o zulüm karşısında susanları da yargılayacaktır. Bugün Halep’te ve Rojava’da savunulan yaşam, yarının barış ihtimalidir. Bu nedenle şimdi, daha güçlü bir bilinçle, daha örgütlü bir kararlılıkla; haysiyetin, hukukun ve özgürlüğün safında enternasyonal mücadeleyi büyütme zamanıdır.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar