Ümit KARDAŞ
Fransız yargıç Sainati’nin deyişiyle, devleti yönetenler, toplumda tehlike oluşturan insanların bulunduğu, çeşitlilik ve zenginlik oluşturan farklı kesimlerin topluma zarar verecek niyette ve güçte oldukları korkusunu topluma mesaj olarak verdiğinde rejim iç çatışmaların ve faşizmin kıyısında demektir.
Dönemin başbakanı Erdoğan,12 Eylül 2010 Anayasa referandumundan sonra demokratikleşme yolunu alabildiğine açabilecekken, aksine kadir-i mutlak bir güç gibi davranmaya, toplumsal hayata yön vermeye, iradesini sorgulatmamaya, kararlarının tartışılmasından hoşlanmamaya başladı.
Gezi olayları sırasında meydanlarda yaptığı konuşmalarda, gerçek olan ve olmayan Türkiye ayrımı yaptı, semtleri ayrıştırdı, bayrağı sembol olarak fetişleştirdi, milli iradeyi kendi oy tabanı üzerinden kutsallaştırdı, barış sürecini kendi başkanlık ihtirası üzerinden araçsallaştırdı.
17 Aralık ve 25 Aralık yolsuzluk soruşturmaları sonucu yapılan operasyonlar dört bakanın hükümetten ayrılması sonucunu doğururken, Başbakan’ın oğluna yönelik 25 Aralık operasyonu teşebbüs hâlinde kaldı ve mahkeme kararları uygulanmadı. Mahkeme kararının uygulanmaması Anayasa’nın ihlaliydi ve yargı kullandığı erki kaybetmiş oldu. 17 Aralık- 25 Aralık süreçlerinden sonra Erdoğan, kullandığı dil ile kendisine oy verenler dışında neredeyse toplumda herkesi “öteki” ilan etti. Görünürde var olan yargı tamamen güvenilirliğini yitirdi. Gücün iradesi hukuk olmaya başladı.
Cumhurbaşkanı seçildikten sonra iktidarın sorumluluğuna giren konularda bir başbakan gibi öncelik alarak hükümeti ve kurumları açmazlara düşürecek açıklamalarda bulundu. Böylece anayasal tarafsızlık ve sorumsuzluk ilkesini çiğnedi. Muhalefeti bir parti iktidarının başıymış gibi açıktan eleştirip, çatışmacı bir ortam yarattı. Anayasa’da yer alan milletin birliğini temsil etme, düzen ve uyumu sağlama görevlerini yerine getirmediği gibi aksine davrandı ve Anayasa’yı ihlal etti.
Mitingler düzenleyerek AKP’ye başkanlık sistemi üzerinden oy istedi, propaganda yaptı. HDP’nin barajı aşmaması için faaliyette bulunarak, yine Anayasa’nın tarafsızlık ilkesini ihlal etti. Koalisyon çalışmalarını araçsallaştırdığı Davutoğlu üzerinden manipüle etti. HDP’ye kızarak barış masasını devirdi. Savaşı başlattı. Siyasi ihtiraslarına ve korkularına yenilip, devleti hukuktan soyutlayarak kaba, çıplak bir güç hâline getirdi.
Rize’de yaptığı konuşmada Anayasa’yı ihlal suçunu (TCK 309/1- Anayasal düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs) işlediğini ikrar etti. Anayasa’yı ihlal ederek fiilî durum yaratmak demokrasi ve hukuk güvenliği açısından tehlike oluşturduğundan, bu sonucun yaratacağı zarara meydan vermemek için teşebbüs hâlinde dahi cezalandırılan bu fiili, Erdoğan teşebbüs aşamasından tamamlanmış suç hâline getirdi.
Cumhurbaşkanı’nın Anayasa’yı ihlal ederek fiilî durum yarattığı yerde kendisi dâhil kimsenin can, mal ve hukuk güvenliği olamaz. Hukukun dışına çıkarak fiilî durum yaratmanın anlamı ülkeyi çıplak şiddet kullanarak zorbalıkla yöneteceğim demektir. Nitekim Koza İpek Holding şirketlerine, aynı zamanda gruba bağlı medya kuruluşlarına hukuksuz şiddet uygulaması bunu gösteriyor. Erdoğan hukuksuz uygulamaları kabineyi ve bakanları atlayarak kendisine bağlı polis, asker ve MİT ile doğrudan bağlantı kurarak yapıyor. Başbakan ve Bakanlar Kurulu adeta bir hayalet.
Demokrasi ve hukuk temelinde saf tutmanın zamanı. Erdoğan’ın şiddeti halk tarafından hukuk ve seçim yoluyla durdurulmalı. Bu, olumsuzlukları görüp sesini duyuramayanlar adına bir Kassandra çağrısı.
www.umitkardas.com
twitter.com/umit_kardas
Yazarlar
-
İlker DEMİRLAİKLİK DEMOKRATLIK MIDIR? 27.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranRojava’da “Gün batımı!” 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUKemalistin bilinç altı 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLaikliği savunmak bir özgürlük, bir hak ve yurttaşlık görevidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDünya bildiğin gibidir 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANTerörsüz Türkiye’yi neden halka anlatamıyorlar? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBütün otokratların dilinde aynı hikaye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUDünyayı aldatamıyordu Trump, ülkesi, halkı da uyanmaya başladı… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENSuriye… Kürtler için acı bir anlaşma… 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO’da tartışma yaratan sunum: ‘Seks sektöründe 100 bin kadın ve kız çalışıyor’ 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürk Siyasetinde Belirleyici Olan Dinamikler 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kahveciİktidarın ‘seçim argümanı’ ne olur? 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞHukukun her alanında gerileyen Türkiye 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMKürşat Timuroğlu’nun anısına 26.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURCereyanda kalan fikirler… 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Darbe anayasası’ 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünMedeniyetler savaşı mı başladı? 25.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRAİHM ve AYM kararlarına uyulmalı tavsiyesine ihtiyaç var mıydı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA"TKP 7. KONGRESİNİN "NEREDE KALMIŞTIK" İFADESİNİ DOĞRU ANLAMAK" 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTarımda bitmediysek bu iftarlar niye pahalı? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSiyasette mertlik-ahlâkîlik 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZYirmibir yıl sonra: ‘Büyük Devlet’ sözüne ne oldu? 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerKÜMELEŞMELER VE ORTAK RUH HALLERİ ÜZERİNE 24.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakGeliyorum diyen krize dikkat! 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALAltmış sayfalık umut… 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERUmut hakkı tartışması 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞSON ÇİVİ... 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞCHP sağa açılmayı yanlış mı anladı acaba? 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKSadece bir örgütün kendisini feshetmesi değil bu 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRKutuplaşmalar gündelik hayatı belirliyor; toplumsal güven zemini nasıl onarılacak? 23.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarOrtadoğulu erkekler 23.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.02.2026
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025