Ahmet TAŞGETİREN
Cumhurbaşkanı Erdoğan, evet, başlangıçta Bahçeli’nin “Öcalan açılımı”na sahip çıkmadı, halen de Öcalan’ın adını anmış değil, buna mukabil, Bahçeli ile mutabık olduğunu ifade ediyor, ayrıca “Vizyonumuz aynı” diye de “gelecek planlaması”nda farklı düşünmediklerini seslendirmiş oluyor.
Erdoğan ayrıca son grup konuşmasında Bahçeli’den farklı bir “açılım” daha yaptı; Kandil’e seslendi. “Silâhları gömerlerse önlerini açarız” dedi. Bahçeli Öcalan’a “DEM grubunda silâhları bırakma çağrısı yapsın” çağrısında bulunmuştu, sonra Öcalan’ın Meclis’te konuşmasına yönelik tepkilerden etkilenmiş olsa gerek, çağrısını “DEM’liler İmralı’ya gitsin” diye düzeltmişti.
İşte Erdoğan “Silâhları gömün, önünüzü açalım” diye doğrudan Kandil’e sesleniyor.
Bahçeli Öcalan’a “umut” kapısını açmıştı, Erdoğan’ın “Önünüzü açalım” cümlesi neyi kapsıyor, o henüz belli değil.
Bu açıklamalardan Ankara’nın nereye geldiğini okumalıyız?
Ankara’nın zihnindeki asıl ukdenin Suriye’deki PYD-YPG yapılanması olduğunu tahmin edebiliriz. Orası hem Kandil ile bağlantılı hem de Amerika’nın desteğinde bir “Devlet potansiyeli” içinde geliştiriliyor. Amerika’nın eğitip donattığı bir silahlı güce sahip, artı, devlet yapılanması gibi teşkilatlanıyor.
Ankara, Kuzey Irak Kürdistan Özerk yönetiminin Türkiye’ye yansımasından tedirgindi, sanki şimdi şimdi, onu kendi içinde kabul edilebilir hale getirmiş görünüyor. Orası da Türkiye’nin hassasiyetini tırmalayacak bir görüntü vermemeye itina ediyor. En son Türkiye’nin tepki gösterdiği “Referandum”u yapmaktan vazgeçti mesela.
Ama YPG-PYD yönetimi başından beri Kandil ile ve onun Türkiye içindeki siyasi yansıması ile bağlantılı oldu. Rojava – Kobani gerilimi yaşandı. Hendek olayları ve özerklik ilanları ile Çözüm sürecinin akamete uğraması Suriye’deki yapılanma ile ilgili…Dolayısıyla şu an içerde gelişen süreç, Suriye’deki yapılanmanın geleceği ile ilgili.
Biliyoruz, Kuzey Irak Kürt yönetiminin silâhlı gücü var. 300 – 500 bin civarında bir askeri, sınırlı da olsa bir silâh donanımı mevcut. Ama Türkiye onlara “Silâhları gömün” gibi bir çağrıda bulunmuyor. Çünkü o silahlar Türkiye’ye karşı yönelmiyor.
Şimdi burada önemli soruya geliyoruz:
-Acaba Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Silâhları gömün önünüzü açalım” çağrısındaki “Ön açma” vadi, Suriye’deki yapılanmaya “Kuzey Irak benzeri bir müsamaha”yı mı içeriyor?
Bahçeli’nin. “Öcalan gelsin DEM grubunda konuşsun” ya da “DEM’liler İmralı’ya gitsin, Öcalan’a silahları bırakma çağrısını yapmasını istesin” şeklindeki “Öcalan açılımı”na bakarsak, akla, “Öcalan Kandil’e nasıl bir silahları bırakma çağrısı yapacağı” sorusu geliyor. Yani silahları ne karşılığında bırakacakları sorusu… Bu soruyu sorar Kandil. Ya da Öcalan’ın Ankara’ya bu soruyu sorduğu, Ankara’dan Kandil’i tatmin edecek bir cevap aldığı düşüncesiyle değerlendirme yapar.
Evet, 2013 Nevruz’unda Öcalan’ın çağrısı “Silâhlı mücadele dönemi bitti” şeklindeydi. O zaman “Dağdan inip ovada siyaset yapma” jargonu da konuşuluyordu. Ama Suriye denklemi içinden Amerika “İŞID’la mücadele” adına YPG-PYD ağırlıklı bir SDG çıkardı, eğitti, ağır silahlarla da donattı.
Uzun süredir Türkiye – Amerika ilişkilerinin de en çok gerilim oluşturduğu alan orasıdır. Kürt siyaseti, bu gerilim içinden ikinci bir “Kürt özerk yapısı” çıkarmak üzerinde yürüyor. Geçen Ayla Akat Ata’nın sözlerinden yola çıkarak Kürt siyasetinin bu tür uluslararası gerilimlerden nasıl gelişme beklediklerini yazdım. Kuzey Irak Kürt yönetimi Körfez geriliminin içinde doğdu, YPG-PYD yapılanması da Suriye geriliminin içinde doğmaya çalışıyor.
Türkiye Kuzey Irak yapılanmasına mesafeli idi. Şimdi Suriye’deki yapılanmaya da tepkili.
Ancak Kuzey Irak Kürt yapılanması de facto bir ilerleyiş içinde. Türkiye de o yapı ile ilişkiyi normalleştiriyor. Bir anlamda fiili olanı kabul ve iyiye geliştirme noktasında.
Yukarda sorduğumuz soruyu tekrar etme zamanıdır:
-Acaba Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Silâhları gömün önünüzü açalım” çağrısındaki “Ön açma” vadi, Suriye’deki yapılanmaya “Kuzey Irak benzeri bir müsamaha”yı mı içeriyor?
İçerdeki Kürt siyaseti de – sanırım buna Ak Parti içindeki Kürt siyasetçiler de dahildir- “Dışardaki Kürtleri tehdit olarak görmek yerine, Türkiye’nin dost hinterlandı haline getirmek daha mantıklı değil mi?” söylemi etrafında oluşuyor.
Devlet cenahında ise, öteden beri, Kürtler konusu “dış oluşumların iç yansımaları”ndan kaygı üzerine gelişir. “Irak’ta, Suriye’de Özerk Kürt yapılanmaları oluştu, Türkiye içinde de böyle bir talep gelişirse…” kaygısı…
Ayla Akat Ata “Kürtler statü istiyor” demişti. Nedir o statü?
Öcalan’ın bir şekilde devreye gireceği siyasi zeminde etnik bilinci yükseltilmiş bir Kürt siyaseti neyi talep edecek? Mesela Ankara’nın “kayyım siyaseti” sadece terör bağlantılı bir uygulama mı, yoksa bir alanda yoğunlaşmış Kürt siyasetine yönelik hassasiyetin ifadesi mi?
Bir de şu: Acaba Kürt siyaseti, Erdoğan’ın yeniden seçilebilmesinin önünü açacak iradeyi sergilerse her şey başka türlü olabilir mi?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları

































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
5.02.2026
27.01.2026
23.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
16.01.2026
15.01.2026