Ahmet TAKAN
Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bir dönemin efsane komutanlarından… Emekli Albay Tahsin Ataizi… Aslında emekliliği sadece kağıt üzerinde. Köşeye çekilip “Bana ne” demeyenlerden… Ülkesi için düşünüyor, ülkesi için yazıyor çiziyor… Kaleme aldıklarını da ara sıra gönderir, üzerinde tartışır, konuşuruz. Ancak, dün bana gönderdiği makalesini sizlere duyurmazsam sadece Tahsin Ataizi’ne değil, ülkesi, vatanı, milleti, devleti için çırpınan herkese haksızlık etmiş olurum. Bu vebalin altında da kalmak istemem doğrusu!..
“Asker Gözüyle Kanal İstanbul” başlıklı makalesine Tahsin Ataizi, “Komutanlarımla yaptığım istişare neticesini, aktarılan görüşleri kamuoyunun bilgilerine sunuyorum” diyerek başlıyor. Yerimizin yettiği ölçüden makaleden bazı çarpıcı bölümleri dikkatinize sunalım;
-KANAL İSTANBUL’UN MAHZURLARI:
Askeri Açıdan:
a. İstanbul ilinin, Trakya’da- Rumeli yarımadasında- kalan kısmı Kanal ile kesilmek suretiyle yarımadadan adaya dönüşecek ve bununla beraber Trakya’dan kopacaktır. Ada ile Trakya’nın bağlantısı için Kanal üzerinde 7 adet köprü tesisi öngörülüyorsa da bu yöntem:
- Karayolu,
- Demiryolu ulaşımı için yeterli olmayacak,
- Ayrıca Kanal’dan gemi geçişleri esnasında köprülerin açık bulundurulması gerekecektir.
a. Bu husus Trakya’ya veya Trakya’dan kuvvet kaydırmalarını ve buralardaki birliklerin lojistik desteğini olumsuz yönde etkileyecektir.
b. Kanal’dan geçerek Karadeniz’e giren sahildar olmayan ülke savaş gemilerinin Montrö’yü ihlal eden eylemlerinin hesabı Türkiye’den sorulacaktır.
★★★
Siyasi Açıdan:
Kanal ile bölünerek Trakya’dan koparılacak ve ada konumuna dönüştürülecek alanda “Tarihi Yarımada” İstanbul’un ilk kurulduğu yer, burada da Hristiyan Ortodoks mezhebinin kalpgahı “Patrikhane” bulunmaktadır.
Patrikhane’nin konuşlu olduğu Fener/Balat ve civarının restorasyonu için AB yıllardan beri “Kültür Varlıklarının Korunması” yaklaşımı içinde bölgeye finans desteği sağlamaktadır.
Bu gayretler, İtalya’daki Katolik Vatikan Devleti benzerinin Türkiye’de Ortodoks bir ekümenik devletin kurulmasına hazırlık olarak değerlendirilirse yanlış olmaz.
★★★
Coğrafi, Tarımsal ve Ticari Değerler Açısından:
a. Terkos Gölü ve Sazlıdere başta olmak üzere İstanbul’u besleyen su kaynakları bu vasıflarını kaybedecek, artan nüfusla daha da artacak su ihtiyacının karşılanması zora girecektir.
b. Binlerce dönüm tarım arazisi elden çıkacaktır.
c. Büyük oranda orman arazisi ve yaklaşık 2000 hektar çayır-mezra yok olacaktır.
ç. Dünyanın sayılı lagünlerinden biri olan ve en önemli arkeolojik keşiflerin ilk 10 listesine girmiş olan (2009 yılında) Küçükçekmece Lagünü yok olacaktır.
Lagünden 10 km boyu 25 m. Derinliği ile toplam 115 milyon m3’lük dip çamuru kazıyarak çıkartılacak ve Kanal’ın kendi toprağı ile birlikte ada yapımı maksadıyla Marmara Denizi’ne dökülecektir.
Karadeniz, Marmara Denizi’nden 60-100 cm daha yüksek olduğundan Kanal’dan sadece Karadeniz-Marmara Denizi istikametinde akıntı olacak (İstanbul Boğazı’nın altında Maramara Denizi- Karadeniz istikametindeki akıntı olmayacak). Lagündeki dip çamurunun Marmara’ya taşınması da bu akıntı ile olacaktır.
Bu çamurda Tuna Nehri’nin tüm Avrupa’dan getirdiği Mg., Cr., Mn., Fe.,Zn.,ve Cu gibi metalleri bir daha geri dönmemek üzere Marmara’ya aktaracaktır.
d. Kanal’da oluşacak akıntı lagünün kalan dip çamurunu da kazıyarak Marmara Denizi’ne taşıyacaktır. Kıyılar giderek aşınacak göçükler oluşacaktır.
e. Bölgede yaşayan ve geçimlerini tarım, hayvancılık, balıkçılık, ormancılık ile sağlayan insanların geçim kaynakları ellerinden alınacaktır.
f. ÇED Raporu’na göre Karadeniz’den Küçükçekmece Lagünü’ne kadar olan Kanal için 1.5 milyar m3 toprak kazılacaktır. (Ağırlığı ise 2.55 milyar ton)
Proje süresi 5 yıl hafriyatın taşınma süresi 4 yıl olarak belirlenmiş. Bunu taşıyacak araçların azami kapasitesi 27 ton, azami uzunluğu 18.75 m olabileceğine göre bir saatte 2695 aracın yüklenmesi gerekecek, bunun da trafikte oluşturacak araç kuyruğu 50 km olacaktır.
★★★
Gemi Geçişleri Açısından:
a. Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü İstanbul Boğazı Gemi Geçiş İstatikleri verilerine göre Boğaz’da –ÇED Başvuru Dosyasında iddia edildiği gibi yıllara göre bir artış değil- tam tersine özellikle son 10 yılda kayda değer bir azalış (% 22,46) gözlenmektedir. ( Bununla birlikte gemi büyüklüğü ve yük miktarı artmaktadır.)
Ancak yeni petrol boru hatları yapıldıkça, yenilenebilir enerjiye geçildikçe ve de hali hazırda Rusya’nın deniz yoluyla gerçekleştirdiği petrol ihracatının çıkış noktasını Baltık Denizi’ne kaydırmakta olması nedeniyle Boğaz’dan geçecek gemi miktarının azalması beklenmektedir.
★★★
SONUÇ:
Dünyanın ve dolayısıyla Türkiye’nin de virüs salgını kapsamında diğer bir çok alanda olduğu gibi özellikle ekonomik alanda büyük sıkıntılar çektiği ve ayrıca büyük İstanbul depreminin olduğu bir dönemde –şimdilik olarak- maliyeti 75 Milyar $ olarak açıklanan dış güç kurgulu bu ütopyadan Türkiye’nin bir an önce vazgeçmesi ve bunu tüm dünyaya beyan etmesi gerekmektedir.
Bugün (17 Kasım 2020) Çevre ve Şehircilik Bakanı, Kanal’ın “Yap, İşlet, Devret Modeli”yle yapılacağını bildirmiş -devlete maddi bir yük getirmeyeceğini kastederek- olmasına rağmen bu modelle yapılmış yol, köprü, tünel, hastane, havaalanı vb. nin hazineye getirdiği inanılmaz yük herkesin malumlarıdır.
Bu nedenle devlet buraya harcayacağı parayla salgının yaralarını sarsa ve de deprem öncesi tüm İstanbul’da kentsel dönüşümü tamamlasa ülkeye ve vatandaşa en büyük hizmeti yapmış olur ki anılan Kanal maliyeti tutarı bu iki büyük ihtiyacı fazlasıyla karşılayacak miktardadır.
Bu arada; beklenen büyük İstanbul depreminin şiddetinin 7.1 ile 7.4 arasında olacağı ve olası şiddete göre de İstanbul’daki binaların %25 ile % 43’ünün yıkılacağı bununla bağlantılı olarak Kanal İstanbul’un yatağının kazılması esnasında yapılacak yeraltı tahriplerinin:
– Deprem fay hatlarını daha erken ve daha şiddetli olarak harekete geçireceğini,
– Yeraltı sularının kaybolmasına ve/veya kalitelerinin bozulmasına neden olacağı, ehil ve yetkili nice bilim insanları sürekli gündeme getirmektedir.
Başkasının heves ve menfaatine alet olmak yerine aklın ve bilimin sesine kulak vererek ülke ve vatandaşın sağlık ve refahını düşünmek bir insanlık gereği ve görevidir.
Yazarlar
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDüştük bir kuyuya… 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.02.2026
3.01.2026
12.12.2025
7.01.2022
1.12.2021
10.11.2021
13.10.2021
12.10.2021
9.09.2021
31.08.2021