Gökhan ÖZGÜN
Tayyip Erdoğan ötekileştiriyor diyorlar.
Hayır, ötekileştirmiyor. Çünkü ötekileştiremiyor.
Ne yapsa, ne etse, ne söylese, bir türlü ötekileştiremiyor.
Ve, ötekileştiremedikçe, eli arttırıyor.
Ne kadar eli arttırsa, karşısında, bir türlü ötekileşmeyen, yüzyıldır kısık ateşte pişmiş, pişkin mi pişkin, riyakar bir ‘milli atar damar’, doymaz bir ’devletçi toplar damar’ buluyor ve Tayyip Erdoğan ilerledikçe ilerliyor.
Bir Hürriyet gazetesi yazarı yana yakıla ötekileştirilmekten söz ediyor. Türk’ün ‘gönülünü alma’ tonuyla yazılmış Ermeni soykırım tasarısını Almanya’nın onayladığı günün ertesinde Hürriyet’in ilk sayfasında büyük puntolarla “Yazıklar Olsun” başlığı atılıyor.
Bu mu ‘ötekileştirilmiş’ Hürriyet gazetesi?
Bu, ötede değil beride, şimdi Erdoğan’ın ve her daim devletin yanında duran, Ahmet Kaya ve Hrant Dink’in kuyusunu kazdıktan sonra hala hiç utanmadan Ermenileri ve Batı’yı ötekileştirme görevini ifa etmeye devam eden Hürriyet gazetesi.
Ötekileştirilenler yüzyıldır aynı, Ermeniler, Kürtler, bir kısım milliyetçilikten yeterince nasibini almamış sosyalist ve bir kaç liberal/demokrat.
Başka birileri de hakikaten ötekileşebilse, belki Tayyip Erdoğan duracak, ama o nokta bir türlü gelmiyor.
Devlet Bahçeli: “AKP ile PKK'yı kuytu köşelerde görüşürken yakalarsak bu vatanı bu iktidarı dar ederiz.” diyor.
Bu mu ‘ötekileşmiş’ MHP?
Kemal Kılıçdaroğlu Amerikan eyalet sisteminin ‘bölünmüş bir ülke’ olmak anlamına geldiğine dair AKP’ye devlet bütünlüğü dersi veriyor. Dünyayı bölünmüş bir devlet yönetiyormuş, haberimiz yok.
Bu mu ‘ötekileşmiş’ CHP?
Asker bir kaş göz işareti yaptığı zaman bayraklara sarınarak sokaklara dökülen ‘laik kesim’, CHP başkanının ayağına kurşun fırlatıldığı zaman parmağını kımıldatmıyor.
Bu mu ‘ötekileşmiş’ CHP seçmeni?
Kürt’ü kıralım mı? Kıralım. Meclis’ten atalım mı? Atalım.
Ermeni’ye Meclis’te bile vuralım mı? Vuralım. Dışarda kalmış bir kaç demokratı terörist diye içeri tıkalım mı? Tıkalım.
Derken, ’Namaz kılmayan hayvandır’. Ay, ama siz de çok ötekileştiriyorsunuz. Bazen merak ediyorum, ben mi başka bir ülkede yaşadım, yaşıyorum diye.
1980 darbesinde parklarda elele tutuşan gençleri tutuklatarak ahlak zabıtalığı yapmak yetkisini polisten de öte mahalle bekçilerine veren, her tutukladığı kadına da bekaret testi yapan laik-modern Türk ordusu değil miydi? (Her şeyi iyi kötü anladım da, laik Türk ordusunun bekaret merakını hiçbir zaman anlayamayacağım.)
Türkiye’de oruç tutmayana, namaz kılmayana ilk defa mı laf ediliyor?
Şu %50 diğer %50’yi ötekileştiriyor palavrasıyla daha ne kadar çöpleneceğiz bilmiyorum. Olay %80’le %20 arasında geçiyor. Cumhuriyetin kuruluşundan beri ilelebet ‘öteki’ ilan edilmişlerin ötekiliğinin tam tescili hususunda bugüne dek görülmemiş büyük bir bütünlük var.
Tayyip Erdoğan “her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldım” dediği zaman, eyalet sisteminden söz ettiği zaman ‘hakikaten’ ötekileştirdiğini fark etti ve güzel milletini ötekileştirmekten vazgeçti.
Tayyip Erdoğan’la ilgili en mühim nokta, bir diktatör olması değil, kendine has ideolojisi olmayan bir diktatör portresi çizmesi.
Tayyip Erdoğan çıraklık döneminden ustalık dönemine kadar kasabadan kasabaya dolaşan bir tatilci havasında memleketimdeki küçük büyük bir çok ideolojiyi ziyaret etti, orada misafir edildi, o ideolojinin ekmeğini yedi suyunu içti, onların şarkılarını söyledi, sonunda her Türk’ün altına toplandığı büyük çınar ağacını keşfetti ve onun gölgesine yerleşti.
Erdoğan’ı Hitler’le karşılaştırırken dikkatli olmak gerek. Hitler Yahudi meselesini eline aldı, köpürttükçe köpürttü, büyüttükçe büyüttü ve oradan, Ari ırka, kafatası antropolojisine kadar altında kendi imzası bulunan bir ideoloji yarattı. Hitler benzersiz bir ideologdu.
Erdoğan buna ihtiyaç duymadı. Ortada zaten paramparça edilmiş bir milli zihin ve hafıza var. Bunun parçalarını toplayıp işine geldiği gibi bir araya getirecek kadar meşakkatli ol, her birinin kekeleyerek söylediğini üstüne basa basa, bağıra bağıra söyle, senden karizmatiği yok, memleket de senin, dükkan da senin. Erdoğan’ın formülü bu.
Türk’e bambaşka bir millet, farklı bir kültür, farklı bir ülke olduğunu söylemek yetmez. Onun başlı başına bir medeniyet, hatta alternatif bir medeniyet olduğunu söylersen Türk’ün ruhu huzur bulur.
Bu kibir, Türk’ün gönlünde hiç umulmadık zamanlarda, yerlerde, kişilerde ve ideolojilerde karşılık bulur.
Ulusalcıların inanılmaz icadı, sonsuz enerji kaynağı ’erke dönergeci’ zırvası da, ‘islam dünyası liderliği’ teranesi de, bu ‘bedavaya medeniyet’ ihtirasının ürünüdür.
Peki Türk’ün medeniyete katkısı nedir? Bunu uzun süre Batılı tarihçiler de düşünmüş, bir şey bulamamışlar, ta ki Osmanlı arşivleri açılana dek, gördükleri karşısında şaşkınlıktan tarihçilerin dili tutulmuş, evet Türkler dünyada ilk merkezi devleti zamanından çok önce keşfeden, bu devleti kuran, inanılmaz bir titizlikle kayıtlarını tutan millet. Bunu ben söylemiyorum, itibar edilen bir tarihçi, Fernand Braudel söylüyor.
Tayyip Erdoğan da uzun süre dolandıktan sonra bu büyük ve tek Türk buluşunun, merkezi devletin dibine postu serdi.
Merkezi devletin bekçisi asker, peki sahibi kim?
Bunun ‘yeni bir cevabı’ Ülkücü geleneğin içinden gelen ve bu geleneğin 40 yıllık siyasi yolculuğunu takip etmiş Mümtaz’er Türköne’den geliyor.
Mümtaz’er Türköne Yarına Bakış’da çok çok önemli bir yazı yazdı. Ülkücülüğün içinden geçmiş birinin yazdığı bu yazıyı baştan sona okumalı. Çünkü bu yazı temelinde çok önemli bir ifşaat.
Altını çizerek bir ifşaat diyorum, çünkü Türköne yazısını baştan sona ifşaat tarzında yazmış. İşte Türköne’nin yazısından en can alıcı bölüm: “Daha daha ötesi ismi konmayan ve pek açık edilmeyen 'devletin MHP’lileşmesi' diye bir süreç neredeyse tamamlandı. 70’li yılların Ülkücü sloganları, dost-düşman tanımları, Türklük ve Müslümanlık sentezleri bugün devletin resmî ideolojisini oluşturuyor. Sol-sosyalist tezler hâlâ marjinal, Marksist-Leninist-Maoist gelenekten kopup gelen Aydınlıkçılar 70’lerin Ülkücü tezlerini biraz Avrasyacılık sosuna bulayarak savunuyorlar, 'Maocu Bozkurtlar'ın bir efsane olmadığını kanıtlıyorlar. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının vitrin süsü gibi durduğu Türk Solu da öyle.”
Türköne, aynı yazıda, eski Ülkücülerin, devletin, AKP’nin ve hatta CHP’nin önemli noktalarına konuşlandığı bilgisini de veriyor.
Türköne’nin yazısını okuduktan sonra insanın zihninde ister istemez Türkiye resmi şöyle şekilleniyor: İskeleti CHP, kanı canı damarları Ülkücü, Ulusalcı, elleri ayakları AKP, başı ve yüzü ise hiç kuşkusuz Tayyip Erdoğan.
Erdoğan, bu ucube Türk bünyesinde rahatsızlık çıkaran milli parçalara şiddetle ayar veriyor. Ağır kaldırınca beli tutulan adamın kırık çıkıkçıya gitmesi gibi, ani ve can yakıcı bir müdahale, bir çığlık ve hoop, iskelet şak diye yerine oturuyor.
Ortada siyaset diye bir şey kalmadı. Aynı mesnetsiz hikayeyi farklı kahramanlarla anlatan masallar çarpışıyor.
Hakikaten ötekileştirilenlerin % 90’ı Kürt, geriye kalan % 10’u
da parmakla sayabilirsiniz.
Hitler kendi silahını kendi eliyle tasarlamıştı.
Bir gün Tayyip Erdoğan, valla bu işin faili ben gibi görünüyorum ama elimdeki silah sizin eseriniz derse, kimsenin diyeceği bir şey olamaz.
Hoş, kimsenin bir şey diyemediği ve önüne baktığı an, Türk’ün sesini en yükselttiği ve diklendiği andır.
Not: Mümtaz’er Türköne’nin “MHP’nin kadroları ve fikirleri” başlıklı yazısı için yarinabakis.com, 16 Haziran Perşembe.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.06.2016
14.06.2016
11.06.2016