Gökhan BACIK
Binali Yıldırım tek aday olarak AKP kongresine gidecek ve sonrasında Türkiye’nin yeni “Başvekili” olacak. Kamuoyundaki algı Yıldırım’ın Erdoğan merkezli oluşacak fiili yönetim modelinde bir yardımcı rolünde olacağıdır. Bu nedenle belki de Yıldırım, başbakandan ziyade başvekil olarak -yani eski ifade ile Reis-i Cumhurun baş vekili- bir siyaset takip edecek.
Ancak şunu da not etmek gerekir: Binali Yıldırım son tahlilde erken dönem AKP başarısının önemli mimarlarındandır. AKP’nin seçmen desteğini sağlayan ulaşım gibi bir alana “imzasını atmıştır.” Dolayısıyla AKP mantığı içinde en az Davutoğlu kadar başbakan olmaya iddiası olacaktır.
Son tahlilde Davutoğlu teşkilatçılık yapmamıştır ve bıraktığı zaman dış politikanın durumu pek iç açıcı değildi. Dolayısıyla normal şartlarda aslında Davutoğlu’nun “birden” AKP başkanı olarak ortaya çıkması asıl sürprizdi. Halbuki Yıldırım hem “particilik” yapmıştır hem de şöyle yahut böyle bir dönem başarılı bakanlık yapmıştır.
Sayın Yıldırım’ın başbakan mı başvekil mi olacağını zaman gösterecek. Şunu da ifade etmek lazım: Yıldırım’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin son başbakanı olma ihtimali bile var.
Binali Yıldırım’ın Türk dış politikasında etkisi ne olacaktır? İlk önemli konu şudur: Dış politikanın dümeninde kim olacaktır? Göstergeler dümenin başında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olacağı yönündedir. Büyük ihtimalle Yıldırım, iç siyasette “kalkınmacı adam” olarak kalacak ve dış politikayı Erdoğan merkezli ve içinde dış işleri bakanının da ikincil rol alacağı bir yapıya bırakacaktır.
İkinci önemli nokta şudur: Yıldırım dönemi dış politikada bazı yerleşik sorunlar konusunda keskin dönüşler ortaya çıkarır mı? Mesela Suriye konusunda veya Rusya ile olan ilişkilerde ne olacaktır? Dışarıdan bakınca Yıldırım “tüccar mantıklı, siyasetin ideolojik önceliklerini pek dikkate almayacak bir kişi” olarak görülüyor. Rusya konusunda örneğin bir yeni siyaset ortaya koyabilir. Dolayısıyla ile Davutoğlu’dan Yıldırım’a geçiş Türk dış politikası açısından neyi değiştirecektir?
Büyük ihtimalle TBMM önümüzdeki dönemde dış politikada düşük etkisini devam ettirecek. Zaten başından beri Türk siyasetinin temel sorunu -istisnai zamanlar hariç- TBMM’nin sistemin merkezinde olamayışıdır. Seçilmiş meclisin siyasetin merkezinde olamadığı bir düzende pek çok sorunun çözülme ihtimali yoktur.
Türk dış politikasının bu kadar büyük sorunların olduğu bir dönemeçe gelmesinde TBMM’nin etkisinin az olması da rol oynamıştır. Eğer TBMM etkili biçimde Türk devlet mekanizmasının merkezinde olabilseydi başta dış politikada pek çok sorun bu noktaya gelmezdi. Başarılı dış politikanın olmazsa olmaz şartı meclis etkisi ve denetimidir. Yıldırım döneminde de TBMM’nin dış politikada “izleyici” konumundan ileri bir yere varamaması güçlü ihtimaldir.
AKP’nin son on yılda dış politika karar sürecinde oluşturduğu büyük bir kadro vardır. Hükümete yakın bazı araştırma merkezlerinden dış işleri bürokrasisine kadar bir alanı etkileyen büyük bir kadrodur bu. İçinde bazı akademiyenlerin de olduğu bu kadro korunacak mı? Yeni dönemde dış politikanın entelektüel mutfağı değişecek mi? Örneğin Dış İşleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) ne olacak? Profili korunacak mı yoksa daha etkisiz bir hale mi dönüşecek? SETA gibi kurumların etkisi ne olacak? Şunu unutmamak lazım AKP’nin “dış politikasının entelektüel mutfağı” Ahmet Davutoğlu’nun entelektüel mahallesinin yetiştirdiği “çocuklardır”. Bunların yeni dönemde rolü ve etkisi ne olacaktır?
[email protected]
Yazarlar
-
Akif BEKİNATO’dan çıkmamakla iyi mi etmişiz? 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü; Jin Jiyan Azadî ve Kadın Özgürlükçü Paradigma... 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİMilliyetçilik Fransız Devrimi ile mi başladı? 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanOrtaçağ karanlığına bir adım daha yaklaşmak 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜçüncü dünya savaşı bu mu acaba? 7.03.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçÜniversitenin-akademinin kamusal bir derdi var mıdır? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZİran savaşının gölgesinde siyasal tutarsızlık 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciBu ülke bu pahalılığı taşıyamaz 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUSavaşın mertlikle ilgisi yok… Haberler yalan, operasyonlar çakma… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERİran savaşı ışığında dezenflasyon süreci 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKToplumsallaşmayan süreç enfekte olur 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol21. Yüzyılın Hitler’i 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuOrta Doğu’daki diktatörlükler yıkıldığında ne olur? 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYEmperyalist Savaşın Gölgesinde 'Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi' Projesi 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRİyi ki Güney Afrika ve İspanya var… 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraÖğrenme Korkusu 6.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit Akçay2018-2023 arasında biz ne yaşadık? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANPKK yine çark edebilir! 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye nerede duruyor? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENKüresel hegemonya mücadelesinde İran savaşı 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRSiyanür faciasına yol açan madeni 1.5 milyar dolara Cengiz alıyor 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNVaroluş savaşı! 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURİran savaşından Türkiye’ye düşen ilk şarapnel parçaları 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANMolla rejiminde hırsızlık olur mu? 5.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur Akgünİran Savaşı… 4.03.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİran’ın gücü, rejimin zaafları 3.03.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezGSYH nasıl böyle yükseldi? 3.03.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2026
31.01.2026
25.01.2026
20.01.2026
13.01.2026
7.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
21.12.2025
7.12.2025