Mehmet ALTAN

Mehmet ALTAN
Mehmet ALTAN
Tüm Yazıları
“Mikroçipler, 21. yüzyılın petrolü” mü?
3.01.2026
127

Le Monde Gazetesi geçen hafta “Mikroçipler, 21. yüzyılın petrolü” başlıklı beş gün süren çok çarpıcı bir yazı dizisi yayınladı.

Mikroçipler, ABD ve Çin arasındaki şiddetli mücadelenin merkezinde yer alıyor.

Uzun zamandır süren bu mücadele, 1970’lerin başlarında ilk mikroişlemcileri icat eden ve dijital devrimi başlatan Kaliforniyalı şirket Intel’in 2010’ların ortalarında tahtından düşmesiyle hem hızlandı hem de şiddetlendi.

Intel, Güney Koreli Samsung ve Tayvan Yarı İletken Üretim Şirketi (TSMC) tarafından geride bırakıldı.

Amerika Birleşik Devletleri, en yüksek performanslı çipleri fiziksel olarak üretme yeteneğinin olmadığını keşfedince, bu son derece stratejik görevi müttefiki olan iki ülkeye devretti. Bunlardan en önemlisi, komünist Çin’in işgaline karşı savunmasız olan Tayvan’dı.

Amerikalılar bir şey daha keşfetti, Çinliler en gelişmiş yarı iletkenleri üretebilecek kapasitede olmasalar da, otomobillerden en basit uzaktan kumandalara kadar her türlü gelişmiş cihazı çalıştıran temel bileşenleri tedarik edebiliyordu.

Obama’nın başkanlığının 2017’de sona ermesiyle birlikte iki ülke arasında ilişkiler gerginleşti.

Donald Trump’ın ilk dönemi, Çin karşıtı saldırılar ve pragmatik uzlaşmalar arasında gidip geldi; asıl amaç ticaret anlaşmaları imzalamaktı, güvenlik ise pek önem taşımıyordu.

***

Joe Biden’ın başkanlığı (2021-2025) çok daha netti.

On milyarlarca dolarlık sübvansiyonlar yoluyla yüksek performanslı işlemci üretiminin Amerika Birleşik Devletleri’ne geri dönmesini sağladı.

Bu da TSMC ve Samsung’un ABD’ye büyük yatırımlar yapmasına yol açtı.

Sübvansiyonlar, Ohio’daki dev fabrikasının inşaatını sürekli erteleyen Intel de dahil olmak üzere geniş bir alana dağıtıldı.

Amerika Birleşik Devletleri için stratejik risk azaldı çünkü üretimin bir kısmı artık kendi topraklarında gerçekleşiyordu.

Nisan 2023’te Joe Biden’ın stratejik danışmanı Jake Sullivan, yeni politikayı “Küçük bir bahçeyi çevreleyen yüksek bir çit” sloganıyla açıkladı.

Çin ile ticaret büyük ölçüde devam etmeli ve yalnızca sınırlı sayıda son derece stratejik teknolojinin oraya ihracatı engellenmelidir (küçük bahçe), ancak stratejik teknoloji alanında ticaret son derece sıkı olmalıdır (yüksek çit).

***

Çin’in ABD’yi endişelendiren sektörlerde bir dizi ilerleme kaydetmesiyle bu politika daha da önem kazandı.

Savunma alanında Pekin, savaş uçaklarıyla birlikte çalışabilen süpersonik füzeler ve insansız hava araçları geliştiriyordu.

Bu nedenle, Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nu ve genel olarak Çin’i, yapay zekâda modernleşmesini hızlandıran bileşenlerden mahrum bırakmak gerekiyordu.

***

Amerikan kısıtlamaları, Çin’in üretimde bağımsız olma arzusunu yoğunlaştırdı… Çin için tüm çip üretim zincirini kontrol etmek bir zorunluluk haline geldi.

Şanghay’daki Fudan Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler profesörü olan ve Çin teknolojisinin jeopolitiği üzerine çalışan Jiang Tianjiao, “Çin’in en gelişmiş işlemcilere erişimi o kadar zorlaştırıldı ki yalnızca kendine güvenmesi gerektiğini anladı. Amerika Birleşik Devletleri, onu kendi kendine yeterlilik stratejisi için çabalamaya zorladı,” diyor.

Washington’daki strateji danışmanlık şirketi DGA’da Çin ve teknoloji uzmanı olan Paul Triolo ise “Uygulanan kısıtlamalara baktığınızda, Çin tüm küresel üretim zincirinin eşdeğerini kendi ülkesinde yeniden yaratmak zorunda kalıyor ” demekte.

***

Amerika’nın kısıtlamaları, Huawei’nin stratejik rolünü güçlendirerek onu Çin’in amiral gemisi haline getirdi.

Halk Kurtuluş Ordusu’nun eski bir subayı tarafından kurulan grup, otuz yılı aşkın bir deneyime, 200.000’den fazla çalışana ve başarıya adanmış bir kültüre sahip.

Huawei, halihazırda binlerce taşeronla çalıştığı için, Çin’de operasyonel bir tedarik zinciri kurmak için en iyi konumdaki oyuncu olarak görülüyor.

Mayıs 2025’te Financial Times, grubun, Shenzhen’de kendi işlemci üretim hatlarını açtığını yazdı.

TSMC şirketinin mühendisleri ise Huawei ve iştiraklerinden düzenli olarak cazip iş teklifleri aldıklarını doğruladılar.

***

Pasifik’teki bu teknoloji savaşında, iki süper güç de izlenecek strateji konusunda kararsız kalmış gibi görünüyor.

ABD, Çin’i Amerikan teknolojisine “bağımlı” tutmanın mümkün olduğuna inanan görüşlerle, Çin’in Amerikan gelişmelerine erişimini hızlı bir şekilde kesmenin gerekli olduğuna inanan görüşler arasında gidip geliyor.

Donald Trump ise ulusal güvenlik endişelerini öne sürerken bile kârlı sözleşmeleri güvence altına almaya öncelik veriyor.

Geçen yazımda da söz ettiği gibi bunun en belirgin örneği, Nvidia’ya “H200” çiplerini Çin’e ihraç etme izni vermesi olarak görülmekte…

ABD Başkanı, 8 Aralık’ta sosyal medya platformu Truth Social’da yaptığı açıklamada, “Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’e, Amerika Birleşik Devletleri’nin Nvidia’nın H200 ürünlerini ulusal güvenliği garanti eden koşullar altında Çin ve diğer ülkelerdeki onaylı müşterilere göndermesine izin vereceğini bildirdim,” dedi ve ekledi: “Kârın yüzde 25’i ABD’ye geri dönecek. Bu politika Amerikan işlerini destekleyecek, Amerikan üretimini güçlendirecek ve Amerikan vergi mükelleflerine fayda sağlayacaktır.”

Burada Trump’ın politikasının bir özelliğini görüyoruz: “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” politikası, ABD merkezli ve kâr odaklı.

Küresel jeostratejik düzen kurmakla çok daha az ilgili.

***

Çin ise uzun vadeli hedefi olan “kendi kendine yeterlilik” ile kısa vadeli kaygılar arasında bir denge sağlamaya çalışıyor.

Bir yandan yatırımlarını hızlandırıyor ama bir yandan da kısa vadede yüksek kaliteli yapay zeka yaratılmasına olanak tanıyan Nvidia çiplerini alıyor.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde kıdemli danışman ve ABD Savunma Bakanlığı Yapay Zeka Merkezi’nde eski strateji direktörü Gregory Allen şöyle diyor:

“Çinliler gelişmiş Amerikan veya Avrupa teknolojilerine olan bağımlılıklarını ortadan kaldırmak için ne gerekiyorsa yapacaklar ve ne kadar para gerekiyorsa harcayacaklar. Ama Çin, Amerikan teknolojilerinin yerini alma çabalarında yavaşlamayacak; bunlar sadece kısa vadeli bir çözüm olarak tolere edilecek. Dolayısıyla, Amerikan teknolojisine ihtiyaç duymayacakları bir geleceğe giden yolda onlara köprü kurmalarına yardımcı oluyoruz. Bu stratejik bir hata.”

***

 

Le Monde’un tespiti ile “21. yüzyılın petrolü” sayılan mikroçipler savaşının son raporu bu…

Artık gelişmiş ülkeler “büyük savaşı” toprak ya da petrol için değil mikroçipler için veriyorlar.

Geleceği bu çipler belirleyecek çünkü.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar