Ahmet TAKAN
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın, dün partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, “FETÖ’nün bu ülkede anlaşamadığı görüşemediği tek lider vardır o da merhum Erbakan hocamızdır. Erbakan hocamızdan da nefret ederdi” sözlerine duyunca aklıma eski günler geldi. Hafızam beni yanıltmıyorsa, 1995 senesiydi… Serbest muhabir olarak bir süre çalıştığım Zaman Gazetesi’nde, Ankara temsilcisi ve baş yazar olan Fehmi Koru, haber müdürümüz Tamer Korkmaz ile birlikte, benden Alparslan Türkeş ve Necmettin Erbakan’dan yeni yayın hayatına başlayan Samanyolu Televizyonu için randevu almamı istediler. Fehmi Koru, her iki liderle röportaj yapmak istiyordu. Türkeş ve Erbakan ile görüşüp söyleşi gün ve saatlerini ayarladım. Önce Türkeş’e gittik, sonra da Erbakan’a… O yılların siyasi atmosferini hatırlayın. Çok önemli röportajlardı!..
Necmettin Erbakan, ekibimize randevuyu akşamın ilerleyen saatlerinde vermişti. Her zamanki nezaket ve zarifliği ile bizi makam odasının kapısında karşıladı. İçeri girip selam verip tokalaşırken, Fehmi Koru FETÖ’nün Erbakan ile özel görüşme talebini iletti. Erbakan’da oldukça nazik ve net bir üslupla bunu reddetti. Koru, fena bozuldu. Daha sonra Erbakan üzerinde, görüşmeyi kabul etmesi için baskılar arttırıldı. Neticede, Erbakan kendisinden sonra gelen çok önemli bir ismi FETÖ’yle görüşmek üzere gönderdi. Görüşme, Refah Partisi başkanlık divanında masaya yatırılıp Erbakan’ın kurmayı neler konuşulduğunu anlatırken FETÖ için şu cümleyi kurdu; “Masasının üstü çek ve senetlerle doluydu. Ticaret adamı olmuş”. İşe orada nokta konuldu!..
Bu anımı neden aktardım?.. Fehmi Koru; TBMM 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’na, 17-25 Aralık operasyonları sırasında Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın bilgisi dahilinde Pennsylvania’ya gittiğini, Fetullah Gülen’den getirdiği mektubu anlatmıştı. Erdoğan’ın “sulh mektubu” olarak tarif ettiği o mektup 24 Aralık’ta muhatabı Gül’e ulaştırıldı. Ancak ertesi gün 25 Aralık operasyonu yapıldı. Lafı uzatmadan Fehmi Koru’nun komisyonda anlattıklarına dönelim;
“17 Aralık olayının hemen ertesi günü, 18 Aralık akşamı Cumhurbaşkanı Gül ile kendisinin ikametgahında görüştüm. Görüşmenin sebebi de bir gün önce meydana gelen savcılar, polisler, birileri bir şeyler yapıyorlar. Tüm kamuoyu onu konuşur hale gelmiş. Onun bu konuda görüşlerini almak niyetindeyim.
Konuşurken acaba bu nedir? Gerçekten tahmin ettiğimiz gibi –o gün daha ilk gün onu unutmayalım- Cemaat’le gerçekten ilişkili bir olay mı? Onu bana sordu. Gerçek olabilir mi bu? Devletin savcıları ve polislerini de kullanarak böyle bir şeyi…
Benim o anda aklıma geldi, bir şekilde ben gideyim, görüşeyim. Bunu da direkt olarak sorayım. ‘İyi olur’ dedi bana Cumhurbaşkanı Gül. Kendisiyle konuşurken böyle bir noktaya gelince karşılıklı olarak, o da merak ediyor, ben de onun merakı içerisindeyim.
Bunun yöntemi olarak böyle bir görüşme yapılabilir mi sorusu ortaya atıldığı için “’Ben bunu yapabilirim’ dedim, ‘Gidebilirim’ ama dedim ‘Başbakan ile de bunu görüşürüm’.
Aradım. Ertesi sabah Kısıklı’daki konutunda randevu verdi Tayyip Bey. Çok erken saatte, 8-8.30 gibi konutuna gittim. O da aynı şekilde -bir de aradan artık 48 saat geçmiş- aynı istek, aynı arzu, bizlerle birlikte onda da olduğu ortaya çıktı. ‘Bir gidin, görün, konuşun.’
Ben o sırada ne Sayın Gül’de ne Sayın Erdoğan’da, yüzde yüz kesin bir karar olduğunu görmedim. Her ikisiyle de görüşmemde her ikisi de hâlâ tereddütler yaşıyorlardı.
FETÖ’ye karşı tedbirler silsilesi o kesinlik kazandıktan sonra geldi zannediyorum. İş o noktada kalsaydı, çok daha farklı gelişebilirdi.
Başbakan Erdoğan, ‘Hemen gidin’ dedi.
Ne Gül’den ne Erdoğan’dan herhangi bir şart gelmedi. Gerçekten orası bunun arkasında mı? Onu bilmek istiyorlardı.
Bir gün sonra gittim ama görüşme de bir gün sonra gerçekleşti. ‘Bizim bu işlerle hiç alakamız yok Fehmi Bey’ dedi bana Fethullah Gülen. ‘Biz’ dedi ‘Böyle kasetler, videolar bunlarla hiç alakamız yok bizim. Böyle olayları asla tasvip etmeyiz. Devletin memuru, amirlerini dinlemez başkalarını dinler, bunlar bizim arzu edebileceğimiz şeyler değil’ dedi.
…
Konuşmamız bitti.
‘Ben bunları sıcağı sıcağına yan tarafa geçeyim, not alayım. İsterseniz sonra bir daha karşılaştıralım’ dedim.
‘Daha iyisini yapalım; ben bir mektup vereyim, bunu Sayın Cumhurbaşkanı’na iletirsiniz’ dedi.
Oradan ayrıldım, New York’a geçtim. Bana ertesi gün ulaştırıldı. Kaldığım otele bıraktılar.
Döndüğüm gün 24 Aralık. Sayın Gül’e hitap eden o mektubu kendisine o akşam ilettim. O açtı okudu mektubu.
Gayet makul, demin konuştuğumuz şeyleri dile getiriyor, siyaseti etkileyecek şeyler yapmama gibi bir kararlılıkları olduğunu yineliyor.
Başbakan da beni ertesi gün bekliyordu. Bu defa 25 Aralık oldu. Daha kapsamlı bir operasyon gerçekleşti. Ben Sayın Başbakan ile resmi konutunda 3 civarında görüştüm. Bende mektup yoktu. Ben sadece genel hatlarıyla aldığım notları aktardım. ‘Birazdan ben çıkacağım, Abdullah Bey ile buluşacağım, mektubu orada okurum’ dedi bana.
‘Ama her şeyden önce, bu anlattığınız samimi hava içerisindeyseler, bugün ne oldu böyle? Benim oğluma kadar, en yakınımda bildiğim insanlara kadar tutuklama amaçlı bir girişimde bulunuldu bugün’ dedi.
Aklıma gelen tek bir şey var. Hâlâ da anlayamadığım bir olaydır, sanki orada öyle bir irade ve sanki burada da başka bir irade var, bunu düzenliyor. Ama Tayyip Bey bu kanaatte değildi ben konuştuğumda.”
Bu hatırlatmaları şunun için yaptım;
“Siyasi ayak” tartışmalarından topluma gına geldi. Bu işi aydınlığa çıkarmanın çok çok basit ve kestirme bir yolu var. AKP ve küçük ortağı önerge versin, Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulsun. Sadece iki zat-ı muhterem dinlensin yeter. Fazla mesaiye gerek yok!.. Biri Fehmi Koru. Diğeri ise, 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra hidayete eren (!) bir zamanların FETÖ sözcüsü, Gazeteci ve Yazarlar Vakfı’nın eski Başkanı ve şimdiki yandaş gazete yazarı Hüseyin Gülerce…
Ama bir şartla; O komisyonun raporu bir öncekinin akıbetine uğramasın. Hasır altı edilmesin!..
Yazarlar
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDüştük bir kuyuya… 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.02.2026
3.01.2026
12.12.2025
7.01.2022
1.12.2021
10.11.2021
13.10.2021
12.10.2021
9.09.2021
31.08.2021