Ümit KARDAŞ
Feodalizm, monark ile soylular arasındaki iktidarı dengeliyordu, gevşekti, güçlü, ulusal bir hükümeti hoş görmüyordu. Değişmeye ve genişlemeye yönelmemişti. Bütün iktidarı kendilerinde toplayan yeni monarklar ise mutlakıyetçi idi, Orta Çağ’a özgü feodal yapıya hor bakıyorlar ve iktidarlarını güçlendirmek için yeni ekonomik, idari ve askerî araçlar kullanıyorlardı.
Tarihsel süreç içinde mutlakıyetçi monarşiler cumhuriyete ve demokrasiye evrildi. Süreç içerisinde, ulus-devletlerin tarihsel geçmişleri, oluşturulmuş anahtar siyasi kurumları ve siyasi kültürleri yönetim biçiminde değişik sistemlerin ortaya çıkmasına neden oldu. Bu sistemler üç başlık altında toplanmakta. Parlamenter sistem (Britanya ), Başkanlık sistemi (ABD), Yarı Başkanlık sistemi(Fransa). Başkanlık sistemini daha önceki yazılarımda açıklamıştım.. Bundan sonraki yazılarımda İngiltere örneği üzerinden parlamenter sisteme değineceğim.
1500 yıl boyunca Kelt, Romalı, Angel ve Sakson, Danimarkalı ve son olarak Norman dalgaları Britanya’yı baştanbaşa yıktı. Keltlerin bir kabilesi olan Britanyalılar, bütün adaya isimlerini verdiler. Coğrafi olarak, Atlantik Avrupa’sı, baştan beri inanılmaz bir avantaja sahip oldu. İngiltere’nin Atlantik’e yönelişi, onun imparatorluk olmasına, erken sanayileşmesine ve refahına katkıda bulundu. Askerî açıdan ise İngiltere, nadiren büyük bir orduya sahip oldu. Krallar, çok az sayıda askere sahip olmaları sebebiyle özellikle 17. yüzyılda parlamentoyu dize getiremediler. (Birleşik Krallık ordusunun şu anda 175.000 mevcudu bulunmakta.)
Normanlar, İngiltere’ye ilk önce Kıta’da ortaya çıkan bir siyasi sistemi, feodalizmi getirdiler. Kral, tımar sistemiyle destek karşılığında soylulara toprak bağışlıyordu. Feodal sistem, lordlar ile tebaası (vassallar) arasında, lordların onlara toprak ve himaye sağlayacağı, buna karşılık vassalların da askerî hizmetleriyle onlara destek vereceği sözleşmeye dayalı bir mutabakattı. Güç iki yönlüydü. Kral soylulara muhtaçtı ve tersi de geçerliydi.
Demokrasinin büyük belgelerinden biri olan Magna Carta Libertatum, feodal ve tepkisel bir belgedir. 1215’te baronlar Kral John’u bu belgeyi kabule mecbur bıraktılar. Bu belgenin en önemli yanı, kralın yetkilerini sınırlamada ve hukukun sınırları içinde kalmasını temin etmedeki etkisiydi. Kral ile soylular arasındaki bu denge, Britanya’nın Fransa’da olduğu gibi mutlakıyete kaymasını, Almanya’da olduğu gibi küçük prensliklere bölünmesini önlemiş yani Kıta’nın iki hastalığı olan despotizm ve anarşiyi engellemişti. Ayrıca Amerikan demokrasisi de, feodal hakları için ayağa kalkan, dik başlı İngiliz baronlarına çok şey borçlu.
Magna Carta, kralın keyfî vergi salmasını Büyük Kral Konseyi ile frenliyordu. Şarta göre kral, özgür kişileri (azınlık için) mahkeme kararı olmaksızın tutuklayamayacak, mallarına el koyamayacak, sürgüne gönderemeyecekti. Kral adaleti değiştiremeyecek ve yerine getirmekten kaçınamayacaktı. Şart ile ayrıca tüccarlara serbest dolaşım hâlinde ticaret özgürlüğü tanınıyordu. Kralın yasaları çiğnemesi durumunda baronların isyan hakkı bulunuyordu.
Magna Carta, İngiliz kamu hukukunda önemli temel bir belge olacak, krallar bu belgeye uyacaklarına söz vereceklerdi. Daha sonraki yüzyıllarda kabul edilecek olan 1628 tarihli Petition of Rights (Haklar Dilekçesi), 1679 tarihli Habeas Corpus Act, 1689 tarihli Bill of Rights (Haklar Bildirisi) Magna Carta’ya dayandırılacaktı.
Parlamentonun oluşumuna, kralın yereldeki temsilcilerle bölgedeki sorunları görüşmek üzere yaptığı saray toplantıları temel oluşturdu. Şövalyeler ve kasaba sakinleri alt meclis yani Avam Kamarası’nı, üst düzey kilise mensuplarıyla birlikte soylu sınıfından olanlar ise Lordlar Kamarası’nı meydana getirdiler.
Tarihsel gelişim gösteriyor ki, İngiliz Parlamentosu (çift kamaralı) önce yavaş yavaş geleneksel monarşiyi ortadan kaldırmış, onun yerine yine monarşinin çevresinde bir demokrasi kurmuş, daha sonra kendi ağırlığına son vererek cumhuriyetçi bir monarşiye kavuşturmuş bulunmakta.. Bu cumhuriyetçi monarşinin yeni monarkı ise başbakan. İngiltere örneği aşağı yukarı Batı parlamentolarının gösterdikleri evrimin bir örneği. Parlamentarizmi ve çok güçlü meclisleri ortaya çıkaran gelişme, aynı zamanda bu meclislerin elinden ağırlığını alıp, bunları seçilmiş bir hükümdara veren gelişmeyi de doğurmuş durumda.
Fırsat buldukça devam edeceğim.
www.umitkardas.com
twitter.com/umit_kardas
Yazarlar
-
Mensur AkgünBu kadar düşüncesiz olabilirler mi? 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUVenezuela’yı aldı güya, ama para babaları güvence istiyor 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYARojava’dan Ortadoğu’ya Ortak Gelecek Çağrısı; 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUİki ‘dost’: Trump ve Erdoğan 11.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUZihniyet akrabası siyasetçiler 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİEmeklinin Türkiye Yüzyılı şimdi başlıyor desenize 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluÇözüm Süreci, Halep çatışmasına heba edilir mi? 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHalep’te “hendek direnişi” kararını kim verdi? 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarLinç kültürü değil linç sektörü 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergil“Yerli ve Millî” ahlâk yanılsamasına karşı çağrı 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolSuriye’deki tehlike 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKaranlık Orman’ nedir? Trump’ın hepimizi soktuğu yerdir 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENAmbargo ile diktatörlük arasında sıkışan İran 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuDers alınıyor mu? 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRTRUMP'A TEMİZ BİR "ÖDÜL" LÂZIM 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNESiyasetin cinselliği 9.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENİnsan hakları için dış müdahale tartışması 8.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANCumhurbaşkanı partili mi partisiz mi? 8.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANMADURO 2014 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciFaizi kim düşürmüyor 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTAK Parti'deki Truva Atları... 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKNormatif çerçeve, pratik ve Türkiye’nin durumu 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanHalkını adalete hasret bırakanların ibretlik hikayesi… 7.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRŞov bir kez başladığında… 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRLaleli ‘çamaşırhanesi’ -4- Libya’ya sır seyahat... İki banka yöneticisi kimliğini niye gizledi? 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasTrump’ın yeni ‘dünya düzeni’ ve Türkiye 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTrump’ın Venezuela operasyonu ve sistemin çöküşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞİKİ BÜYÜK TEHLİKE: “UYUŞTURUCU VE IŞİD” TERÖRÜ…” 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERVenezuela’da hortlayan “Büyük Sopa” politikası 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRAraştırmalarla Kürt meselesi: Kutuplaşmanın niteliği artık ideolojik değil, duygusal 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezBorç ve Faiz Sorunumuz 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANVenezuela’dan bakınca dünya hali 5.01.2026 Tüm Yazıları



































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025
4.06.2025
25.05.2025
11.05.2025