Ümit KARDAŞ
Anayasa’nın 2. maddesi Cumhuriyet’i, devletin nitelikleri üzerinden tanımlamakta. Madde karmakarışık, içerik ve anlatım olarak sorunlu. Buna göre devletimiz toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde. Bir taraftan insan haklarına saygılı diğer taraftan Atatürk milliyetçiliğine bağlı. Ayrıca demokrasi açısından hayli sorunlu başlangıç metnine atıf yapıyor ve sonunda devletin dört niteliğini belirtiyor. Demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti. Devlet bu niteliklere sahip mi? Kuşkusuz hayır. Ama mış gibi yapmaya devam ediliyor.
Laikliğin din özgürlüğü ve din ve devlet işlerinin ayrılığı olmak üzere iki boyutu var. Anayasa’nın 24. maddesi laiklik ilkesini düzenliyor. Maddenin 1. fıkrası laikliğin birinci boyutuyla ilgili. Bu boyutta din ve ibadet özgürlüğü sözkonusu.
Din özgürlüğü herkesin, vicdan, dinî inanç ve kanaat özgürlüğüne sahip olmasıyla ilgili. Bunun uzantısı olarak 3. Fıkra’da da kimsenin ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı, dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamayacağı ve suçlanamayacağı belirtilmiş. Kuşkusuz bu özgürlük hiçbir dinî inanca sahip olmama özgürlüğünü de içermekte. Ancak hiçbir dinî inanca veya tanrı inancına sahip olmamanın uygulamada nasıl karşılandığını izliyoruz. Yani laikliğin bu boyutu ötekileştirme nedeniyle iktidardaki zihniyet açısından geçerli değil.
İbadet özgürlüğü ise maddenin 2. fıkrasında ibadet, dinî ayin ve törenlerin serbest olduğu şeklinde belirtilmiş. Ancak bu özgürlüğün kullanımı 14. Madde hükümleriyle sınırlanmış. Bu sınırlamalar içinde devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma gibi muğlâk bir ölçü var. Peki, Aleviler laikliğin en önemli boyutlarından olan ibadet özgürlüğüne sahip mi?
Tekke ve zaviyelerin kapatılması, dinsel unvanların yasaklanması Alevileri doğrudan etkiledi. Sünni Müslümanlar camilerde ibadetlerini yapabileceklerdi. Lozan Antlaşması gereğince azınlık statüsünde kabul edildikleri için gayrimüslim yurttaşların da ibadet mekânlarına dokunulmamıştı. Ancak bu kanunla Alevilerin pirleri, dedeleri yasaklanmış, tekkeleri ve Alevi dergâhlarının en eski ve önemlisi olan Hacı Bektaş-ı Veli Dergâhı kapatılmıştı. Bu kanun Aleviliği yasaklıyordu. Çünkü Alevilerin inanç ve ibadetlerini yaşayacağı mekânlar ve inanç önderleri yasaklanmıştı. Alevilere tek yol kalıyordu, inançlarından vazgeçerek camilere gitmek. Bu açıkça Sünnileştirmeye yönelik, manevi şiddet ve cebire dayalı asimilasyon politikasıydı. Bu kanun 1982 Anayasa’sının 174. maddesinde anayasal teminat altında varlığını sürdürmekte. Bu maddeye göre sözkonusu kanunun Anayasa’ya aykırı olduğunu anlamaya ve yorumlamaya imkân bulunmuyor. Hacı Bektaş-ı Veli Dergâhı ise Alevilerin tüm taleplerine rağmen geri verilmedi ve bu dergâh, Vakıflar Müdürlüğü’ne bağlı bir müze statüsünde açıldı. İktidar laiklik ilkesine açıkça aykırı bu duruma ilgisiz.
Laikliğin ikinci boyutu din-devlet işlerinin ayrılmış olması. Bunun da çeşitli yönleri bulunmakta. Bu yönlerden biri devletin resmî bir dininin olmaması. Yani devletin belli bir dine ya da mezhebe üstünlük tanımaması, o dinin veya mezhebin kurallarını kanunlar, işlemler ve uygulamalar yoluyla dayatmamasıdır. Diğer bir deyişle devletin bütün dinler, mezhepler, inançlar karşısında eşit mesafede durması ve nötr kalmasıdır. Bu anlamda laik bir devletin dini olamaz. 1876 Osmanlı Kanun-u Esasi’si ve 1924 Anayasa’sı “Devletin dini, din-i İslam’dır” şeklinde bir hüküm içeriyordu. Bu hüküm 1928’de yapılan bir değişiklikle Anayasa’dan çıkarıldı.
Devletin resmî bir dininin olmamasının sonucu olarak, devlet belli bir dinin veya mezhebin eğitim ve öğrenimini zorunlu kılamaz. Bu noktadan devam edeceğim.
www.umitkardas.com
twitter.com/umit_kardas
Yazarlar
-
İlker DEMİRLAİKLİK DEMOKRATLIK MIDIR? 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞHukukun her alanında gerileyen Türkiye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLaikliği savunmak bir özgürlük, bir hak ve yurttaşlık görevidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUKemalistin bilinç altı 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANTerörsüz Türkiye’yi neden halka anlatamıyorlar? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMKürşat Timuroğlu’nun anısına 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranRojava’da “Gün batımı!” 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünya bildiğin gibidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyayı aldatamıyordu Trump, ülkesi, halkı da uyanmaya başladı… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kahveciİktidarın ‘seçim argümanı’ ne olur? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürk Siyasetinde Belirleyici Olan Dinamikler 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBütün otokratların dilinde aynı hikaye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO’da tartışma yaratan sunum: ‘Seks sektöründe 100 bin kadın ve kız çalışıyor’ 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENSuriye… Kürtler için acı bir anlaşma… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünMedeniyetler savaşı mı başladı? 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURCereyanda kalan fikirler… 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Darbe anayasası’ 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerKÜMELEŞMELER VE ORTAK RUH HALLERİ ÜZERİNE 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTarımda bitmediysek bu iftarlar niye pahalı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA"TKP 7. KONGRESİNİN "NEREDE KALMIŞTIK" İFADESİNİ DOĞRU ANLAMAK" 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSiyasette mertlik-ahlâkîlik 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRAİHM ve AYM kararlarına uyulmalı tavsiyesine ihtiyaç var mıydı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZYirmibir yıl sonra: ‘Büyük Devlet’ sözüne ne oldu? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞCHP sağa açılmayı yanlış mı anladı acaba? 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRKutuplaşmalar gündelik hayatı belirliyor; toplumsal güven zemini nasıl onarılacak? 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarOrtadoğulu erkekler 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALAltmış sayfalık umut… 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKSadece bir örgütün kendisini feshetmesi değil bu 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakGeliyorum diyen krize dikkat! 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞSON ÇİVİ... 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERUmut hakkı tartışması 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNŞaşırdık mı? Hayır! 22.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.02.2026
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025