Ahmet TAŞGETİREN
Hadi iddialı bir cümle kurayım: Bu davaların sonunda ya Erdoğan batacak ya CHP. Süreç oraya doğru gidiyor. Erdoğan bunun farkında mı, ya da sürece hakim mi bilmiyorum, ama gidişin oraya doğru olduğu apaçık gözüküyor.
Askerlere yönelik dâvâlar, Demirtaş’ın, Kavala’nın dâvâları, FETÖ’ye yönelik operasyonlar bir şekilde etkili oldu. Erdoğan iktidar gücünü kullandı ve netice aldı. Demirtaş’a ve Kavala’ya yönelik AİHM kararlarını bile uygulamayarak ilerledi.
2019’dan bu yana Erdoğan bir “Ekrem İmamoğlu meydan okuması” ile karşı karşıya. Aslında onu küçük gördüğünü okuyabiliriz, ama meydan okuma algısıyla fiili planda onu büyütmüş durumda. İlçe belediye başkanlığından yola çıkan bir adama, aşık olduğu İstanbul’u kaptırmak (!) kabul edebileceği bir durum değildi. İmamoğlu kim oluyordu?
20f9’da eski Başbakan’ı Binali Yıldırım’ın yanında İstanbul’u ilçe ilçe dolaştı, oy istedi. Olmadı. Seçim iptal edildi, ikinci defa meydanlara çıktı, yine olmadı. İmamoğlu’nda ısrar etti İstanbul halkı. Sonra 2024 - 31 Mart’ına gelindi. Bu defa Murat Kurum’un yanında, arkasında durdu, İstanbul’u yine dolaştı ilçe ilçe… İstanbul’u istiyordu ama olmadı, bu defa 2019’dakinden de daha büyük farkla aldı İstanbul’u Ekrem İmamoğlu…
Seçimlerden bir yıl sonra, 18 - 19 Mart’ta başladı İmamoğlu’na yönelik yargı operasyonu…
Yargı üzerinden geliştirilen böyle bir hamleyi “siyasi” nitelikli okumak için siyaset alfabesi bilmeye gerek yoktu. Türkiye tarihi, Yargının böyle siyasi amaçla kullanıldığı sayısız örneği saklıyordu sinesinde.
Bir yargı sillesi, İmamoğlu’nu siyaseten çökertip devre dışı bırakabilirdi. İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayı olacaksa şayet, o iş de böylece halledilmiş olurdu.
Tutuklamalar, tutuklamalar, tutuklamalar… Bir furya… Bu tutuklama furyalarına da alışkındı Türkiye…
İktidar medyası da, adeta Beştepe’den talimat almışçasına bir heyecanla sarıldı suçlamalara…
Halen bir yandan tutuklamalar, bir yandan iktidar medyasının suçlama kampanyası devam ediyor, bir yandan iddianame beklentisi yükseliyor ve bir yandan da Özgür Özel’in olayı derin bir hesaplaşma niteliğine büründürme istikametindeki hamlelerine tanık olunuyor.
Türkiye siyasetinin bu davaya kilitlendiği açık. Erdoğan tam da bunu mu istiyordu yoksa, elinde olmadan iş oraya mı evrildi, bilemiyorum.
Özgür Özel, el yükselterek, bir meydan okuma niteliğinde dâvâ seyrinin TRT’den yayınlanmasını talep etti. İddiaların boşluğuna inanmasa böyle bir talepte bulunamazdı, bu açık.
Kaldı ki Özgür Özel, şu ana kadar yaptığı ve yüzbinlerce insanla buluştuğu 50 mitingde de insanların gözünün içine bakarak “İmamoğlu’na yönelik suçlamaların içinin boş olduğu”nu seslendirdi. Siyaset ortamında suçlanan kişi olarak İmamoğlu’nun kendisini savunması normal olandı, oysa Özgür Özel, bir başkası adına meydanlara çıkarak sütrece ayrı bir boyut kazandırmaktaydı.
Şu da açık ki, TRT’den yayınlanmasa dahi, İmamoğlu duruşmalarının canlı yayında sunulur gibi, halkın gözü önünde gerçekleşeceği şüphesiz.
Bir kere Erdoğan “ahtapot – suç örgütü” ifadeleriyle bir anlamda davaları sahiplenmiş oldu.
Dolayısıyla, davalardan mahkûmiyet ve İmamoğlu’nun siyasi hayatının bitmesini beklediği düşünülebilir.
Özgür Özel ise, “İmamoğlu’nun masumiyeti”ne oynuyor. Buna inanmasa, iddiaların dayanaksız olduğuna kani olmasa, olayı bu ölçüde meydanlara taşımasının da kendisini bu ölçüde bağlamasının da imkânsız olduğu düşünülebilir.
İmamoğlu yargısı nasıl ilerler, diye bir soru var şüphesiz. Yani Yargıtay, AYM, AİHM safhalarında bugünkü gibi iktidar perspektifli bir mecrada mı yürünür, yoksa sonunda adalete ulaşılacağı inancı gerçekleşir mi, bu soru var.
Ama ne olursa olsun, halkın vicdanı da bir yargı makamıdır. Menderes’e verilen idam kararı adaletin icrası olarak mı kaldı halkın vicdanında?
İmamoğlu dâvâsında bugün ortaya çıkan ve nihayetinde ortaya çıkacak olan “Siyasi yargı” izlenimi, Erdoğan’ı ve Adalet ve Kalkınma Partisi’ni bugün de yıpratıyor, o zaman da yıpratacaktır.
Bir ihtimal: İmamoğlu’na yönelik operasyon “kumpas” çıkarsa…
Diğer ihtimal: İmamoğlu’na yönelik “suç örgütü lideri” iddiası halk vicdanında kesinleşirse…
Bu iki ihtimalden her birisi, bir siyasi çizginin iflâsını getirecektir.
Bence oyunun, bu boyut bilinerek oynanması herkes için hayati önemdedir.
Erdoğan siyasi hayatının bu evresinde yeni bir “kumpas”ın gölgesinde kalır mı? Sanırım bunun faturasını “Aldatılmışız, Allah affetsin” gibi söylemlerle de ödeyemez.
Süreç haberli – habersiz bir şekilde başladı, bundan sonra, belki bir yerde Ayşe Ateş gibi “Adalet gerçekleşsin, gerekirse kıyamet kopsun” denir, salt “Adalet”e kapı aralanırsa, ülke için bir kara sayfa yazılmamış olur.
Türkiye siyaseti hem 24 yıldan beri ülkeyi yöneten iktidar için hem de 2024 - 31 Mart’ında birinci parti haline gelen ve iktidar adayı olan Ana Muhalefet için sarsıcı bir sınavdan geçiyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
5.02.2026
27.01.2026
23.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
16.01.2026
15.01.2026