Metin Münir
Din dışında işlerle uğraşan din adamlarına sempatim olmadığı için ne Fethullah Gülen’le, ne de Fethullahçılarla aram olmuştur.
Abant’ta yapılan ve bir davetlinin davetlisi olarak katıldığım bir toplantı hariç, hiçbir toplantısına gitmedim, yurt dışı davetini kabul etmedim.
Gizli saklı halleri, kimin kim olduğu ve ne yaptığının belli olmaması, beni hep rahatsız etti. Halka dönük davranışlarındaki yumuşaklık ve güler yüzlülüğü samimi bulmadım. Bir şeyler gizlemek isteyen insanların tarzını sezdim bunlarda.
“İyilik yapacaksan önce evdekilerden başla” diye çevrilebilecek bir İngiliz atasözü var.
Türkiye’de yedi milyon okuma yazma bilmeyen ve sayısız yarı cahil insan varken Fethullahçıların yurt dışında okul açmasına da anlam veremedim.
Basında, sürekli, Fethullahçıların devlet kurumlarında, özellikle emniyette, yargıda falan denetimi ellerine geçirdikleri yazılıyor ama sürekli olarak yalanlanıyordu.
Yetkililer bu konuda endişeli görünmüyordu.
Erdoğan “hasreti” sona erdirmek için Gülen’i Amerika’dan Türkiye’ye davet ediyordu.
Fethullahçılar seçimlerde AKP’ye oy veriyor, karşılığında Erdoğan ne isterlerse yapıyordu.
AKP ile Fethullahçılar, ayranın içindeki su ve yoğurt gibi karışmışlardı, hangisi su, hangisi yoğurt belli değildi.
Ta ki malum şeyler oluncaya kadar.
İlginçtir. AKP’liler arasında bir tek Erdoğan - ki normalde kabahat samur kürk olsa sırtına giymez –mea culpa dedi. Ve yüksek sesle milletin, kendini affetmesini istedi.
Gerisi ya sustu, ya da Abdullah Gül gibi “Hiçbir şeyden haberim yoktu,” dedi.
Yalanın ve ikiyüzlülüğün, gerçekleri halının altına itmenin veya değiştirmenin norm haline geldiği Türkiye’de Fethullah Gülen olayının gerçek yüzünü araştırmak imkansızdır.
Ama su yüzünde olan gerçekler var.
Bunların en önemlisi, Fethullahçıların Türkiye’de darbe yapmayı düşünecek hale gelmesinin müsebbibinin AKP hükümetleri olduğudur.
Fethullahçılık AKP’nin ve onun başındakilerin eseridir.
AKP’liler ne yaparlarsa yapsınlar bu gerçeği değiştiremezler ve kaç kişiyi ezer ve ocağı söndürlerse söndürsünler bunun aksini kanıtlayamazlar ve vebalinden kurtulamazlar.
İkinci, daha az bilinen gerçek şudur:
Fethullahçıların çoğu Fethullahçı değildir. Lafta Fethullahçıdır, yani. Bu, siviller için olduğu kadar askerler için de geçerli.
AKP, Fethullahçıları o kadar şımartmıştı ki Fethullahçı olmadan sivil-asker bürokraside yükselmek, hatta olduğun yerde kalmak imkânsız hale gelmişti.
Ticaret hayatında, özellikle taşrada ve küçük yerlerde Fethullah’a biat etmeyenlerin devletten iş alması, devlet kapısında iş yaptırması mümkün değildi.
Nazilerin gamalı haçı gibi Fethullahçılığın sembolü olduğu için Zaman gazetesi bir milyondan fazla satıyordu. İyi bir gazete olduğu için değil.
Fethullahçılık bir türlü masonluk, ‘rotary’cilik idi. Nasıl bu kuruluşlar sözde yüksek ideallerin arkasında gizli birer çıkar birliği ise Fethullahçılık da din kisvesinin ardında bir “Ye kürküm ye” birliği idi.
Darbe girişimi de bu birliğin “Verdiğiniz yetmez, hepsini istiyoruz,” demesi idi.
Aralarında fanatikler yoktur demiyorum. Ama bugün işinden olan, hapse yollanan on binlerin çoğu mecburiyetten, pastadan başka türlü pay alamayacaklarından Fethullahçı olmuşlardı.
Nazi olmak zorunda kalan milyonlarca Alman gibi.
Daha önce de söyledim. Darbe girişiminden sonra yapılacak iş, elebaşlarını çarçabuk yargılayıp cezalandırmak, geriye kalanların bir kısmının işine son vermek, gerisine dokunmamaktı.
Ama AKP bunu yapmak için gerekli kendine güven ve sofistikasyona sahip değildir. İntikam hırsı, korku, aklın önüne geçti.
Fethullahçılık bir bela idi.
Ölçüsü çoktan kaçmış bir temizlik harekatı ile AKP, bu belanın yerine ileride daha büyük olacak bir bela ikame etti ve ediyor.
Ama, hata yapmayı kural haline getirdiği için kendi kuyusunu kazdığının farkında değil.
NOT: Yazılarıma bir süre ara vereceğim. Bundan sonraki yazım 24 Ocak’ta çıkacak. Buluşmak üzere ...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.05.2021
1.02.2021
24.01.2021
18.06.2020
4.06.2020
29.02.2020
27.02.2020
25.02.2020
13.02.2020
30.01.2020