Yıldıray OĞUR
Jeffrey Epstein hakkında kesin olan dört bilgi var; Adası, Manhattan’da malikaneleri olan çok zengin bir adamdı. 2008’de reşit olmayan kızlara cinsel saldırı suçundan 13 ay hapis yatmıştı. Reşit olmayan kızların pazarlandığı bir seks ağı kurmaktan tutuklu olduğu hapishanede 2019’da şüpheli biçimde öldü. Dünyanın her yerinden üst düzey elitlerle tanışıyordu ve dünyanın bütün meseleleriyle yakından ilgiliydi.
Bu dört bilgi arasında bir uyumsuzluk var.
Zaten zengin olan bir adam neden kız çocuğu pazarlayan bir ağ yönetiyor? Sevgisi olan İngiliz medya imparatoru Maxwell’in kızı Ghislaine Maxwell hiçbir maddi ihtiyacı yokken neden böyle ağda Epstein’a yardım eder? Bu kadar aşağılık bir suçu işleyen bir adam nasıl olur da dünyanın her yerinden liderler, zenginler, entelektüellerin gözdesi ve ortak noktası olabilir?
Epstein’in Mossad’a, CIA’ye çalıştığı söyleniyor. Mossad ajanı için fazla tehlikeli ve patlayabilecek bir iş değil mi küçük kızları bir adada elitlerle buluşturmak?
Pedofil seks ağı ve alternatif BM gibi ilişkilerin aynı adamda birleşmesi elitlerin kokuşmuşluğunu gösterdiği söyleniyor. Ama herkesin en son aklına gelecek Chomsky bile Epstein dünyasının içinden çıktı.
Nasıl olabiliyor bu?
Yazışmaların Türkiye ile ilgili olanlarından bu soruya cevap aramaya çalışalım.
Epstein’la röportajlar yapmış, sonra ahbap olmuş hatta Trump’a karşı siyasi akıllar vermiş New York Times muhabiri Michale Wolf’un Manhattan’da Epstein’ın evinde 2016 yılındaki bir Pazar öğlen yemeğinden notları ilginç bir fikir veriyor:
“Pazar günü öğle yemeği… Masada Gates var; Mort Zuckerman var—gayrimenkul milyarderi, Daily News’ün sahibi—ve PayPal’ın kurucu ortağı, Facebook’un erken dönem yatırımcısı Peter Thiel var.
Aynı akşam ise Katar’ın dışişleri bakanı Şeyh Hamad Bin Jassim geliyor. Hamad, karşı sokakta, neredeyse aynı şekilde döşenmiş bir evde yaşıyor. O ve Epstein’ın dekoratörü aynı. Epstein rahat ve eğlenen tavrıyla, iğneleyici biçimde sürekli dürtüyor: “Kötü adamları niye finanse ediyorsun? Bundan ne kazanıyorsun?”
Ertesi sabah Epstein, yemek odasında kahvaltıda avukat Reid Weingarten’la buluşuyor.
Dava sürecinin adım adım dökümünden sonra, Katar’lı bakanın ziyaretini konuşuyorlar. Epstein, Şeyh’in çiftliğinde yetiştirilen, özel seçilmiş Antep fıstıklarıyla yapılmış çikolata ikram etmiş ve ardından IŞİD’i gerçekte kimin kontrol ettiğine dair spekülasyonlara dalıyorlar. Weingarten, “Türkler yeterince mercek altına alınmıyor,” diye savunuyor. Weingarten aynı zamanda, Türklerin ABD’de hedef aldığı Gülen’i temsil ediyor.
Epstein’ın yemek odasında her zaman dünya olaylarının “alternatif” bir versiyonu dolaşıma sokuluyor. Epstein buna “algı ile gerçeklik” diyor: “Birinin ötekinden mutlaka daha ağır bastığını ima etmek için söylemiyorum.”
Epstein kısa süreliğine odadan çıktığında, Weingarten’a soruyorum:
“Bunca şey ortadayken… insanlar neden hâlâ buraya gelip gidiyor?”
Weingarten cevap veriyor:
“Buraya niye kamp kuruyoruz mu? Sanırım çünkü gerçekten bunun gibi başka bir yer yok.”
Meşhur avukat Weingarten üzerinden Epstein’ın ilgilendiği konulardan biri de Fethullahçılar, 15 Temmuz Darbesi ve Türkiye meselesi.
Sürekli Epstein’a bilgilendirme mesajları, linkleri atıyor avukat. Epstein da ona.

Ama Epstein’ın ilgilendiği konuların çeşitliliğine bakıldığında bu tuhaf değil.
Yine 2016’da Epstein’ın evinde bir başka yemek daveti.
Epstein, yakın arkadaşı olan Hyatt Otelleri’nin sahibi Tom Pritzker’ı da yemeğe çağırıyor. Diğer misafirlerin adını da vererek: Rusya’nın BM Temsilcisi Vitali Çurkin, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ve o sırada henüz bugünkü titrleri olmayan, başkan adayı Trump’a yakın işadamı Tom Barrack.
Pritzker’den konuşulmasını istediği sorular istiyor Epstein. Pritzker sadece meraklı bir zengin değil. Afganistan’da ABD’li komutan Petraus’un helikopter tahsis edip tur yaptırdığı biri.
Katılamadığı yemeğe gönderdiği sorular da o yüzden sofistike:
“Erdoğan: gücü konsolide etme hedefi, milliyetçilik mi İslamcılık mı?
Suriye: Rusya’nın çıkarı ne?
İran: nükleer anlaşma sürer mi bozulur mu?
Beyaz Saray: yarış ne kadar başa baş olursa Ruslar “Ekim sürprizi” yapar?
“Hillary’nin hangi maili en eğlenceliydi?”

Epstein’ın dünya ve Türkiye meselelerine ilgisi sadece dost sohbetlerinde konuşmaktan da ibaret kalmamış. Gizli belgeler de Epstein’a akmış.
Özellikle biri bizim için de ilginç. 2011 yılına ait “Kesinlikle Gizli” (Strictly Confidential) ibareli bir Birleşmiş Milletler (BM) tutanağı.
Belge 16 Ağustos 2011 tarihinde dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon arasında gerçekleşen Suriye ve İsrail konulu gizli telefon görüşmesinin notları.
Tutanaklara göre Davutoğlu, BM Genel Sekreteri’ne Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile yaptığı ve 3,5 saati baş başa olmak üzere toplam 6 saat süren görüşme hakkında bilgi vermiş.
“Esad’ın tankları Hama’dan çekmeyi ve uluslararası medyanın girişine izin vermeyi kabul ettiği, ancak sahadan gelen raporların tankların geri döndüğünü gösterdiği ifade edildi. Davutoğlu, BM Genel Sekreteri’ne Suriye’den gelen bilgilere artık inanmadığını ve Esad’ın operasyonların detaylarına hakim olmadığı kanaatini taşıdığını iletti.”
Görüşmenin ikinci başlığında Mavi Marmara olayı ve İsrail ile ilişkiler var:
“İsrail’in özür ve tazminat anlaşmasını kabul etmemesi durumunda Türkiye’nin atacağı adımlar şu şekilde sıralandı: Gazze ablukasının yasallığının Uluslararası Adalet Divanı’na (ICJ) taşınması. Tel Aviv’deki Büyükelçiliğin kapatılması.Türk Donanması’nın, “denizin İsrail’e ait olmadığını göstermek amacıyla” Akdeniz’e gönderilmesi.”
Peki, bu gizli görüşme notu nasıl Epstein’a maillendi?
Çok üst düzey bir sızıntıyla.
Mail trafiğine göre Dawn Stephens adlı bir fake gibi duran bir hesaptan Fransız diplomat Fabrice Aidan’a gönderilmiş. O da BM’de Ortadoğu özel temsilciliği yaparken danışmanlığını yaptığı Norveçli eski bakan ve Uluslararası Barış Enstitüsü başkanı Terje Rød-Larsen’e göndermiş. O da yakın dostu Epstein’a atmış.
Terje Rød-Larsen gibi Oslo’dan Abraham Anlaşmaları’na kadar Ortadoğu’daki bütün kritik gelişmelerde masada olmuş Norveçli eski bakan ve diplomat neden böyle gizli bir konuşmanın dökümünü Epstein’a atar belirsiz.
Rød-Larsen, enstitüsü için Epstein’dan 650 bin dolar bağış aldığı ortaya çıkınca 2020’de Uluslararası Barış Enstitüsü başkanlığından istifa etmişti.

Kabinesinde bakanlık yaptığı eski Norveç Başbakanı Jagland’ın da başı Epstein meselesi yüzünden belada. Hakkında yolsuzluk soruşturması başlatıldı.
Jagland’ı 2009-2019 arasında Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği görevinden biliyoruz.
Zaten, bu görevi sırasında Epstein’la yazışmaları var. Jagland da Epstein’ın adasında ya da New York’taki evinde konaklamış. Epstein hakkındaki soruşturmalarla ilgili de Jagland’la yazışıyor. Zaman zaman Türkiye’den ve Erdoğan’dan da bahsetmişler:
“Epstein: “Daha iyi olacağım. Konaklamanı kısa kesmek zorunda kaldığım için kendimi çok kötü hissediyorum. Çok şey oluyor. Birçok soruşturma başlayacak.”
Jagland: “Umarım çabuk iyileşirsin. Harika günler geçirdik. Paris’e ne zaman geleceğini söyle ki konuşabilelim. Trump’ı gerçekten anlamıyorum. Bugün Türkiye’deki referandumla uğraşmam gerekiyor. Erdoğan da anlaşılması zor bir başka kişi.”

Epstein’ın ilginç meraklarından biri de Türkiye’deki ekonomik kriz.
Yazışmalara göre 2017’den beri Türkiye’deki ekonomik krizle de yakından ilgilenmiş.
Türkiye Merkez Bankası’na bir danışman ayarlamaya çalışacak kadar…
Epstein eski Harvard Üniversitesi rektörü olan ekonomi profesörü, Clinton’ın Hazine Bakanı ve Obama yönetimlerinde üst düzey ekonomi kurmayı Larry Summers’la 2017’deki kur krizi sırasındaki yazışmaları dikkat çekici…
20 Şubat 2017’de Epstein, Summers’a şöyle yazıyor:
“Para birimleri tuvalette / yerlerde sürünüyor.”
Summers aynı gün cevap veriyor:
“Sorun ne. Oraya gitmem mi gerekiyor? Erdoğan’ın kuklası mı bunlar?”
21 Şubat’ta Epstein geri yazıyor:
“Kur meselesini konuşmak için Türk Merkez Bankası’yla çalışmak ister misin? Onlara 250 bin dedim.”
Epstein Türkiye’de kiminle konuşmuş, nasıl böyle bir bağlantı ayarlamış bilinmiyor.
Maillere göre iki kez Türkiye’ye gelmiş. 2010’da Antalya’da tatil yapmış. Rixos otelde. Bu kesin.
2011’de de Bodrum’a gelmiş gibi görünüyor. 2015’de Türkiye-Yunanistan turu planları var ama gelmiş mi belirsiz.
2011’de çok ilginç bir yazışma var Epstein ile ismi nedense saklanmış biri arasında:
“Epstein (30 Eylül 2011): “Erdoğan’ı görmeye gidebilirim, sonra da Bodrum’a spa’ya giderim.”
İsimsiz kişi: Gerçekten mi? Bu harika. Ve o işini gerçekten çok iyi yapıyor. HP’de (Huffington Post?) onun hakkında yazdığım yazıyı okudun mu? … Aslında sana göndermedim.
Pro-İsrail arkadaşlarıma da göndermedim. Ama senin özünde bir ‘düşünür’ olduğunu biliyorum, o yüzden sorun yok! Bodrum’da hangi spa? Biliyor musun?”

Başka bir bilgi yok. Muhtemelen ya sallıyor ya da espri yapıyor.
Peki bütün bunlardan sonra o sorunun cevabı var mı?:
Epstein ne iş yapıyordu?
İşte bu sorunun cevabı hala yok.
Yazarlar
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünNükleer dengenin son kalesi de yıkılarken… 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Marks nerene battı?’ 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUNetanyahu Epstein operasyonuna ne dedi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENEsptein – Devletlere yönelik şantaj boyutu 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUMuhalefetin bilinçaltı 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanPiyasa soruyor: Yapay zekaya bu kadar parayı nereden bulacaksınız? 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUREpstein neden Türkiye ile ilgilendi? 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYASayın Devlet Bahçeli’nin Gündeme Taşıdığı “Umut İlkesi” ve Sayın Abdullah Öcalan... 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZİmamoğlu’nun mesajı: İnsancıl evrensel hukuk 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezTÜFE Yenilendi Ama Yaklaşım Aynı 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciKöprüyü geçene kadar… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSuriye’de barışı Öcalan mı sağladı? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBahçeli’nin bir cümlesinin gittiği yer… 5.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTürkiye Yüzyılı’nda Ramazan pidesi 5.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTİşte Akçakoca farkı! Meclis dediğin böyle olur. 5.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026