Ahmet TAŞGETİREN
Her gün yorumlar giriyor yazılarımın altına. Yorum olana can kurban. Değerlendirme olana, eleştiri olana can kurban. O alan okuyucu ile yazar arasındaki iletişim alanıdır ve yazar oraya gelenlerden, yazılarına tutulan aynayı görür. Nasıl anlaşıldığını, o alanda farklı hangi düşünceler bulunduğunu, kendi düşüncesinde tashih gereği olup olmadığını değerlendirir.
Bu tür değerlendirmelerden istifade ettiğimi belirtmek isterim, o tür yorumlar için teşekkür ediyorum.
***
Bir de suçlamalar, haksız yargılamalar var. Baktığımda suçlama ve yargılamalar okuyucuların kendi alanlarında da tartışmalara yol açıyor. Haksız ithamlara katılmayan okuyucular, onları yapanları insafa davet ediyor.
Bugün biraz cevap vereyim istedim.
Bazen “Ne kadar değiştiniz?” cümleleri sarf ediliyor gelen yorumlarda. Değiştim mi?
1969’lardan beri yazıyorum. Kendime bakıyorum insafta, adalette, merhamette, insanca duruşta bir değişim yok bende. Bu dönemin büyük kısmı benim çizgimin zorlukları içinde, dolayısıyla, en azından sistem boyutunda muhalefetle geçmiş. Değerlerimizi savunmuşuz, hayat tarzımızı savunmuşuz. İktidarda benim düşünceme yakın insanlar olsa bile, kurulu düzene muhalefet gerekmiş. Özal’ın iktidar döneminde başörtüsü mücadelesini hatırlayın, Refah döneminde, Ak Parti’nin ilk yıllarında yaşananları hatırlayın… çizgimiz belli.
Hoş, o dönemlerde bile iktidarda olan dostlara hatırlatmalarımız, uyarmalarımız olmuştur. O dönemlerde bile “iktidar”ı çok önemseyen dostlar, uyarılar karşısında “Bu dönemde bunlar yazılır mı?” diye itiraz etmişlerdir. Yazılanların iktidarda olanları yıprattığını, yıpratacağını, dolayısıyla zor kazanılan bir imkânın kaybedilmesinden endişe etmişlerdir.
Bugün bizim insanlarımızın iktidarı var. İyi işler yapılmıyor mu, yapılıyor. Peki yanlış işler? “GÜÇ”ün getirdiği psikoloji herkesi hep olumlu mu etkiliyor? Güç onu kullananlar için hep bir sınav alanı değil mi? Tarihte de iktidarların günahını – sevabını gücü kullanma biçimi belirlememiş mi?
İktidarı emanet ettiğimiz insanlar, bizim yakınlarımız olduğunda onların gücü yanlış kullanmaları durumunda ikaz etmek gerekmez mi? Bırakmalı, iktidarı nasıl kullanırlarsa kullansınlar mı demeliyiz? Yoksa iktidarda olanların “Biz yanlış yaptığımızda dostlarımız bizi uyarır, bizim ebediyet alemine savunulamayacak dosyalarla gitmemize mani olurlar” diye düşünmelerini mi beklemeliyiz?
Mustafa Yeneroğlu bir tweet atmış. Şöyle diyor: “İdarenizde bulunduğumdan beri kimin sırtına vurmuşsam, işte sırtım gelsin vursun, kimin malını almışsam, işte malım gelsin alsın” diyen Peygamberin ümmeti değiliz sanki, adaletle emrolunmamışız, bir günlük adalet 60 yıllık ibadetten üstün değilmiş, sanki hesap günü yokmuş gibi…”
***
Peygamber aleyhissalâtü vesselâmın “Günahsızlık” karakterine rağmen söylediği bu… O’nun eğittiği insanlardan birisi de çıkıp “Sen benim sırtıma vurmuştun ey Allah’ın Rasulü, aç sırtını ben de vurayım” diyebiliyor.
Rasûlullah’ın kurduğu İslam devletini devam ettiren halifelerin ikincisi Ömer (r.a.) halkın huzurunda hesaba çekiliyor ve kendisi buna sadece şükrediyor.
Ne yapmalı bu gelenekleri, sadece tarih sayfalarında mı bırakmalı? Haksızlık, adaletsizlik olunca susmalı mı?
Acaba ben mi değiştim yoksa iktidarda bizim arkadaşlarımız olduğu için artık haksızlık ve adaletsizlikleri görmemeye başlayan kişiler mi değişmiş oldu? Bakıyorum, adaletsizlik kendilerine dokunduğunda isyan ediliyor, başkalarına dokunduğunda “Zulüm var ama bugün görmek gerekir mi?” tereddütleri yaşanıyor. İnsanlar bunu kendi yüreklerine kabul ettirebilirler, ama böyle yapamayanları “Değiştiniz” diye suçlamamalılar.
Ak Parti milletvekili Mustafa Yeneroğlu bir tweet daha atmış; şöyle diyor:
“Bir kişinin bile haksız yere mağdur edilmesi küçük kıyametimiz olması gerekirken bir hukukçu olarak adım kadar eminim ki, on binlerce insan haksız yere cezaevinde ve-veya ihraç edilmiş. Artık hukuksuzluklar kanıksandı, vicdanları köreltti, toplumu kemiriyor.”
Ne dersiniz, sayın Yeneroğlu da mı değişti, yoksa gerçekte onun “Vicdanları köreltti, hukuksuzluklar kanıksandı” dediği alana girenler mi değişti?
Aslında yönetenler yönettikleri toplumun özgürce uyarılarda bulunacağını bildikleri ölçüde kendilerine çeki düzen verirler. “Dost acı söyler” sözü bunun içindir. Ebediyyet inancı olanlar için burada iken uyarılmak, ebediyyet aleminde uyarılmaktan her halükârda iyidir. Onun için dostlar bizi susturacaklarına uyarılarımızın kalblere ulaşmasına yardımcı olsalar daha doğru davranmış olurlar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
5.02.2026
27.01.2026
23.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
16.01.2026
15.01.2026