Mehmet Ali ALÇINKAYA
Tarihsel Bir Eşik; Savaş, Sessizlik ve İnsanlık Vicdanı
Ortadoğu’da süren savaşlar, artık yalnızca askeri cephelerde değil; insanlığın ortak vicdanında ve geleceğe dair umutlarda yürütülmektedir. Bugün Rojava ve Halep’e yönelik saldırılar, münferit çatışmaların ötesinde; ateşkes süreçlerini boşa çıkarmayı, barış ihtimalini ortadan kaldırmayı ve halkların birlikte yaşama iradesini kırmayı hedefleyen bilinçli, planlı ve sistematik bir sabotaj niteliği taşımaktadır.
Bu tablo karşısında sessizlik, edilgen bir tutum değil; fiili bir pozisyondur. Sessiz kalmak, hukuksuzluğun, savaş suçlarının ve insan onuruna yönelen saldırıların normalleşmesine hizmet eder. Bu nedenle Rojava ve Halep’e sahip çıkmak, insani bir refleksin ötesinde, evrensel bir sorumluluk ve enternasyonal bir görev hâline gelmiştir.
Halep; Ateşkesi Bozan Saldırılar ve İnsanlık Dramı
Halep’e yönelik saldırılar, doğrudan ateşkes zeminini hedef almakta ve çözüm ihtimalini bilinçli biçimde sabote etmektedir. Savaşın yeniden ve sürekli üretilmesini amaçlayan bu adımlar, sivilleri merkezine alan ağır bir yıkım tablosu yaratmıştır.
Ortaya çıkan bilanço, yalnızca rakamlardan ibaret değildir; insan haysiyetinin sistematik biçimde ayaklar altına alınışıdır.
Göç: Saldırılar sonucu 120 bin insan zorla yerinden edilmiştir.
Kayıplar: En az 500 kişinin akıbeti belirsizliğini korumaktadır.
Hukuk İhlali: Sivil yerleşimlerin, sağlık merkezlerinin ve temel altyapının hedef alınması, başta Cenevre Sözleşmeleri olmak üzere uluslararası hukukun açık ihlalidir.
Bu koşullarda dile getirilen “tarafsızlık” söylemi, gerçekte hukuksuzluğun örtülmesinden başka bir anlama gelmemektedir. Sivillerin hedef alındığı bir savaşta sessiz kalmak, barışa hizmet etmez; şiddetin sürekliliğini besler.
Rojava: Yaşama, Çözüme ve Alternatif Geleceğe Saldırı
Rojava’ya dönük saldırılar, Halep’te yürütülen politikanın tamamlayıcı bir parçasıdır. Su istasyonlarının, enerji hatlarının ve sivil yaşam alanlarının hedef alınması; askeri zorunluluktan değil, yaşamı teslim almaya dönük politik bir tercihten kaynaklanmaktadır.
Rojava, kadın özgürlüğünü, halkların eşitliğini ve demokratik örgütlenmeyi esas alan toplumsal modeliyle, Ortadoğu’da savaş dışı bir geleceğin mümkün olduğunu göstermektedir. Tam da bu nedenle hedef alınmaktadır. Rojava’ya yönelik her saldırı, yalnızca bir bölgeye değil; barış fikrine, çözüm iradesine ve insan onuruna yöneliktir.
Bu nedenle Rojava’ya sahip çıkmak, bir dayanışma jesti değil; halkların ortak geleceğini savunma iradesidir.
Direniş, Haysiyet ve Yaşam Arasındaki Kopmaz Bağ
Halep’te ve Rojava’da direniş, ideolojik bir slogan değil; yaşamın bizzat kendisidir. Tarih göstermiştir ki teslimiyet yıkımı büyütür, direniş ise yaşamı yeniden kurar. Direniş; halkların kimliğini, onurunu ve var olma hakkını savunma iradesidir.
Bu direniş, savaşın sürmesini değil; savaşın dayattığı yok oluşa karşı haysiyetli bir yaşamı savunur. Rojava’da ayakta kalan her yaşam alanı, Halep’te sürdürülen her direniş hattı, insanlığın “başka bir dünya mümkündür” iddiasını somutlaştırmaktadır.
Bu iradenin en güçlü güvencesi ise enternasyonal dayanışmadır.
Ortadoğu Politikalarının Çıkmazı ve Çözüm Perspektifi
Bölgeye hâkim olan güvenlikçi, militarist ve savaş merkezli politikalar, Ortadoğu’ya barış getirmemiş; daha fazla yıkım, göç ve toplumsal parçalanma üretmiştir. Halep ve Rojava’ya yönelik saldırılar, bu iflas etmiş politikaların sürdürülmesinde ısrar edildiğini açıkça göstermektedir.
Kalıcı çözüm; halkların özne olduğu, ateşkesin korunduğu ve siyasi diyalog kanallarının güçlendirildiği bir süreçten geçmektedir. Bu sürecin sabote edilmesine karşı çıkmak, yalnızca bölge halklarının değil; dünyanın dört bir yanındaki demokratik güçlerin ortak sorumluluğudur.
Sessizliğe Karşı Enternasyonal Mücadele
Rojava ve Halep’te yaşananlar, uzak coğrafyaların trajedisi değildir. Bu saldırılar karşısında sessiz kalmak, savaş suçlarının normalleşmesine ve cezasızlık kültürünün kökleşmesine hizmet eder.
Rojava’ya sahip çıkmak, insanlığa sahip çıkmaktır.
Direnmek yaşamaktır.
Tarih, yalnızca zulmedenleri değil; o zulüm karşısında susanları da yargılayacaktır. Bugün Halep’te ve Rojava’da savunulan yaşam, yarının barış ihtimalidir. Bu nedenle şimdi, daha güçlü bir bilinçle, daha örgütlü bir kararlılıkla; haysiyetin, hukukun ve özgürlüğün safında enternasyonal mücadeleyi büyütme zamanıdır.
Yazarlar
-
İbrahim KahveciSiyasi riski düşürmek zorundayız 4.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTrump’a kızıp acısını CHP’den çıkaranlara sözüm 4.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur Akgünİran Savaşı… 4.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUÜlkelere ‘kayyım’ atama dönemi mi başlayacak yoksa? 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZİran savaşı çözüm sürecinin yükünü ağırlaştırdı 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanTahran’ı vuruyorum ama hedefim Çin! 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİran’ın gücü, rejimin zaafları 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezGSYH nasıl böyle yükseldi? 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyolİki haydut 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYADemokratik Toplum Paradigması ve Bölgesel Savaş Dinamikleri: ABD’nin İran’a Yönelik Saldırıları 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaABD ve İsrail'in hedefleri 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNİran’daki Teokratik Rejimin Çöküşü ve Ortadoğu’da Muhtemel Domino Etkisi 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANTrump usulü savaş! 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRDünya küresel ara buzul dönemde: Türkiye’nin geleceği nasıl belirlenecek? 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanModern eşkıyalar artık her ülkenin kapısını çalabilir 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞDİLE GETİRİLMEYENLER… 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞOkullarda laiklik tartışmaları ve nesil yetiştirme gayretleri 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMANYeni dünya düzensizliği 2.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm sürecinin Öcalan kanadından son haberler 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜstü çizilmiş kadınlar 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİOrtadoğu Batının Eseri ama Batıyı da Ortadoğunun kaderi bekliyor 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUHatırlama: 28 Şubat dönemi… 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERUmut hakkı muhalefeti böler mi? 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURTürkiye’nin en iyi giden işi 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçTanıl Bora ve 'Cereyanlar'… 1.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALAB üyeliği hayalinden vize kuyruğunda bekleme gerçeğine… 1.03.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
27.02.2026
24.02.2026
23.02.2026
16.02.2026
14.02.2026
11.02.2026
7.02.2026
4.02.2026
1.02.2026
29.01.2026