Ümit KARDAŞ
İnsan sırf fizik ve biyolojik varlık olarak görülemez. Hayvandan farklı olarak doğal yanımızdan gelen itki ve dürtülerimizi aşmamızı ve onlara ilişkin olumlu ya da olumsuz iradi kararlara varmamızı mümkün kılan manevi (tinsel) yanımızdır. Bu yanımızla hayatta amaçlarımızı gerçekleştirmeye çalışır, dünyada insan olarak bulunmanın anlamını fark eder, ölümsüzlüğe ulaşmanın umudunu taşırız.
Bu nedenle insanı anlamlı kılan manevi yanıdır. İnsanın hayatına anlam kazandıran ve ancak manevi yanımızda var olan şey, dünyada nasıl davranmamız gerektiğini belirleyen değerler ve onlara dayalı olması gereken taleplerdir.
İnsanın sırf biyolojik ve psikolojik ihtiyacını gideren para, yiyecek, içecek, cinsellik gibi şeylere karşılık etik, estetik, hakikat, adalet gibi yüksek değerler manevi yanımızda yer almakla bizi doğal varlık olmanın üstüne çıkarır. Sözkonusu yüksek değerler insanı manevi bir varlığa kavuşturmakla kalmaz, aynı zamanda sorumlu ve onurlu bir kimlik kazandırır.
Sevgi, dostluk, yardımseverlik, dayanışma gibi başkalarına yönelik yüksek değerleri etkin ve yaratıcı bir biçimde gerçekleştirebilmek ve toplumsallaşabilmek için insanın kendine yabancılaşmaması, kendine dönüp, kendini tanıması gerekir. İçimizde bulacağımız bu değerler ancak insanı toplumsallaştırabilir. İçimizdeki sevgi değeri kapsamı bakımından bütün insanlığa yöneliktir. Erich Fromm buna işaret eder: “…tek bir insana karşı duyulan sevgi ile insanlığa karşı duyulan sevgi bölünmez bir bütündür.”
Yüksek değerlere dayalı taleplerin yerine getirilmesi ancak bireyin ve toplumun mutluluğunu ve toplumsal barışı sağlayabilir. Bu değerlerden adalet değeri de ahlaki bir değer olmakla sadece hukukçuları değil, bütün insanları ilgilendirir. Adalet değerinin ya da bu değere dayalı taleplerin reddi kesin bir savaşın, sürekli bir çatışma, kavga ve gerilimin ve sonunda çürüyüp yok oluşun göze alınması demek. (Vecdi Aral, “Hukuk Felsefesinin Temel Sorunları”)
İnsandaki adalet duygusu bencil isteklerine karşı çıkan, kendini evrenin merkezinde görme duygusuna dur diyen bir iç sestir. Bu nedenle haksızlık etmemek de kişinin erdemidir. Hakkı gözeten kişinin erdemli davranışının arkasındaki değer nesnel bir değer taşıyan adalettir. Ancak kişinin hangi ilişki biçimlerinin adaletli olduğunu bilmeye ihtiyacı vardır. Bu da ister istemez insanı eşitlik düşüncesine götürür.
Yaratılış gereği birarada, toplum içinde yaşamak zorunda olan insan, toplumsal ilişkilerini eşitlik temeline dayandırmak zorunda. Etik bir değer olan adalet eşitlemeyi öngörür. Eşitliği sağlamak keyfiliğe karşı düzenlemeleri gerektirir. Bu ihtiyaç ise açık ve kesin bir içerikten yoksun olan bu değerin kuralları içeren hukukla doldurulması demek. Ancak sözkonusu hukukun güvenilirliği önemli. Özellikle bu güvenlik ortak iradeyi temsil eden güç (devlet) karşısında sağlanmalı. Adalet, eşitlik ve özgürlük değerlerini güvenceye alan hukuka, bizzat onu yaratan da tabi olmazsa keyfilik başlar ve hukuk güvenliği sağlanamaz. Bu nedenle adaletin işaret ettiği eşitlik yönetenlerle yönetilenler arasındaki ilişkilerde çok önemli olup, hukuk devleti insanların tercihine bırakılmış bir imkân değil, ahlaki bir sorumluluk olarak ortaya çıkar.
Bireyin hayatını doğrudan ilgilendiren ihtiyaçlarıyla ilgili eşitliği öngören nimet değerlerinin korunmasını güvence altına almayı hedefleyen adaletin işlevi bununla sınırlı kalmaz. Bunun arkasında ahlaken önem taşıyan kişinin özgürlüğü bulunmakta. Adalet özgürlüklere saygı gösterilmesiyle olumlu bir nitelik kazanmakta.
Hukuk sadece ihtiyaçlara yönelik nimet değerleri için değil daha yüksek değerler için de bir koruma mercii. Hakikat, etik, estetik gibi yüksek değerler, kültür değerleri ancak beden, hayat, mülkiyet, kişisel davranış özgürlüğü gibi şeylerin güvence altına alındığı ortamda yer bulur. Adalet kişisel özgürlükleri güvence altına almakla tüm yüksek değerlerin gerçekleştirilmesini kolaylaştırmakta. “O adeta erdem değerleri arasında bir piyondur.” (Aral, Nicolai Hartmann’dan aktaran)
Geldiğimiz noktada adalet değeri meşru hukuk yoluyla barışa, özgürlüğe, eşitliğe, hakikate, estetiğe ulaşmamızı sağlıyor mu?
www.umitkardas.com
twitter.com/umit_kardas
Yazarlar
-
İlker DEMİRLAİKLİK DEMOKRATLIK MIDIR? 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANTerörsüz Türkiye’yi neden halka anlatamıyorlar? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranRojava’da “Gün batımı!” 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyayı aldatamıyordu Trump, ülkesi, halkı da uyanmaya başladı… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUKemalistin bilinç altı 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünya bildiğin gibidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO’da tartışma yaratan sunum: ‘Seks sektöründe 100 bin kadın ve kız çalışıyor’ 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBütün otokratların dilinde aynı hikaye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLaikliği savunmak bir özgürlük, bir hak ve yurttaşlık görevidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürk Siyasetinde Belirleyici Olan Dinamikler 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞHukukun her alanında gerileyen Türkiye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMKürşat Timuroğlu’nun anısına 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENSuriye… Kürtler için acı bir anlaşma… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kahveciİktidarın ‘seçim argümanı’ ne olur? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünMedeniyetler savaşı mı başladı? 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURCereyanda kalan fikirler… 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Darbe anayasası’ 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA"TKP 7. KONGRESİNİN "NEREDE KALMIŞTIK" İFADESİNİ DOĞRU ANLAMAK" 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRAİHM ve AYM kararlarına uyulmalı tavsiyesine ihtiyaç var mıydı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSiyasette mertlik-ahlâkîlik 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerKÜMELEŞMELER VE ORTAK RUH HALLERİ ÜZERİNE 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZYirmibir yıl sonra: ‘Büyük Devlet’ sözüne ne oldu? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTarımda bitmediysek bu iftarlar niye pahalı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakGeliyorum diyen krize dikkat! 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERUmut hakkı tartışması 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞCHP sağa açılmayı yanlış mı anladı acaba? 23.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.02.2026
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025