Fehmi KORU
Son birkaç yıldır İstanbul-Ankara ve İstanbul-İzmir arası seferlerimin sayısı bayağı arttı. Tercih ettiğim yöntem de karayollarını kullanmak. Şehirler arasındaki köprüler ve otoyolları mahallemin cadde ve sokaklarından daha fazla tanıyorum.
İstanbul’dan Ankara ve İzmir’e yolculuklar için, paralı yollar kullanıldığında, en az 2 bin TL’yi göze almak gerekiyor…
Vergi vermekten hoşlanılmayan bir ülkede yaşıyoruz; devletin gelirleri daha çok dolaylı vergilerden elde ediliyor. Köprüler ve otoyollardan geçmek için ödenen yüksek ücretler devlete gidiyor olsa, hiç kuşkusuz “Helal olsun” derdim…
Ancak şehirler arasındaki köprülerin hepsi ile otoyolların çoğuna ödenen ücretler özel şirketlere gidiyor. Yalnız kullananların ödedikleri yüksek ücretler değil, devletin şirketlere taahhüt ettiği oralardan geçen araç sayısının altında kalındığında, aradaki farkı her bir vatandaş ödemek zorunda kalıyor…
‘Yap-işlet-devret’ adı verilen sistem öyle çalışıyor…
Devletin kasasına gelirleri doğrudan giren pek az karayolu ve köprü de yüksek ücret ödenerek gidilebilen diğerlerine eklenecekmiş…
Hükümet, ilki 1973, ikincisi 1988 yıllarında bütçe imkanları kullanılarak inşa edilmiş 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü ve yine aynı imkan kullanılarak hizmete sokulmuş yedi otoyolu özel şirketlere devretmeyi kararlaştırmış…
Bedeli karşılığında elbette.
Şirket, hizmeti devralmak için peşin bir para ödeyecek, bunun karşılığında tam 25 yıl köprüler ve otoyollardan geçiş ücretlerini kendisi tahsil edecekmiş…
“Bu ne iş?” diye soranlar sorularının cevabını konunun siyasi sorumlularından değil, görev tanımını ‘desteklenen siyasilerin her tasarrufunu savunmak’ olarak belirlemiş olan ekran yüzleri ile köşe sahiplerinden alıyorlar…
Köprüler ve otoyollar satılmıyor, işletme hakları belli süreliğine devrediliyormuş…
Ya da, köprüler ve otoyollar satılmıyor, gelirleri satılıyormuş…
Eskiden böyle tevillere “Ayvaz kasap hepsi bir hesap” diye mukabele edilirdi.
Yaşı müsait olanlar, 1980 darbesi sonrasında siyasi hayata yeniden dönüldüğünde, yapılan ilk genel seçimin öncesi, parti liderlerinin TRT ekranlarında çıktıkları açık oturumlardaki tartışmaları hatırlayacaklardır.
Her ikisi de çoktan rahmetli olmuş Anavatan Partisi lideri Turgut Özal ile Halkçı Parti lideri Necdet Calp arasında geçen “Satarım, sattırmam” tartışmalarından…
Özal, partisi iktidara gelirse, o zaman var olan tek köprünün gelirini satışa çıkartacağından söz ediyor, Calp ise, “Devletin malını kime satıyorsun? Sattırmam” mukabelesinde bulunuyordu. Özal’ın niyeti, birinci köprü satışından elde edilecek parayı, İstanbul’un iki yakası arasındaki araç trafiğinin artık taşınmaz hale gelmesiyle ortaya çıkan sıkıntıyı ikinci bir köprü inşaatı için kullanmaktı.
Günümüzde işletme hakkı devredilerek veya gelirleri satılarak köprüler ile bazı otoyollarını 25 yıllığına devlet envanterinden çıkarma hesabı yapanlar ise, bu yolla elde edilecek parayla yeni köprü veya yol inşasına gitmeyi akıllarından geçirmiyorlar.
Ya ne?
Niyetin ne olduğunu, çok genç yaşta kaybettiğimiz şairimiz (ö. 1950) Orhan Veli Kanık’ın ‘delikli şiir’ başlığını uygun gördüğü kısa şiiri açıklar gibi: “Cep delik, cepken delik, / Kol delik, mintan delik, / Yen delik, kaftan delik, / Kevgir misin be kardeşlik!”
Yapılmak istenenin özeti şu: Aşırı harcamalar ve yüksek faiz ödemeleriyle kevgire dönmüş devlet bütçesi yüzünden son kalan köprüler ve otoyollar da şirketlere devredilmek isteniyor…
Hem de öyle işe yarayacak bir gelir takviyesi de söz konusu değil; olsa olsa birkaç ayın bütçe açığının kapatılması amaçlanıyor…
İlk bakışta akıl alır gibi görünmese de gerçek bu.
Konuyu hak ettiği açıklıkta işleyen T24 yazarı Çiğdem Toker’den aktarayım:
“On beş yıl önce. İki Boğaz köprüsü ile otoyollar için girişilen ilk işletme hakkı devir ihalesi, devlete ödenecek gelir açısından 5 milyar 634 milyon dolar ile sonuçlanmıştı. Bu tutar, bugünün kuruyla 246,5 milyar TL’ye karşılık geliyor. Başka bir ifadeyle, ocak ayındaki bütçe açığından biraz fazla. Ocak ayı bütçe verilerine göre, bütçe açığı 214,5 milyar TL olarak açıklandı.”
Rahatsızlık duyanlar girişimi önlemek amacıyla gösteri yapmaya kalkıştıklarında polis engeliyle karşılaşıyorlar. Umarım, protestolarını, özelleştirilmiş köprüler ile otoyollardan geçmeme eylemine kadar vardırmazlar…
Endişemin sebebi belli: Üzerinden geçilsin geçilmesin, hakları devralmış şirketler, sözleşmede devlet tarafından taahhüt edilmiş araç sayısı ile irtibatlı bir parayı, hem de dolara bağlı bir kurdan, devletten tahsil edeceklerdir…
Yani hepimizden…
Şaka sanılmasın, gerçektir…
Yazarlar
-
Akif BEKİHukuk ve demokrasi önerileri süper ama uygulanırsa 19.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENBöyle olmamalıydı 19.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUOh ne âlâ memleket… 19.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUSilahsız siyaset aşaması 19.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciZenginleşmenin getirdiği fakirlik 19.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları





























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.02.2026
14.02.2026
12.02.2026
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
3.02.2026
1.02.2026
30.01.2026
29.01.2026