Doğu Ergil

Doğu Ergil
Doğu Ergil
Tüm Yazıları
Diyalog: Zaman, sınırlar ve yanılsamalar aynasında Türkiye
13.01.2026
120

Hakikat Arayıcısı: Hocam, herkes dünyada 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan düzenin dağıldığını söylüyor. Ama kimse gidişin nereye doğru olduğunu tam olarak tarif edemiyor. Sizce gerçekten yeni bir düzen mi kuruluyor, yoksa sadece büyük bir kaos mu geliyor?

Hoca: Kaos dediğin şey çoğu zaman yeni düzenin henüz adını koyamadığımız hâlidir. Dünya düzensizleşmiyor; alıştığımız düzen çöküyor. Ve insanlar çöküşü, doğası gereği, kaos sanıyor.

Hakikat Arayıcısı: Yani olan biteni liderlerin deliliğine, krizlerin tesadüfüne bağlamak bir yanılgı mı?

Hoca: Evet. Çünkü yapısal çöküşle yüzleşmek, bireysel hatalardan daha ürkütücüdür. Bir lideri suçlamak kolaydır; bir çağın bittiğini kabul etmek zordur.

Hakikat Arayıcısı: Plaquevent’in söylediği şey de bu mu? Küreselcilik bitti, yerine kıtasal paylaşım geliyor mu gerçekten?

Hoca: Plaquevent bir gelecek tahmini yapmıyor; bir eşik tarif ediyor. Diyor ki: Küresel normlar artık büyük güçleri engellemiyor. Hukuk yerini sınır korumaya veya belirlemeye; ahlâk yerini çıkar tanımına bırakıyor. Bunu yeni bir ahlsâksızlık olarak yorumlayanlar var ama işin aslı, eski düzenin işlemez hâle gelmesi.

Hakikat Arayıcısı: Hocam, “paylaşım” kelimesi ürkütücü. Sanki gizli bir komplo varmış gibi…

Hoca: İşte en büyük yanlış burada. Paylaşım bir masabaşı olayı değildir, bir süreçtir. Haritalar bir gecede çizilmez. Önce fiilî durumlar oluşur, sonra onlar meşrulaştırılır. Tarihte hep böyle olmuştur.

Hakikat Arayıcısı: Peki bu süreçte zaman neden bu kadar önemli?

Hoca: Çünkü tarihte en pahalı hata, yanlış zamanda doğru şey yapmaktır. Ara evre dediğimiz dönem, yani sınırların henüz netleşmediği zaman, orta ölçekli güçlerin nadiren özne olabildiği tek aralıktır. Bu fırsat penceresi kısa bir süre açık kalır.

Hakikat Arayıcısı: Türkiye de tam bu ara evrede mi?

Hoca: Evet. Ve Türkiye’nin asıl sorunu güçsüzlük değil; zaman bilinci eksikliği. Paylaşım öncesi dönemde hareket etmeyen, paylaşım sırasında hareket edemez. Paylaşım sonrasında ise iri kıyım güçler arasında hareket etmek bedel ister.

Hakikat Arayıcısı: Ama Türkiye zaten hareket ediyor. Doğu Akdeniz, Karadeniz, Suriye, Kafkasya…

Hoca: Hareket etmekle yön tayin etmek aynı şey değildir. Adım atmak başka, alan tanımlamak başkadır. Soru şudur: Bu adımlar bir bütünlük üretiyor mu, yoksa birbirinden kopuk tepkiler mi?

Hakikat Arayıcısı: Plaquevent Türkiye için “alt-merkez” diyor. Bu gerçekçi mi?

Hoca: Bu tezi kimi Türk akademisyenler (Ör. Baskın Oran) 20 yıl önce duyurmuştu. Teorik olarak makul görünen bu olasık pratikte o kadar kolay değil. ‘Alt-merkez’ olmak, sadece askerî güçle olmaz. İç siyasal istikrar, ekonomik istikrar ile dayanıklılık ve öngörülebilir diplomasi ister. Aksi hâlde alt-merkez olmak için yola çıkar, ‘tampon bölge’ olursun.

Hakikat Arayıcısı: Yani özne olmak ile ‘cephe ülkesi’ haline gelmek arasındaki çizgi çok ince?

Hoca: Son derece ince. Zincirleme savaş senaryosunda Türkiye denge kuran aktör değil, gerilimi emen ülke haline gelebilir. Bu, özne olmak değil; bedel ödemektir.

Hakikat Arayıcısı: Pekiyi tarafsızlık? Türkiye tarafsız kalarak korunamaz mı?

Hoca: Bu çağda tarafsızlık diye bir şey yok. Sadece tanımsızlık var. Ve tanımsız alanlar, her zaman başkaları tarafından tanımlanır. Tarafsızlık, güçlülerin lüksüdür; ara-bölgelerin değil.

Hakikat Arayıcısı: Küçük ve orta güçler için bu düzen çok acımasız görünüyor, öyle mi? 

Hoca: Acımasız değil; çıplak. Küreselci dönemde normlar küçükleri koruyordu. Şimdi normlar geriliyor. Geriye sadece güç, sınır ve irade kalıyor. Bu, romantik bir dünya değil; fazlasıyla gerçek(çi) bir dünya.

Hakikat Arayıcısı: Plaquevent’in tezi sizce fazla iyimser mi?

Hoca: Kısmen. Paylaşım mümkündür, ama kırılgandır. Büyük güçlerin en zor kabul ettiği şey sınırdır. Çünkü sınır, kabında durmanın ifadesidir. Eskikerin dediği gibi, “Güç, yayılmak istidatındadır.”

Tarih bize şunu öğretir: Büyük güçler çoğu zaman doğru olanı değil, yapabildiklerini yapar.

Hakikat Arayıcısı: O hâlde asıl tehlike nedir?

Hoca: Kaosu normalleştirmek. Yangını “yeni normal” sanmak. Eğer sınırlar bilinçle çizilmezse, çatışma çizer ve çatışma, çizdiği sınırları kimseye sormaz.

Hakikat Arayıcısı: Türkiye için son sözünüz ne olur hocam?

Hoca: Türkiye bu oyunun dışında kalamaz. Coğrafya izin vermez. Mesele kimin yanında durduğu değil; kendi sınırlarını tanımlayıp tanımlayamadığıdır. O da yetmez, bu sınırları koruyup koruyamadığıdır. Yanlış tarafta olmak tehlikelidir; ama atacağı adımların yönünü tanımlayamamak ölümcüldür.

Hakikat Arayıcısı:

Hocam zor konuda sizden aldığım ilhamla düşündüklerimi söyleyeyim:

  • Düzen çöktüğünde, ilk kaybolan şey hukuk değil; zaman bilincidir.
  • Tarafsızlık, güçsüzlerin sığınağı değil; güçlülerin ayrıcalığıdır.
  • Sınır kabul edemeyenler, sonunda sınırlarını savaşla öğrenir.
  • Kaos, çoğu zaman adı konmamış bir düzendir.
  • Ara evreler fırsat değil; sınavdır. Geçen özne olur, kalan nesne.
  • Küçük devletler kaybolmaz; boşlukta (varlıkları tanımsız) kalır.
  • Çağ ve düzen değişimleri, tereddüt edenleri ve geleceklerini tanımlayamayanları ezer.
  • Haritalar önce sahada çizilir, sonra kâğıda dökülür.
  • En pahalı hata, “henüz vakit var” cümlesidir.
Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yazarlar